SON DAKİKA

Algı Yaratma Ve Yönetme Malzemesi Şarkı Ve Diziler

Bu haber 28 Şubat 2014 - 9:32 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Yıldıray Çiçek

Napolyon’un , “Bana ya on bin asker bulun, ya da on tane marş yazıp getirin” sözünü ilk defa değerli sanatçı / yazar Ahmet Şafak’ın “Şöhret Sanatı Öldürdü Cinayeti Ben Gördüm” kitabını okurken rastlamıştım. Aslında bu kitabın ismi, bugün yazacaklarımın da büyük oranda özetidir.

Kim ne derse desin AKP iktidarı Napolyon’un sözündeki içeriğin farkında olup oyunu bu manada kuralına göre oynamaktadır. İktidar ve para gücüyle dizileri, sanatçıları, senaristleri, yönetmenleri siyasi menfaatleri için dönüştürüp kullanmaktadır.

Çünkü algı yaratma ve yönetmede AKP buna çok büyük ihtiyaç duymaktadır. Buna en büyük örnek Kurtlar Vadisi dizisinin çıkış noktasıyla şu an geldiği nokta olacaktır. Kurtlar Vadisi yayına ilk başladığı yıllarda, Türkiye’de ve bölgemizde yaşanan olaylara milli pencereden bakan bir senaryo üzerinden yol yürüyordu. Öyle ki, Recep Tayyip Erdoğan’ın “O adam artık bitti” dediği merhum Rauf Denktaş’a bile dizide rol vererek, Kıbrıs Türklüğü üzerinde oynanan oyunları anlatmasına fırsat vermişlerdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Eşbaşkanlığını” yaptığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin bölgedeki hedeflerini, Türkiye üzerindeki sinsi planlarını deşifre ediyorlardı. Hatta PKK terör örgütünün gerçek yüzünü anlatan “Kurtlar Vadisi Terör” isimli dizi, bizzat AKP’nin baskısı ve tehdidi yüzünden birinci bölümünden sonra yayından kaldırılmıştı.

Demek ki “Alo Fatih” telefonları o günlerde de işlevini sürdürüyormuş. AKP iktidarı, PKK’nın yurt içi ve yurt dışı ilişkilerini deşifre eden, terörün arkasındaki güçlere projektör tutan Kurtlar Vadisi’nden rahatsız olup diziyi sansürletmişti. Başbakan Erdoğan ile “Alo Fatih” arasında geçen telefon görüşmesini hatırlayın, o günlerde “Kurtlar Vadisi Terör” isimli dizinin nasıl yayından kaldırılmış olduğunu anlayın…

“Kurtlar Vadisi Terör” AKP tarafından yayından kaldırıldığında, filmin yapımcısı durumundaki “PANA Film” şu özet açıklamayı yapmıştı:

*23 yıldır Türkiye’nin gününü kana bulayan, ufkunu kapatan ve geleceğini körelten terör belasının arkasındaki karanlık gerçekleri konu edindiğimiz dizimizin yeni bölümlerine gelen yayın yasağı fiili bir durumdur.

* Hiçbir demokratik hukuk devletinde görülemeyecek bir uygulama ile dizimizin yayımlanması imkânsız hale getirilmiştir.

* Kurtlar Vadisi, daha birinci bölümün ilk sahneleriyle birlikte bu ülkede her şeye rağmen herkesin kardeş olduğu bilincini pekiştirmek için en etkili örneği vermiştir. Dizinin en güçlü mesajlarla vurguladığı Kürt ve Türk’ün kardeşliğinden rahatsız olanlar Kurtlar Vadisi’ni suçlamış, yayın engellenmiştir.

*Kurtlar Vadisi, kanlı sürecin yol açtığı dolaylı-dolaysız 300 milyar dolarlık kaybın hesabını sorgulayacağı için mi sakıncalı bulunmuş ve susturulmak istenmiştir?”

Ama başta belirttiğimiz gibi AKP’nin iktidar ve para gücü bu filmi bile sonradan AKP’nin gayrı-milli, hukuksuz, adaletsiz siyaset tarzını savunan, masumlaştıran ve meşrulaştıran bir hale dönüştürmüştür. “Vatan kurtaran” Polat Alemdar’ın rolü , ‘AKP’yi kurtarma’ rolüyle yer değiştirmiştir. Polat Alemdar filmde, Necati Şaşmaz da gerçek hayatta AKP’nin emir eri olmuştur. Şöhret, sanatın adamlığını öldürmüş, cinayeti de tüm Türkiye görmüştür.

Recep Tayyip Erdoğan neyi savunuyorsa, şu an Kurtlar Vadisi dizisi de onun senaryosunu oynamaktadır. Yandaş medya neyi yazıyorsa, neyi manşet atıyorsa Kurtlar Vadisi dizisinde o hayat bulmaktadır. Kurtlar Vadisi dizisi yıllar önce bir yazımızda belirttiğimiz gibi artık ‘Ampul Vadisi’ olmuştur. Ama artık reytingleri düşen bu dizi, izleyici kaybetmesi yüzünden ve sıkıcı olmaya başladığı için, AKP algı yaratma ve yönetme için yeni arayışlara girmiş ve bunu da hayata geçirmiştir. Bunu da adı ‘Tayyip Radyo ve Televizyonu” haline gelen TRT’de ‘Kızıl Elma’ isimli diziyle başlatmıştır.

Çünkü AKP büyük bir eriyişe geçmiştir ve özellikle de ‘dış güçler ve yerli uzantıları bize operasyon yapıyor’ algısı yaratarak, hırsızlığın, yolsuzluğun ve rüşvetin üzerini kapatmaya çalışmaktadır. “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldığını” söyleyen bir iktidara milliyetçi semboller kullanılarak hazırlanan bu dizi hazırlayanların büyük ayıbı ve utancıdır.

OSMAN SINAV BU SINAVI GEÇEMEDİ , “KIZIL ELMA” ÇÜRÜK ÇIKTI!

Dizi filmin adı, Türk milliyetçilerinin ideolojik kodu olan ve hedefi olan ‘Kızıl Elma’dır.

Dizi filmin müziği, Türk milliyetçilerinin ve Ülkücülerin programlarında, konserlerinde, cep telefon melodilerinde en çok kullandığı ve Uğur Işılak isimli sağdan-sola her yere, her yöne dönmesiyle meşhur sanatçının çalarak AKP’ye seçim şarkısı yaptığı Arslanbek Sultanbekov’a ait olan ‘Dombra” müziğidir.

Yapımcısı 2003 yılında bir röportajda “Geçmişte beni Ülkücü yapan ruha şimdi de inanıyorum.” diyen , “Çok sıkı solcu arkadaşlarım vardı ama ben Ülkücü tavırlıydım, o çevrenin içindeydim.” diyen Osman Sınav’dır…

Herhalde bu filmin asıl senaryo yazarı da Yiğit Bulut, Abdülkadir Selvi, Burhan Kuzu gibi kişilerden oluşan komedi dans üçlüsüdür.

‘Kızıl Elma’ ismini duyunca Osman Sınav’ın olduğu yerde milli bir ruh olur diye bekliyorduk ama TRT’de yayınlanacak olması bizi şüphelendiriyordu. Şüphemizde hiç yanılmamışız. Dizi film “Kızıl Elma” değil ,’Kızıl Ampul’ çıktı.

Dizinin fragmanlarına rastlıyordum ama hiç izlememiştim daha sonra Radikal Gazetesi’nde Osman Sınav’ın bir röportajını okuduktan sonra hiç ilgimi çekmedi.

Radikal Gazetesi’nin “Ak Parti’ye yakın olduğunuz ve yeni dizi ile AK Parti ideolojisine hizmet ettiğiniz söyleniyor…” sorusuna Osman Sınav’ın “Bu yakıştırmalar yersiz ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bugünün Kızılelması’nı koyan Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye 2023’te bölgesel güç, 2071’de dünya devleti olacak diyor. İşte bunlar birer Kızılelma’dır.” şeklindeki yanıt vermesi zaten filmin baştan çürük temeller üzerine kurulduğunu göstermişti.

‘Kızıl Elma’ dizisinin son bölümünün sonuna sosyal medyada denk geldim ve izledim. O bölümü izledikten sonra da bu filmin AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ı kurtarma dışında bir amacının olmadığını bir kez daha çok net anladım.

Filmde MİT görevlisi Murat, MİT Müsteşarı’yla buluşmasında, “Türkiye’ye sızmış paralel örgütten” bahsediyor ve hedeflerinin Başbakan olduğunu söylüyor. Ve bu diyalogdan sonra ‘Dombra’ müziği devreye giriyor. Sanırsın ki, Başbakan Erdoğan cephede milli mücadele veren bir milli kahraman…

Oysa ‘Dombra’ marşı ve uçuk -kaçık senaryolarla aklamaya, paklamaya çalışılan Recep Tayyip Erdoğan yabancı ülkelerin projelerinde görevli, PKK’yı yol ve dava arkadaşı edinmiş ve şimdi hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvetle suçlanan birisidir.

AKP tükenirken, Kurtlar Vadisi, Kızıl Elma, dönek Uğur Işılak’ın seçim şarkısı ile kendisini kurtarmaya çalışmaktadır. Maksat zihinleri zehirlemek ve gerçekte yaşananları milletten gizlemektir… Olmayanları oluyor, olanları olmuyor şeklinde göstermek için en fazla yoğunlaştıkları günler, bu günlerdir…

Nasıl yoğunlaşmasınlar ki, ‘Hırsız Vaaar!’ diye her köşe başından bir vatandaş haykırıyor. Her konuda çuvalladılar, her konuda rezil oldular. Herşeyi ellerine, yüzlerine bulaştırdılar. AKP’nin finali kendi hazırladığı rezaletlerle sonuçlanacak gibi görünüyor.

Artık ne Kurtlar Vadisi, ne Kızıl Elma, ne de Uğur Işılak’ın çalarak yaptığı Dombra’lı seçim şarkısı Recep Tayyip Erdoğan’ı kurtaramayacaktır.

‘Fosforlu kedigözü’ duyarlılığındaki Polat Alemdar, Çürük Elma’larla Recep Tayyip Erdoğan’ı milli kahraman yapmaya çalışan Osman Sınav, AKP’nin siyaset tarzına uygun bir şekilde şarkı çalarak yalakalık yapan Uğur Işılak, bu algı yaratma ve yönetme işinde zavallı bir figürandır.

“Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldığını” söyleyen bir iktidara, milliyetçi kokusu sürülerek hazırlanan her dizi ve her şarkı, hazırlayanın basitliği ve şöhret budalalığıdır.

Bunlar şöhret ve para için milli değerlerin katili olmayı tercih etmişledir. Bu cinayeti biz gördük, sizler de görün…

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.