SON DAKİKA

Alavere Dalavere

Bu haber 22 Nisan 2014 - 9:59 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

Fikri Atılbaz

Bir insanın en zorlanacağı şey, haksız olduğunu bildiği birini, bir kurumu savunup, haklıymış gibi gösterme sorunudur. Buna en güzel örnek, 11 yıldır başta bulunan AKP iktidarı ve onun başı Erdoğan’dır. Kendilerini, böylesi zor bir görevi üstlenme içinde olanlar kimdir diye soracak olursanız, bunlar iktidarla olan iyi ilişkilerini geçim kapısı haline getirmiş olan tiplerdir. Bunlar genelde iktidara yanaşık durdukları için yandaş medya olarak bilinirler. Bazı akademisyenler de bu kervana dahildir. Gittikçe dallanan budaklanan bu ilişkiler ağı, kayıtsız şartsız savunma, koruma, aklama ordusu halini almıştır.

İşte böyle bir atmosfer içinde ne yapacaklarını şaşıran bu yandaşlar, yazdıklarında çelişkiye düşmekte, attıkları başlıklar bile birbirine tezat teşkil etmektedir. Nasıl olsa anlayan yok, diyerek yollarına devam etmektedirler. Kendilerine hesap soracak bir okuyucu kitlesi olmadığı için, zor olanı kolaya çevirmektedirler. AKŞAM’ın haberine göre; “Paralel gaz kullanmayarak ortalığı karıştıracak” yaklaşan 1 Mayıs için yapılan haber bu. Çünkü kriz çözülemedi. Hükümet Taksim’i vermem, sendikalar Taksim diyor. Hal böyle olunca ön almak için olsa gerek, çıkabilecek muhtemel olaylara karşı şimdiden kılıf hazırlanıyor.

“Paralel polisler aşırı gaz kullanarak ortalığı karıştırdı” bu da gezi olaylarıyla ilgili SABAH gazetesinin haberi. Oysa polislere “emri ben verdim” diyen Başbakan Erdoğan’dı. Gazete o kadar ileri gitmiş ki onu bile yalanlar konuma gelmiş. İki gazetenin yayını arasında bir fark var, biri geçmişe dönük, diğeri ileriye. Ortak yanları ise, gaz… Biri sıktı diyor, diğeri sıkmayacak diyor. İstedikleri gibi atsınlar bakalım, nasıl olsa itiraz eden ne okuyucu, ne de AKP’ye oy veren seçmen kitlesi var. Herkes bir oyunun içinde…

Şu hale bakın ki hakkında bir sürü tape yayınlanan, iddialar olan bir hayırsever(!) iş adamını aklamak, sempatik göstermek için iktidarın tüm erkan-ı umumisi görev başında. Bu zatı muhterem için röportajlar yapılıyor, Türk bayrağı böyle birinin arkasında fon olarak kullanılıyor. Bu zatta utanmadan, sıkılmadan cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım diyor. Bu hükümetin cari açık kapatma yolu belli oldu. Türkiye bu hallere düşecek bir ülkemiydi?

Bu haberler yandaş medyanın sayfalarını süslerken, Azeri asıllı bir Rus iş adamının kredi işleminde yapılanlar patlak verdi. Telman İsmailov Türkiye’nin en pahalı 1.4 milyar dolarlık Mardan Palace otelinin sahibi. Adamcağız 62.5 milyon dolar kredi çekmiş. Halk-Bankasından halletmiş işini. Ancak geri ödemelerde sorun çıkmış. Bu durum üzerine ortalık karışmış. Kredi verilen şahıs ve yer için araştırma yapılmış. Bu rapora göre ipotekli arazi kamu arazisi çıkmış. Böylece kredi batmış. Komedi mi desek, başka bir şey mi desek bilemiyorum. Bu krediyi verenler arasında Reza’ya kredi veren, Başbakan tarafından saf olduğu söylenen zat da varmış. O vakit işlemi normal görebiliriz. Boşu boşuna Telman’a suçlamada bulunmayalım. Yarın öbür gün ona da bir röportaj yapılıp, o da cari açığın bilmem kaçını ben ödedim diyebilir. Sonra mahcup olabiliriz.

Ortaya atılanlar doğruysa insan düşüncelere dalmadan edemiyor. Hal böyle olunca hiç olmayacak fikirler insanın aklına geliveriyor. Eğer doğruysa AKP’nin başlattığı yolsuzluk soruşturmasında, ANAP döneminde ihalelerin yüzde 25-30’unu aldığı söylenen ve ANAP’ın kasası olarak ortaya çıkan muhterem iş adamı, milletin amk diyen adam Mehmet Cengiz’miş. Acaba diyorum bu soruşturmalar yiyenleri, amuduyla götürenleri bulmak için mi yapılıyor. Bulunca ne yapacaklar demeyin, esas iş bu tipleri bulunca kendi iktidarlarına monte etmekle başlıyor.

Al gülüm ver gülüm, bu adamların hayatında, 1 al, 2 al, hepsini al çok önemli yer tutuyor. 40 yıl da bir de havuz medyası olayında olduğu gibi 2 koy, 1 koy gelebiliyor. Fakat her şeye rağmen hep kazançlı çıkanlar bu tipler oluyor.

Sağlıcakla kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.