Asikurtlar©

Alçak darbe girişimi ve demokrasinin asıl kahramanı

Alçak darbe girişimi ve demokrasinin asıl kahramanı
22 Temmuz 2016 - 10:05 'de eklendi ve 5508 kez görüntülendi.

Ramazan Bayramı’dan bu yana Tokat ve memleketim Kayseri’de köydeydim. Tam darbe girişimin olduğu 15 Temmuz günü akşam Ankara’ya döndüm. Eve girdim, tekrar evden çıkmak için hazırlanıyordum ki, Ankara semalarında uçakların çok alçaktan uçuş yaptığını dışarıdan gelen seslerden hissettim. Arkadaşlardan gelen bilgilendirme mesajları da Türkiye’de olağanüstü bir durumun olduğunu gösteriyordu. Televizyonu açtım ve Boğazköprü’de bir avuç askerin yolu kapatan görüntülerini gördüm. Sonra yavaş yavaş ortaya çıkan haberler gösterdi ki, Türkiye’de bir darbe girişimi, o günün meşhur kavramı “Kalkışma” vardı.

Evden hazırlanıp süratle MHP Genel Merkezine geçtim. MHP Lideri Devlet Bahçeli makam odasında Türkiye’nin her yerinden gelen bilgilerle gelişmeleri takip ediyordu. MHP Genel Merkez yöneticileri de şuurlu bir şekilde Türkiye’deki teşkilatları MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin duruşu noktasında bilgilendiriyordu.

Türkiye’de darbe girişimin kimler tarafından organize edildiği daha netleşmeden, uçak sesleri Ankara’da duyulur duyulmaz “Darbeye” karşıtlığını ortaya koyan ve Başbakana ulaşıp, “Şartlar ne olursa olsun, devletin ve hükümetin yanındayız” mesajı veren MHP Lideri Devlet Bahçeli demokrasinin gerçek kahramanı olmuştur.

Hiçbir hükümet yetkilisi, hiçbir partinin genel başkanı makam odasında değilken, darbe girişiminin ilk anlarından sabaha kadar makam odasının ışığı açık bir şekilde gelişmeleri takip etmişti. Türk devletinin birçok yetkilisi MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye “Darbe girişimi karşısında nasıl davranalım” diye telefonla ulaşmaya çalışıyor. Görüşmeyi sağlayabilenler sağduyu yüklü aklı MHP Lideri Devlet Bahçeli’den alıyordu. O saatlerde uçak ve helikopterdeki darbeciler, MHP Genel Merkezi’ni taciz eden uçuşlar yapıyordu. MHP Genel Merkezi’nin camları, uçakların alçak uçuşuyla gerçekleştirdiği tacizlerden adeta beşik gibi sallanıyordu.

Darbe girişimin yoğunlaştığı iller Ankara ve İstanbul’du. Ankara’dan acı haberler arka arkaya geliyordu.

Darbeci alçakların Ankara Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı’na, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne, MİT binasına saldırı haberleri birbirini takip ediyordu. Bu gelen haberlerin dehşeti herkesi sarsmışken, uçakların içindeki ihanet şebekesi bunlarla da yetinmeyip TBMM’ni bombalamaya başlamıştı. Tanklarla halkını ezen, halkına silah doğrultup kurşun sıkan, uçak ve helikopterlerden halkına bomba yağdıran alçaklıklar, tüm Türkiye’nin kalbini kanatmıştı.

Türkiye Türkiye olalı diğer yaşanan darbelerde bile bu kadar alçaklığı görmemişti.

Türkiye her gün Güneydoğu bölgesinden gelen asker ve polis şehitlerini ülkenin dört bir yanında bağrına ve kara toprağa basarken, böyle bir kanlı çılgınlığı yapabilen gerçekten büyük bir vatan hainidir.

Terörle mücadelede birlikte hareket etmesi gereken asker ve polis birbirini öldürüyor. Birbirine ağır hakaret ve küfürler ediyor. Bu Türk milletinin hak ettiği bir durum değildi ama alçaklıkta sınır tanımayan darbeciler maalesef Türkiye’ye bunu yaşattılar.

Darbeci alçaklar kanlı tiyatrosunu oynamış, canları yakmış ama millet iradesini aşamamıştır.

Gariban Mehmetçiği ve birçok askeri “Tatbikat var, terör saldırısı olabilir” diye kandırıp köprülerde, sokaklarda, caddelerde halkın karşısına diken, halk ile karşı karşıya getiren ve onların linç edilmesini sağlayan üst ve merkez akıl kimse, en ağır ibretlik ceza verilmelidir. Öyle ibretlik olmalı ki, kıyamete kadar başka hiç kimse böyle bir alçaklığa tenezzül etmemelidir.

Er düzeyindeki gariban Mehmetçiğin linçler karşısında

“Abi nolur yapma, 4 günüm kaldı.”

“Abi ne olduğunu biz de bilmiyoruz.”

“Abi bize halka ateş açın dediler, biz de teslim olduk. Biz vatana bunu yapar mıyız?”

“Abi yemin ederim biz de birşey bilmiyoruz.”

“Abi nolur vurma.”

“Abi çok korkuyorum.”

“Abi bacaklarım tutmuyor.”

“Abi nolur çekme, annem görür.” şeklindeki yalvarışları kimin yüreğini parçalamamıştır?

Mehmetçiği bu hale düşürenlerin, TSK içindeki darbeci üst ve merkez aklın Fetullahçı Terör Örgütü olduğu artık çok net anlaşılmıştır. Darbe girişimi içinde bulunan askerlerin ifadeleri, Fetullahçı Terör Örgütü’nün TSK içindeki varlığını da dehşet bir şekilde ortaya çıkarmıştır.

Türk devlet kurumlarında büyük bir çürümenin yaşandığı bu darbe girişimiyle bir kez daha görülmüştür.

Eski Cumhurbaşkanının, mevcuttaki Cumhurbaşkanının, Genelkurmay Başkanının en yakınındaki yaverleri ve TSK’daki birçok komutan terörist ve hain çıkıyor. Bu çürümenin elbette hesabını verecekler olmalıdır.

“Başkomutan” sıfatını taşıyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan darbe girişimini eniştesinin haber vermesiyle öğrendiğini söylüyor. Ne acı durum değil mi? Nerede devletin mekanizması?

Bir cemaat TSK içinde hücre haline gelmiş, sonunda hücreler uyanıyor darbe yapma noktasına geliyor Türk devleti içinde kimsenin ruhu duymuyor.

Cemaat konusunda Türkiye’yi ve işbaşındaki iktidarı yıllar öncesinden uyaran MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan aynen şu cevabı veriyordu: “MHP’nin bir defa Hocaefendi’ye saldırısı gerçekten bana göre ihanet derecesindedir. Çok çirkin bir şey. Hocaefendi işi gücü bırakmış da Bahçeli ile mi uğraşacak? Bir defa onun bulunduğu makam, meşgalesi böyle bir şeye müsaade etmez. Çok çirkin, çok ayıp. Ben bunu ihanet derecesinde kınıyorum. Burada Bahçeli’nin kendisini çek etmesi, kendiyle uğraşması lazım. Ben inanıyorum ki aklıselim sahibi ülkücü kardeşlerim de bunun bu yaptıklarından ciddi manada rahatsızlar. Böyle bir yaklaşım olmaz. İhanet derecesinde.”(14 Mayıs 2011)

Dün bu şekilde suçlanan MHP Lideri Devlet Bahçeli, bugün Fetullahçı Terör Örgütü’nün TSK içindeki darbe girişimi karşısında ilk duruş sergileyen olmuştur. O, herkes susarken ve saklanırken, milli duruşundaki samimiyeti herkese göstermiştir.

Bu alçak darbe girişiminden herkes üzerine düşen dersi çıkarmalı ve Türkiye’nin geleceğini kendi namusu gibi görüp, korumalıdır.

Türk devleti içine sızmış üniformalı yahut sivil, nerede bir hain varsa tüm hücreleriyle temizlenmelidir. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve AKP hükümetine büyük sorumluluk düşmektedir. Elbette 14 yılın hatalarını ve bundaki paylarını görebilirlerse, tecrübeli olarak sorumluluk sahibi olacaklardır. Aksi halde bu manzaralar karşımıza her daim çıkmaya devam edecektir.

Türkiye tarihine alçak bir darbe girişimi kayıt edilmiştir. Allah böyle alçaklıkları bir kez daha Türk milletine yaşatmasın…

Bu dönemin demokrasi kahramanları ve devlet adamları da hak ettiği ilgiyi görürse adalette anlamlı yerini bulacaktır.

YILDIRAY ÇİÇEK

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER