Asikurtlar©

Ali Türkşen Atatürk’ün izinden gidersek yaraları daha çabuk sararız

Ali Türkşen Atatürk’ün izinden gidersek yaraları daha çabuk sararız
01 Ağustos 2016 - 6:00 'de eklendi ve 6870 kez görüntülendi.

Ali Türkşen, FETÖ’cü çetenin darbe girişimini değerlendirdi. “Türkiye’nin fabrika ayarlarına dönmesi gerekiyor” dedi ve ekledi: Atatürk’ü referans almalıyız. O zaman daha hızlı ilerleriz.

Televizyonda iki dakikaya sığdırdığı Türkiye’nin normalleşmesi süreci yorumu bir anda sosyal medyanın gündemine oturan Balyoz davası mağdurlarından emekli Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen, SÖZCÜ’ye konuştu. “Ülkenin fabrika ayarlarına dönüşü en başta ‘Türk’ demekten korkmamaktır” diyen Türkşen, Atatürk’ün evrensel değerler üzerine söylediklerinin yeniden bu ülkenin referansı olması gerektiğini anlattı ve ekledi: “Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’ye iki ayyaş diyordunuz. Şimdi Lozan’ı övüyorsunuz.”

‘ONLAR, O RÜTBELERİ DE MAKAMLARI DA HAK ETMİYOR’

Emekli Kurmay Albay Ali Türkşen, Bora Erdin’in sorularını yanıtladı. Türkşen, “Darbeci hainlere rütbeleriyle hitap etmemek gerek. Çünkü bu rütbe ve makamları hak etmiyorlar” dedi. Türkşen, adil şekilde yargılanma ve hukukun altını çizdi.

 

MUSİBETTEN FAYDA ÇIKTI

– Bilmeyenler için Balyoz kumpasında yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?
Bizim maceramız Poyrazköy davası ile başladı. Çok basit şeylerden, telefon görüşmelerinden linç edildik. Biz baştan teşhisi doğru koyamadık. Karşımızda Türk polisi, hakimi, savcısı var, derdimizi anlatırız bu işin bir kumpas olduğu anlaşılır diye düşündük. Ancak karşımızdaki insanların da bu kumpasın parçası olduğunu tespit edemediğimiz için böyle bir süreç yaşadık. Bunun bir kısmı cezaevinde geçti. Ancak 15 Temmuz’u gördüğümüzde bize yapılan kötülüğün alt seviyede kaldığını gördük. Türkiye keşke bunları yaşamasaydı. Biz böyle bir milletiz, her musibetten fayda çıkarmayı biliyoruz.
– 15 Temmuz’a dönelim… FETÖ’cülerden böyle bir kalkışma bekliyor muydunuz?
Evet, bir girişim olabileceği tahmin ediliyordu ama fiziki olarak bir olaya girişeceklerini tahmin edemiyordum.

PARTİ DEĞİL DEVLET AKLI

– Herkes bundan sonra ne olacağı sorusuna yanıt arıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’nin ne olursa olsun bir parti zihniyeti ile değil de devlet aklıyla hareket etmesi lazım. Kucaklayıcı olmalı, ötekileştirmeden ‘biz’ diyebilmeliyiz. Eğer diyemiyorsak sıkıntılar devam eder. Ardından kurumlardaki temizliği yapın ama liyakat sistemini getirin. Sırf sizden olduğu için birisini atamayın. Sizinle aynı düşünmeyen ancak o işe layık ve hak eden kişiyi seçin. O zaman devlet olursunuz. Eğitim sistemini değiştirmek lazım. Çocuklar, evrensel değerlerle bütün dünya ile bütünleşecek bilimsel eğitim alsalar kötü insan mı olurlar?

BİZ TEK BİR MİLLETİZ

– ‘Fabrika ayarlarına dönmek’… 15 Temmuz’dan sonra bu konuşulmaya başlandı…
Bu ülkenin fabrika ayarlarına dönüşü en başta ‘Türk’ demekten korkmamaktır. Korkmayacaksınız. ‘Türk’ diyeceksiniz. Niye Türküm diyemiyorsunuz? Sonra Türkiye’nin kuruluş felsefesine dönülmesi gerekiyor. Atatürk’ün ilkelerini kabul etseniz yanlış mı olur? Bu ilkelerde size ters gelen ne var? O anlamda önemsiyorum ben fabrika ayarlarına dönmeyi. Biz tek bir milletiz. Ülkeyi kim idare ederse etsin biz sadece huzurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Benim savunmadığım fikirleri kullanan bir parti de iktidar olabilir. Ama toplumun her kesimine eşit şekilde yaklaşarak insana değer veren bir anlayışla yönetilmek isteriz. O yüzden fabrika ayarlarına dönmek zorundayız. Gördük ki olay din de değilmiş, başörtüsü de değilmiş. Biz dinsiz miydik bunlar başımıza geldi? Bunlar dindar mıydı?

ATATÜRK, TÜRK, BAYRAK…

– Atatürk’ün kıymeti bu süreçte daha iyi anlaşıldı…
Ben, Atatürk’e saldıranlara soruyorum: Atatürk’ten neden haz etmiyorsunuz? Atatürk’ün evrensel değerler dışında söylediği başka bir şey yok. Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’ye ‘iki ayyaş’ diyordunuz. Şimdi Lozan’ı övüyorsunuz. Atatürk’ün ‘Hakimiyet Milletindir’ sözünü her yere asıyorsunuz. Beğenmeyebilirsiniz ama evrensel anlamda sizin doğru olarak kabul ettiğiniz neyi söylemedi Atatürk? Niye bu kadar itici geldi. Ama şimdi başa döndünüz. Demek ki doğruymuş, ülkenin hamurunda bu varmış. Türküz deyin, bayrak deyin, Atatürk deyin. Atatürk size gelmiyor. Siz ona gidiyorsunuz. İstemediğiniz, kabul etmediğiniz tüm değerlerine geri dönüyorsunuz. Çünkü Atatürk’ün yanlış söylediği bir şey yok. Bunları yaparsanız yaralarımızı sararak hızlı bir şekilde ilerleriz.

ÖZEL, “FETÖ’CÜ AMİRALE SELAM VERMEM’ DEDİM DİYE DAVA AÇTI

– Genelkurmay eski Başkanı Necdet Özel ile bir davanız var…

Amerika’da Gülen’i ziyaret eden amiraller var. Biz bunları isim isim Emniyet yetkililerine verdik. Ben cezaevinden çıktıktan sonra, ‘Fethullah’ın amiraline selam vermem’ açıklaması yapmıştım. Dönemin Genelkurmay Başkanı Özel, ‘TSK’da Fethullahçı yapılanma kesinlikle yoktur’ diyerek bana ‘disiplinsizlikten’ dava açtı. Özel’in aynı dönemlerde askeri birlikleri gezerek ‘TSK’da Fethullahçı yapılanma yoktur. Bunu iddia eden varsa gelsin bana söylesin’ dediği şahitlidir.
– Askeri okulların kapatılması konusunu nasıl yorumluyorsunuz?

Bugüne kadar ne sıkıntısını gördüyseniz onları düzeltmeniz gerek. Bugün bir araba kazası olduğunda ‘bundan sonra kimse araba kullanmayacak’ demiyorsunuz. Oradaki sıkıntıyı çözüyorsunuz. O zaman bu okulları kapatmayacaksınız. Askeri okullara girişte soruları çalıyorlarsa, soruları çaldırmayın. O okullar neyi yapamıyorsa onu araştırın ve düzeltmeye çalışın.

KUMPASA UĞRAYAN KOMUTANLAR ÜLKEYİ BU HAİNLERE BIRAKMADI

– Bu kadar FETÖ’cü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içerisinde nasıl yapılandı? YAŞ kararlarıyla ihraçlar da başladı bunu nasıl yorumluyorsunuz.

Şimdi 15 Temmuz’dan itibaren yapılan ihraçlara ve görevden almalara bakıldığında bu listelerin daha önce de ellerinde olduğu anlaşılıyor. Yani darbe girişiminden sonra ortaya çıkan bir durum değil. Peki bunu siz 14 Temmuz’da neden yapmadınız. F-16 ve kobra helikopteri pilotlarının insanların üzerine mermi atması mı lazımdı ki bu kırılma yaşanabilsin. Keşke bunlar yaşanmadan bu tasfiyeler yapılabilseydi. Üzücü olan bu.
– Kumpas mağduru olan komutanlar, bu süreçte terfi aldı…
Vatan hainlerinden boşalan yerlere genç arkadaşlarımızın, vatansever subaylarımızın getirilmesi olumlu bir gelişme. Bana da, ‘Size ihtiyacımız var’ denseydi emekli olmazdım. ‘Kıyıda köşede bir görev verecekseniz emekli olacağım. Köşede oturacak biri değilim’ dedim. Ama arkadaşlarımız görevlerinin başlarına döndüler, meydanı vatan hainlerine bırakmadılar. Darbeyi önleyen yine TSK’nın kendisi. Bunu da herkesin bilmesi lazım.

KREDİ KARTIYLA BOTA BENZİN ALIP KARDAK’A BAYRAĞIMIZI DİKMİŞTİ

EMEKLİ Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen, 1987 yılında Deniz Harp Okulu’ndan Makine Mühendisliği denkliği ile mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en seçkin birimi Sualtı Taaruz Timi’nde (SAT) görev yaptı. Türkiye onu 1996 yılında, Yunanistan ile yaşanan Kardak krizi sürecinde tanıdı… Kardak kayalıklarına Türk Bayrağı’nı diken timin başındaydı Türkşen. Göreve çıkmadan önce de bakkaldan ekmek arası peyniri kumanya yapıp, bota gerekli olan benzini de kendi kredi kartları ile almışlardı… ‘Kardak Kahramanı’ Türkşen, 2011 yılında Balyoz kumpasıyla tutuklandı. Kendi deyimiyle Hasdal Cezaevi’nde 3.5 yıl ‘zorunlu ikamet’ etti… Kumpasın ortaya çıkmasıyla da 2014’te özgürlüğüne kavuştu… Şimdi, kumpas mağdurları için ‘iade-i itibar’ isteniyor. Türkşen bunun için, “Benim itibarıma bir şey olmadı ki iade etsinler. Ama özür bekliyorum” diyor.

 

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER