Asikurtlar©

Allah kimseyi Davutoğlu’nun durumuna düşürmesin

Allah kimseyi Davutoğlu’nun durumuna düşürmesin
21 Mayıs 2015 - 19:54 'de eklendi ve 4421 kez görüntülendi.

Artık herkes görüyor ve biliyor ki, AKP tek başına iktidarın sonuna gelmiştir ve 8 Haziran’dan itibaren Türkiye 13 yıllık karanlıktan, belirsizlikten ve sırtındaki ağır yükten kurtulacaktır. Bu kesin gerçek iktidar mensuplarının kimyasını bozuyor. Panikle, korkuyla konuşuyor, kendilerini kaybediyorlar. Öyle şeyler söylüyor, öyle iddialarda bulunuyorlar ki, gülelim mi, ağlayalım mı bilemiyoruz? Özellikle kendilerini dinleyenlerin, ruh hallerini gerçekten çok merak ediyorum. Zira, insan aklıyla bu kadar açık ve aleni biçimde alay edilmesini nasıl içlerine sindirdiklerini izah etmekte çok zorlanıyorum.

ERDOĞAN’A BENZEME ÇABASI
Sayın Cumhurbaşkanının ezberlerini biliyoruz. Anayasayı ve ettiği yemini ayakları altına alarak artık yalama olmuş sözleri tekrarlamasının ne millette, ne siyasette hiçbir karşılığı bulunmuyor. Konuşmaları, milletin 13 yıldır nasıl kandırıldığının çok daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve AKP’nin çöküşünü daha da hızlandırmak dışında hiçbir etki ve sonuç doğurmuyor. Buna rağmen Başbakan Davutoğlu’nun çareyi, kendi üslubunu, kendi felsefesini, kendi doğrularını bir kenara bırakarak daha çok Erdoğan’a benzemeye çabalamakta bulması, ortaya trajikomik sonuçlar çıkarıyor.

MİLLETLE ALAY EDİYORLAR
“Paralel yapı, cehape, mehape, hadepe” diye söze başlamak, bir Erdoğan klasiğidir. Bir zihin bulandırma, kendi yaptıklarını milletten gizleme siyasetidir. Zira, aklı başında olan, insaf, vicdan ve iman sahibi herkes çok iyi bilir ki, paralel yapı da, PKK ve ihanet de AKP’nin ürünüdür.Menfaat ve ihanet yolunda yıllarca birlikte yürümüş, birbirlerini büyüterek gelmişlerdir. Bu ülkede yaşayıp akıl sağlığı yerinde olan hiç kimsenin bu tespite bir itirazı olamaz. Hem paralel yapı, hem PKK ve HDP için, “Ne istedilerse verdik” diyen bizzat sayın Cumhurbaşkanıdır. Buna rağmen çıkıp, siyasi ömrü bu tür yapılarla mücadele etmekle geçmiş ve bu uğurda bedeller ödemiş MHP’yi HDP ve paralel yapıyla ilişkilendirmek, milletin aklıyla alay etmek dışında neyle izah edilebilir?

YA FARKINDA DEĞİL, YA YANLIŞ BİLGİ VERİLİYOR
Sayın Başbakanı dinlerken, “acaba etrafında kendisini uyaran kimse yok mu?” diye düşünüyorum. Çaresiz biçimde Erdoğan’ı taklit ederken ne duruma düştüğünün ya farkında değil veya birileri kendisine yanlış bilgi veriyor. Söylediklerinin ne kadar asılsız, yanıltıcı ve kasıtlı olduğunu, buna karşılık işin doğrusunun nelerden oluştuğunu, Sayın Devlet Bahçeli seçim meydanlarında açıklıyor. Düzce’de AKP ve MHP bir gün arayla miting yaptılar. Sayın Bahçeli’nin Düzce mitinginin ayrıntıları gazetemizde yer almaktadır. Biz, Sayın Davutoğlu’na cevap olan kısımları hatırlatmakla yetineceğiz:

TÜRK TARİHİNDEN SÜZÜLEREK GELDİK
Başbakan diyor ki; bizim tarihimiz yokmuş, kimliğimiz sınırlıymış. Kendi tarihi de Akçakoca’ya, Konuralp’e, Şeyh Edebali’ye kadar gidiyormuş. Davutoğlu’nun bilmesi gereken bir hususu özellikle kendisine Düzce’den hatırlatıyorum: Bizim tarihimizle kendilerinin tarihi aynı değildir, zaten de olması beklenmemelidir. Çünkü biz yaşanmış Türk tarihinden süzülerek geldik. Çünkü biz milli tarihin sayfalarına destanları, şan ve şerefi kan mürekkebiyle yazarak bugünlere ulaştık. Ya Davutoğlu ve zihniyeti ne yaptı? Kimliğimizin sınırlı olduğunu söyleyecek kadar aklı ve gönlü kararan kimliksizler şimdiye kadar nelere yol açtı? Tarih diye hangi kandırmacayı yutturmaya çalıştı? Davutoğlu tarihlerini incelerse yollarının Konuralp’e değil düşman tekfurlara; Akçakoca’ya değil Anadolu toprakları üzerinde plan yapan Bizans artıklarına çıktığını gayet net olarak görecektir.

GEL, COŞKUYU GÖR
Sayın Başbakan, “Onlar Düzce’ye geldiklerinde böyle bir topluluğa hitap edemezler ki” diye bir cümle kullanmıştı. Düzce’nin coşkusunu gördükten ve Sayın Bahçeli’nin şu değerlendirmelerinden sonra, her halde böyle konuştuğu için pişman olmuştur:
Sayın Davutoğlu, gel de coşku gör, gel de meydan gör, gel de Düzce’nin dosta nasıl güven verdiğine, düşmana nasıl korku saldığına tanıklık et. Bizim mitinglerimize devletin araçları insan taşımıyor. Bizim mitinglerimize valiler, kaymakamlar ve diğer memurlar destek vermiyor. Bizim mitinglerimize kiralık alkışçılar getirilmiyor, bindirilmiş kıtalar yerleştirilmiyor. Bizim mitinglerimize zorla, tehditle ve hatta parayla insan da gelmiyor. Bizde; yürek vardır, samimiyet vardır, muhabbet vardır, sadakat vardır, cesaret vardır, Türkiye sevdası bayrak gibi dalgalanmaktadır. Ve buradaki her şey Düzce’nin iftiharı milli vicdanların gönüllü eseridir. Sayın Başbakan, gerçekten miting görmek istiyorsan, milletine ve vatanına karşılık beklemeden ve aşkla hizmeti şeref bilen tertemiz vicdanları, pırıl pırıl Milliyetçi-Ülkücü yüzleri gel de burada tanı.

KANDAN GEÇİNEN BELLİ
Sayın Davutoğlu Erdoğan’dan öğrendiği bir tekerlemeyi Düzce’de de tekrarladı. Ancak, işin aslını yine Sayın Bahçeli açıkladı: Davutoğlu bizi, CHP-HDP ve sözde paralel yapılanmayla aynı karede göstermeye kalkarak bu şebekeye dahil olduğumuzu hayasızca söylemiştir. İhanet AKP’ye has bir rezilliktir. Şebeke kurmak, Kandil’e şebeklik yapmak, rüşvet ve ihanet kervanına katılmak, hatta başı çekmek AKP’nin ve Davutoğlu’nun uzmanlık alanlarıdır. Bizim HDP’yle aynı çizgiye geldiğimizi iddia eden Serok Ahmet, asıl ipleri Kandil’de olan terör elçileriyle hangi tezgah ve tuzakları kurduklarını açıklamalıdır. Adana ve Mersin’deki bombalamaların altında kimler vardır? Hangi siyasi hedefler gözetilmiştir? Davutoğlu, MHP’yle HDP’yi aynı çizgide gösterecek kadar küçülüyorsa, doğruları söyleyecek ve meselenin içyüzünü aydınlatacak kadar büyümeyi denemelidir. Kandan geçinen esasen bellidir. Ölümden geçinen de ortadadır.

DÖRT HIRSIZ ÜLKEYİ GÖTÜRÜR
Başbakan son günlerde sık kullandığı bir tekerleme de, “bir doğru dört yanlışı götürür” olmuştur. Peki, bu cümlenin doğrusunun ne olduğunu yine sayın Bahçeli ilan etti: ” Davutoğlu’nun birileri dediklerinin kimliği, dört yanlıştan kastının ne olduğu esasen bizim meselemiz ve gündemimiz değildir. Başbakan unutmasın; dört yanlış bir doğruyu ancak imtihanlarda götürür. Fakat dört hırsız bir ülkeyi ancak AKP’yle götürür ve götürmüştür. Davutoğlu ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilmekten acizdir. Ve kendisi acınacak haldedir. Niyazım odur ki, Allah hiçbir kulunu Ahmet Davutoğlu’nun durumuna düşürmesin.”

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER