Asikurtlar©

Albayrağa Sevdasından Darağacına: Cevdet KARAKAŞ

Albayrağa Sevdasından Darağacına: Cevdet KARAKAŞ
04 Haziran 2016 - 10:37 'de eklendi ve 4956 kez görüntülendi.

Doğuda Albayrağın kalesinde bir Ülkücü şahadete namzediyordu. Tarihler 4 Haziran 1981 gününü gösterirken sabaha karşı Elazığ Merkez Kapalı Cezaevinde Ülkücü Hareket’e mensubiyet şuuruyla bağlı olmaktan gayrı bir suçu olmayan Cevdet Karakaş’a karşı hüküm verilmişti. Kalem kırılmış, idam denilmişti. Aslı astarı olmayan, Elazığ’da bir avukatın öldürülmesinde faili meçhulü ortadan kaldırmak isteyenler gözlerini Cevdet’e çevirmişlerdi. İşkenceler… O Allahsız eller. Yine de kabul ettirememişlerdi kendi işlemediği suçu Cevdet Karakaş’a…

Duvarın dibine oturmuş öylece duruyordu Cevdet Karakaş…

Hep o fotoğraf gelir gözümüzün önüne. Belli bir süre Almanya’da gurbette çalışmış daha sonra tekrar vatana dönmüş memleket hasretiyle gelmişti Elazığ’a. Kendi ile aynı kaderi paylaşan Elazığ Merkez Kapalı cezaevinden arkadaşı, idam edilen Ülkücü Şehitlerimizden Cengiz Baktemur’un hatıra defterine şöyle yazıyordu Cevdet Karakaş; “Can ülküdaşım, kaderde kurdun kafese girdiğini görmek de varmış, varoluş kavgamızda pısırıklık bize yakışmaz, ipe de sürseler son nefesimizde “Yaşasın Milliyetçi Türkiye” diyebilirsek işte o an gerçek bir ülkücü oluruz.” İşte bu sözler bir idam mahkûmuna aitti. Defterine yazdığı arkadaşı da bir idam mahkûmuydu. Kana doymayanlar, denge adına asanlar, asmayıp da besleyelim mi diyenler gözlerini Elazığ’a çevirmişlerdi. 7 Ekim 1980 günü idam edilen Ülkücü Şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun ardından Elazığ Merkez Kapalı Cezaevi’nde Cevdet Karakaş’ın infazını gerçekleştiriyorlardı 4 Haziran 1981 günü.

Yürüdü Cevdet yağlı urgana, dokundurtmadı kendine. İki rekât namaz, iki sayfa Kuran-ı Kerim okudu sonra döndü yönünü Rabbine. Kendi çıktı darağacına. Kendi taktı yağlı ilmiği boynuna… Ve arşı ala titredi Elazığ’da… Bir Ülkücü Şahadet Şerbetini içiyordu. Ülküdaşımız Cevdet Karakaş’ın Şahadetinden 3 gün önce ağabeyine yazdığı mektubu sizlere sunmak istiyorum.

“Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)’ın adıyla; Muhterem ağabeyciğim göndermiş olduğun mektubunu aldım, selam ve hürmetlerimi sunar, ellerinden öperim. Allah razı olsun, bir istek ve arzumu soruyorsun, artık sizlerden isteğim bayrağı yere düşürmemeniz; fakat bazılarından istek ve arzularım var. Onlar belki siz ülküdaşlarıma ulaşmayabilir. Onun için son istek ve arzularımı kaleme aldım. İstek ve arzumu dile getirirken sakın üzülmeyesin. Ey Gafil İnsanlar! Tedirgin olmayın, çekingen durmayın öyle hüzünlü bakmayın, uzakta kalmayın, yakınıma gelin, canınızı üzmeyin, çalışıp yorulmayın, hem telaşlanmayın ben hepsini biliyorum dünyadaki misafirliğim az sonra bitecek. Ebediyetle tanışmaya gideceğim. Hayır, hayır hiç korkmuyorum nelerden uzak kimlerden ayrı kalacağım aklıma gelmiyor.

Son arzumu soruyorsunuz, var elbette olmaz mı? Önce bir bayrak istiyorum. Çocukluğumda kucaksız oyuncaksız kaldım doya doya ana kucağı görmedim doya doya oyuncaklarla oynamadım. Delikanlılığımdan bisikletsiz motosikletsiz arabasız kaldım, ama bayraksız olamadım. Bayrağım bütün çareler tükenince gölgesine sığındığım, bayrağıma yan gözle bakanın gözlerini oymaktan, selamlamadan uçan kuşların yuvalarını bozmaktan çekinmedim. Canımdan aziz bildiğim, kutsal saydığım canım bayrağımı istiyorum, bayrağımı son yolculuğa giderken ne mi yapacağım? Hiç…

Çocukluğumun saflığına döneceğim. Dünya gözü ile son bir defa göreceğim, beyazlığını öpeceğim. Kızıllığına yüzümü süreceğim. Ömrümün kısalığına göre hüküm vermeyin benim de çok güzel günlerim unutulması imkânsız hatıralarım oldu. Başkalarında bayrak var. Her bayram sokak sokak dolaşıp bayrağımı aradım. Yere yakın olanlarına yanaklarımı sürüp okşadım. Bağrıma basıp gözlerim yaşardı. Sevinçten çok sevdiğim ile münasip yerde buluştum. Kimsenin görmediği yerde öptüm, okşadım. Boyumun ulaşmadığı yerdekilere selam verdim, seyre daldım. Hatır sordum taa ciğerime sokmak istedim. Ne olur son nefesimde bayrakla can vereyim. Hayatımda hiç bayraksız olamadım. Ne olur bunu bana çok görmeyin, yine bayrağım uğruna ipe gidiyorum, bin kez dirilsem yine giderim. Ne olur, cenazem giderken albayrağımı tabutuma sarın. Vasiyetimi lütfen kabul edin. Allah rızası için canım bayrağım için yüz binlerce vasiyet yazsam az. Fakat amma, niçin neden sormayın. Bir de Kur’an istiyorum, Yaradan’ınımın her şeyi bilenimin, en doğruyu tek yolu gösterenimin, esirgeyenimin, bağışlayanımın, bizi ve kâinatı yaratanımızın kelamını istiyorum. Huzuruna varmadan önce belki birkaç ayetini okuma imkânı bulacağım. Son nefesimi vermenin eşiğinde kulluğumdaki noksanlıklarımın acısını duyacağım. Seni kurtaracak başka ne olabilir? Böyle bir günde huzur içinde olmamı rahat gitmemi dünyayı değişmemi yüreğimin ürpermesini yağlı urganın boynuma kolayca geçmesini yağlı urgan boynuma geçerken, La İlâhe İllâllah Muhammeden Resulullah dememi kim sağlayabilir? Kur’anımızı veriniz. Bu kadarını benden esirgemeyiniz.

Muhterem ağabeyciğim, Cevdet Karakaş’ın da ne çok isteği varmış diyeceksin. Ama şu kısacık ömrüm bu iki değer uğruna geçti. Çok karmakarışık bir dönemde yargıç önüne çıktım. Anlatamadık, hem kendimizi hem davamızı. Veyahut anlamak istemediler. Muhterem ağabeyciğim biraz müsaade edersen isteklerimi bitireyim. Beni idama götürecek yetkililerden imam istiyorum. Rabbime kavuşmadan önce Kur’an’ın kalbi olan Yasin-i Şerif’i okumamız için iki rekât namaz kılmaya yetecek kadar zaman istiyorum. Diriliğimdeki borçlarımın bağışlanması için değil, sevdiklerimin muhafaza buyurması üzerine can verdiğim mukaddesatımın çiğnenmemesi için dua edeceğim.

Ölümsüzlüğün koynuna gireceğim. Evet, ey yaşayanlar, yaşadığını zannedenler gülüp eğlenenler çatlayıncaya kadar yiyip içenler inanan insanların kutsal bildiği değerler uğruna canını feda etmesine göz yumanlar. Ben ve benim gibi nice ülkü devleri işte böyle ölecekler. Sakın ola ki acımayasınız gençliği yazık oldu demeyesiniz. Sakın ola ki üzülüp ağlamayasınız. Artık çok geç merhametinize ihtiyacım kalmadı. Şimdi hepinizin kıskanacağı bir rütbedeyim. O rütbedeki Yüce Allah’la benim aramda bir sır. Siz kendi dünyanızın düşünü kurun. Kıymetli ağabeyciğim; benim ülküdaşlarımdan da isteklerim var. Allah (c.c.) yolunda ve kutsal değerler uğruna şehit olanlarımız için Kur’an okumak ve en önemlisi de bizlerin taşıdığı bayrağı omuzlayarak hedefe doğru koşarak burca dikmek, Allah’ımızın ipine sımsıkı sarılarak Allah (c.c.) rızası için nefsimizi yenip nizam verme mücadelesini bırakmamak. Çok şey yazmak istiyorum. Fakat sizi daha fazla üzmek istemiyorum bir de ricam, dışarıda küfür düzenine karşı birlik ve beraberlik içinde olup tek yürek tek bilek tek vücut halinde olup birliğimizi bozmak isteyenlere karşı sımsıkı kenetlenelim. Burada bulunan ülküdaşlardan şu anda ayrıyım.

Tek kişilik hücrede kalıyorum. Galiba Yüce Rabbime yakında kavuşacağım, onun için hücreye konulduğumu düşünüyorum. Fakat hiç de yalnız değilim, o kadar rahatım o kadar huzurluyum ki tarif edemem. Şimdi değişik hayaller kuruyorum. Belki kurduğum hayalleri merak edersin kısaca bahsedeyim milli devlet güçlü iktidar kuruluyor. Güçlü bir Türkiye ve dünyadaki bütün Türkler kendi yaşadıkları ülkelerde bağımsızlığa kavuşuyor. Kıbrıs Türk Federe Devleti gibi… Dünyanın birçok yerinde Türk devletleri kuruluyor, derken Türk milleti olarak cihan devletin haline geliyoruz. Daha sonra İslam birliğini kuruyoruz. Türk milletinin liderliğinde bir milyar müslüman insan bir anda bir buçuk milyara çıkıyor. Çığ gibi yayılıyoruz derken âleme nizam verme ülkümüz gerçekleşiyor. Ayasofya’da tekrar ezan sesleri okunuyor. Muhterem ağabeyciğim tabii ki bunlar hep hayal fakat gerçekleştirmeye çalışıp da yarım kalan hayallerimiz daha nice hayaller kurdum. Ne zaman hangi saatte idama gideceğimi bilmiyorum. Fakat çok yakın olduğunu sadece hissediyorum. Çünkü hücreye konmam için bir sebep yoktu. Bunun için size mektup yazıyorum. Muhterem ülküdaşlarımdan ricam bayrağı burca dikmeden ölürsem, görevi kendilerine devrettiğimi bilmelerini istiyorum. Mektubuma son verirken diye bir cümle vardır, belki de ben artık hayatımdan son demimi yaşıyorum. Büyüklerimin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpüyorum. Allah(c.c.) yar ve yardımcımız olsun. Kardeşiniz Cevdet Karakaş Andolsun şehidim, bayrak göklerde, bayrağımız arşı alada dalgalanıyor. İlelebet de payidar kalacaktır. Mekânın cennet olsun. Ülküdaşların bugün de albayrak için şahadet şerbetini içiyor. İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun..

SEZER YOZGAT

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER