Asikurtlar©

AKREBİN HİKÂYESİ VE DEMOKRASİ ARAYAN ÜMİT ÖZDAĞ HİKÂYESİ

AKREBİN HİKÂYESİ VE DEMOKRASİ ARAYAN ÜMİT ÖZDAĞ HİKÂYESİ
26 Şubat 2016 - 12:23 'de eklendi ve 5049 kez görüntülendi.

Akreple kurbağanın hikâyesini bilirsiniz… Hani, akrep nehrin diğer kıyısına götürmesi için kurbağaya yalvarmış. Kurbağa ise bak kardeş demiş “seni götürürüm ama sen beni yolun yarısında sokarsın ve ikimiz de ölürüz, senin huyun bu” demiş. Akrep “yok” demiş. “Kesinlikle öyle bir şey yapmam endişe etme.” diye eklemiş. Kurbağa peki demiş, almış sırtına akrebi ve başlamış yüzmeye. Fakat fıtratı sokmak üzerine yaratılan akrep yolun yarısında kurbağayı sokarak öldürmüş. Ölürken de “ne yapalım kurbağa kardeş bu benim huyum işte” demiş.
Görevinden istifa edip, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye demokrasi soslu “olağanüstü kongre” çağrısını yaptığını öğrenince yanımdaki arkadaşlara direkt bu hikâyeyi anlattım. Bazı insanlar için gerçekten vefa, insanlık, ölçü gibi kavramlar hiç birşey ifade etmiyor. Dünyaya hep “gizli ajanda” gözüyle bakıyorlar. Çünkü bu türlere ne iyilik yapılırsa yapılsın, huyu neyse onu yerine getiriyor.

Tarifini yaptığım kişilerden birisi de Prof. Dr. Ümit Özdağ’dır.

Kısa sürede yaşattıkları ve yaptıklarıyla da bunu bir kez daha hissettirmiştir.

O günlerde ameliyat olmuştu ve ondan kısa bir süre öncede MHP Genel Başkan yardımcılığı görevine getirilmişti. Değerli kardeşim İsmail Özdemir’in odasında otururken “Hadi İsmail, bana “Türkiye’nin en büyük polemik yazarı olduğumu, benim Türkiye genelinde daha çok okunmam gerektiğini” ifade eden Ümit Özdağ’ın yanına gidelim, hayırlı olsun ve geçmiş olsun diyelim” diyerek espri yapmış ve odasına inmiştik… Odasına girdiğimde yanında Prof. Dr. Celalettin YAVUZ vardı. Beni odasında gördüğünde biraz şaşırdı. Öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi, ardından da yeni görevi için hayırlı olsun dileklerimizi ilettik. Sohbet sohbeti açtığında konu kendisinin MHP içinde muhalefet olduğu günlere geldi. Tam da o kısmında “2005 yılında Sayın Genel Başkanım bana bir oda, bir makam verse, gel Ümit şurada çalış dese hiçbir mesele olmaz, hatta beni bitirirdi” demiş, bende bunun üzerine “Hocam şimdi hepsini verdi, o zaman sizi şimdi tümden bitirdi” diyerek espri yapmıştım. Oda da bulunan hepimiz bunun üzerine çok gülmüştük. Bugüne bakınca meselenin görev vermek ya da oda vermek olmadığı da anlaşılıyor…
Yine bir gün, MHP Özel Kalem Müdürünün odasında, kalabalık içinde ayakta dururken, beni görüp yanıma geldi ve bana “Ortadoğu gazetesinde bana köşe açsan da, hafta da 1-2 yazsam” dedi. Bende “Tamam Hocam” dedim. Ardından Ortadoğu Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü Mehmet Müftüoğlu’nu aradım ve “Mehmet abi, Ümit Hoca Ortadoğu Gazetesinde haftada 1-2 köşe yazısı yazmak istiyor, yarın arasan da görüşsen” dedim. Aradı görüştü ve Perşembe günleri yazma kararı aldılar. Ve gazetenin sürmanşetinden Ortadoğu Gazetesi’nde yazacağı da herkese duyuruldu. İlk yazısını da “AKP’liler, MHP’den özür dilemeyi düşünüyorlar mı acaba?” başlığı ile yazıp, MHP’nin politikalarının hep haklı çıktığını ifade etmişti. Yani ne MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, ne de bizler alan açma konusunda hiç kompleks sahibi olmadık. Hep iyi niyetli olduk, her zaman ne yaparsa yapsın hep şans tanıyan olduk.

MHP’ye sahte üyelik konusunda Yusufeli Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davasından ‘resmî belgede sahtecilik yapmak’ suçlamasıyla 2 ay 15 gün hapis cezası almasına rağmen…
9 yıl önce “Ülküdaşlarıma mektup” başlığı altında yazdığı bir yazıda “8. Kurultay’ın ortaya koymadığı bir husus da MHP’nin ABD ve Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili politikasıdır. ABD ile ilintili tek cümle “Vashington’a gitmeden de Ankara’da iktidar olunacaktır” cümlesidir. Doğru, bazıları için Vashington’a gitmeye gerek yoktur. Amerikan Büyükelçisi Ankara’da Genel Merkezi ziyaret edip “Daha uzun yıllar sizinle çalışacağız Sayın Genel Başkan” diyerek ABD’nin MHP’nin başında D. Bahçeli’yi görmek istediğini ortaya koymuştur.” Demesine rağmen…
Yine aynı o yazı içinde “Diyarbakır il başkanına “al eline MHP bayrağını git Kürtçe oy iste” demiştir. Diyarbakır il kongresinde Kürtçe şarkı çalınmasına ve Kürtçe konuşulmasına izin veren ve il kongresi ertesinde arayarak tebrik eden Bahçeli olmuştur.” İftirasını atmasına rağmen…
O günlerde, bu ve benzer kara propagandalara başvurup MHP Genel Başkan Adayı olmaya kalktığı halde MHP Lideri Devlet Bahçeli hiçbir zaman dışlayıcı bir davranış içine girmemiştir. 12 Eylül 2010 referandum dönemi “Hayır” duruşu sergilediği için de “Millet ve Devlet Bekası İçin “GÜÇ BİRLİĞİ” adı altında MHP’ye diğer birçok isim gibi davet edilmiş ve 2011 Genel seçimlerinde İstanbul’dan 4.sıra MHP milletvekili adayı yapılmıştır. Kendisi de o günlerde düzenlediği konferans ve toplantılarda “Devlet Bahçeli’yi savunmak, Anayasa’nın ilk 3 maddesini savunmaktır” (12 Nisan 2011/KONYA) konuşmalarını yapmaya başlamıştı. Milletvekili seçilemeyince bu savunmalarını bırakıp, küsüp gitmiş ve 2012 yılında gerçekleşen kongrede de Koray Aydın’ın safında yer tutmuş ve DEĞİŞİM’ci değişiklerin gazetesi olan Yeniçağ Gazetesi’nde de “MHP’nin 10. Olağan Kongresi’nde bunların olmasını isteyen üst kurul delegeleri, MHP’ye ve Türkiye’ye bir şans vermek adına Sayın Koray Aydın’ı destekleyecekler. Bence yeni bir siyaset, yeni bir mücadele anlayışı için Koray Aydın’a fırsat verilmelidir. Olmaz ise ne olur? ‘Ne olacak, üç sene sonra değişir genel başkan’ diyenleri duyar gibiyim.” cümlelerini yazmıştı.

Yıllar sonra, evinde çocuk büyüttüğünü söylediği günlerde de çeşitli kişileri aracı koyarak(!) MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yanına geldi. MHP Lideri Devlet Bahçeli yine herkesi kendi gibi iyi niyetli sanarak ona da adamlık yaptı. Önce 21 Mart 2015 günü yapılan MHP 11. Olağan Büyük Kurultayı’nda onu MHP MYK Üyesi yaptı. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde Gaziantep’ten 1. Sıraya koyarak MHP milletvekili olarak seçilmesini sağladı. Ve son olarak da 1 Kasım seçimlerinden sonra da MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirdi. Ümit Özdağ ise 1 Kasım seçimlerinden 1 hafta sonrada tüm medyanın önünde tartışmalara “Sayın genel başkanımız görevinin başındadır” diyerek noktayı koymuştu.
MHP Lideri Devlet Bahçeli onu sürekli onure etmiştir. Ama o bir gün olsun vefalı davranmamıştır. MHP Lideri Devlet Bahçeli, onu 1 Kasım seçimlerinden sonra heyet başkanı olarak önce milli davamız Türkmen meselesi için Yayladağ’a, sonra K.K.T.C’ne yollamıştır. Kızılcahamam’da gerçekleşen son MYK toplantısında tüm yöneticilerin huzurunda ona sunum yapma fırsatı vermiştir. Bende bir yazımda bu faaliyetler ışığında “Prof.Dr. Ümit Özdağ, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yanında Kıbrıs Türklüğü, Türkmenler davasının mücadelesini veriyor. Ya siz “Milletvekili olamadım” diye intikam çığlıkları atmaktan başka ne yapıyorsunuz?” diye yazı yazmıştım. Yani Ümit Özdağ istifa ettiği güne kadar herhangi bir konuda parti içinde eleştiri yapmamıştır. MHP divan toplantılarında buna şahit olan yoktur. İstifa etmeden 3 gün öncede divan toplantısı vardı, aradığı demokrasi adına ağzını dahi açmamıştır. Bana göre şimdi açtığı gizli ajandasıdır.
Yaklaşık 2-3 hafta önce Meral Akşener’i destekleyen, ona imza veren bazı delegelerle bir cafede karşılaştım. Yanımda yine değerli kardeşim İsmail Özdemir vardı. Masalarına çay içmek için davet ettiklerinde daveti kabul edip oturduk. Güzel de bir sohbet oldu. Karşılıklı değerlendirmelerde bulunduk. İçlerinden birisi “Ümit Özdağ’a dikkat edin çok sinsi çalışıyor. Yakın bir zamanda bu durumu ortaya çıkacak, genel başkanı hançerleyecek hepiniz göreceksiniz” dedi. Bende Allah var “Genel Başkanımızın yaptıkları karşısında bu kadar nankör ve vefasız olamaz” demiştim. Siyasette vefa aramak da ayrı bir gaflet oluyor demek ki?

Ben tekrar Prof.Dr. Ümit Özdağ’ın basın toplantısında ifade ettiği “Genel Başkanımızın Türkiye için istediği demokrasiyi MHP’de de uygulamasını istiyoruz.” sözüne dönmek istiyorum.
Gerçekten tüm mesele burada odaklanmaktadır. Çünkü MHP’ye Artvin/ Yusufeli MHP teşkilatına sahte üye olurken yakalanıp, ‘resmî belgede sahtecilik yapmak’ suçlamasıyla 2 ay 15 gün hapis cezası almış ve “MHP, ABD çizgisinde politika yapıyor” gibi akıl almaz suçlamalarla geçmişte MHP’yi suçlamış birisi MHP’de milletvekili oluyor, yüksek görevlere geliyor ve MHP’de “demokrasi olmalı” çığlıkları atıyorsa zaten diyecek başka söz bulamıyorum.

Rivayete göre, o zamanlar öğrenci olan, CHP eski lideri Deniz Baykal, şair Cemal Süreya’nın aktardığına göre ise Vedat Dalokay, Menderes’in “Ne istiyorsunuz” sorusu üzerine başbakanın yakasına yapışıp “Demokrasi istiyoruz” demişti. Menderes ise şu soruyla cevap vermişti: “Başbakanın yakasına yapışıyorsun, bundan büyük demokrasi mi olur ?”
Ümit Özdağ’ın istediği demokrasi de sanırım bunu yansıtmaktadır.
İşin en garip, en tuhaf yanı da nedir biliyor musun?

Ümit Özdağ ben kendimi bildim bileli MHP’de demokrasi aramaktadır. Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in yönettiği CKMP-MHP dönemini bile Türk demokrasisinin gelişmesine katkıda bulunmayan, Türkiye’nin anti-demokratik tavır sergileyen, lider hegomanyası olan, parti içi demokrasisinden yoksun, diktatörlükle yönetilen bir parti olarak suçlamıştı.
Nerede mi böyle suçlamıştı?

Şubat- Mart 1993 Sayılı Sosyo-Politik Yaklaşım Dergisi’nin 57-58 ve 59. sayfalarında kaleme aldığı “Demokrasi Ve Ülkücü Yaklaşım” başlıklı yazısında Başbuğ Türkeş’in yönetim tarzına bakışı aynen şu şekildeydi:

“Radikal Türk milliyetçiliğin siyasal organizasyonu olan CKMP/MHP hareketinin Türk demokrasisinin gelişmesine doğrudan katkıda bulanmak gibi bir fikri eksen üzerinde olmadığı açıktır. Ancak parti pratiğinden çok, parti önderlerinin zaman zaman hedefi aşan ve/veya gereksiz açıklamaları, CKMP/MHP hareketini neredeyse Türkiye’deki tek anti-demokratik tavır sergileyen siyasal parti olarak ön plana çıkarmıştır. Örneğin radikal dinciliğin temsilcisi olma iddiasını taşıyan MSP/RP çizgisinde, lider hegemonyası CKMP/MHP den çok daha güçlü iken, CKMP/MHP’nin lider olgusunu sürekli vurgulayışı CKMP/MHP yi parti içi demokrasiden yoksun tek parti konumuna düşürmüştür. Keza devletin demokrasiden daha önemli olduğu şeklindeki açıklamalar, partiyi, proleterya diktatörlüğünü savunan veya milli egemenliği reddeden partilerden daha anti-demokrat bir konuma itmiştir .”
***

Demek ki, Ümit Özdağ 1993 yılında MHP’li ve Ülkücü değildi…
Ülkücü ve MHP’li olan birisi Başbuğ Türkeş’e ve onun yönetimindeki MHP’ye böyle ifadelerle muhatap olur muydu?
Başbuğ Türkeş’in zamanında demokrasi bulamayan kişi, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin zamanında milletvekili oluyor, bu görevlere geliyor ve yine de MHP’de demokrasi bulamıyor. Gerçekten çok tuhaf durumlar. Gizli Ajandasını bir görebilsek, içinde ne yazıyor bir okuyabilsek herşeyi anlayacağız aslında…
MHP yönetimine demokrasi çağrısında bulunan Ümit Özdağ, niçin senin milletvekili seçilebilmen için gece-gündüz çalışan MHP Gaziantep İl Başkanı ve yönetimini arayıp, “ben böyle bir işe soyunuyorum” diye bilgilendirmedin?
Hadi MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye hep vefasız davranıyorsun da, o zor şartlarda hizmet eden Ülkücüler seni daha 3 ay önce milletvekili yapıp TBMM’ye gönderdiler. Onlara da mı hiç vefan yoktu?

CİA-ÜMİT ÖZDAĞ MESELESİ

Meral Akşener’i ve ona destek verenleri geçmişte “Ülkücü harekete en büyük sinsi darbeyi bu liboşlar yapmıştı. Meral Akşener’i savunanların her şeyi olsa da kesin hafızaları yok! Bu yeni yetme, özellikle de 90’lı kuşak oportünist, makyavelist anlayışla donatılı ve liboş soslu içeceklerle büyüdükleri için Meral Ablalarına kurban olmaları normal sayılabilir!” şeklinde eleştiren ama şimdi onun hayallerine katkı sağlamak için çıldırmış gibi Meral Akşener’e destek veren, bir haber sitesinin sahibi yazar, geçen gün Ümit Özdağ-CİA konusuna açıklık getiren ve 2-3 ay önce yazmış olduğum yazıyı sosyal medya sayfamdan paylaşınca altına gelip “Ya işte Yıldıraycım şimdi Ümit yeniden CİA öyle mi? Ortadoğu’da gördüm başyazar oldu sen nalları topladın” yorumunu yazmış… İnanın bu yorumu okuyunca çok güldüm. Gerçi bu yazarın güldürmediği yazı yok…
Oysa bu yazardı bir gün bana telefon açıp, “Yıldıray bugün ne oldu hadi bil?” diye soru sorup… Devamında da “Bugün öğlen Mümtazer Türköne’nin evine gittim. Kapı zilini çalıp, içeri girecekken ne göreyim. Kapısının arkasında bir insan gölgesi. Kapının arkasına benimle karşılaşmamak için saklanan bir kişi var. Kapının arkasında saklanan o kişi kim biliyor musun? O yakaladığım kişi Ümit Özdağ. Bana, “burada beni gördüğünü yazma İsmail diye yalvardı” şeklinde bana bilgiyi veren… Cemaatin sembol yazarı Mümtazer Türköne evinde buluşan ekibe bak!
Bu yazar ve benzeri kişiler beni “Ümit Özdağ’ın CİA ajanı olduğu iddiasını ortaya atan kişi” olarak suçlamaktadır. Oysa o gün paylaştığım yazıda da bunun böyle olmadığını ve benim haber kaynağımın yine bu yazarın yazdığı ve daha düne kadar Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın köşe yazarlığı yaptığı Yeniçağ Gazetesi olduğunu defalarca vurguladım. Yeniçağ Gazetesi eskiden (Büyük Kurultay) ismi ile yayın yapıyordu.

Büyük Kurultay’ın (YENİÇAĞ) “24 Ağustos 1998 tarihli 53. sayısında, Prof.Dr. Ümit Özdağ’ın ‘Washington Kürt Enstitüsü’nün Temmuz Ayı’nın son haftasında CIA’nın alt kuruluşu olan Carnegie Vakfı’nın desteğiyle düzenlediği “Kürt Sorununa Çözüm” konulu toplantıya katıldığı’ haberi vardı. Bu toplantının diğer katılımcıları da CIA’nın Türkiye Masası eski şeflerinden Graham Fuller, uzun yıllar ABD Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Araştırma Bürosu’nda, Güney Avrupa Yakındoğu şefi olarak çalışmış olan Alan Makovsky, Kürt Devleti kurulmasının yararlarını birçok yerde anlatan Profesör Michael Gunter, ABD Temsilciler Meclisi üyesi Robert Filmore, eski Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana, Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan, Türkiye’den yine Doğu Ergil ve Avrupa ve Amerika’dan birçok Kürt katılmış” şeklinde haberleştirilmişti. Yani böyle bir toplantıya katıldığını ilk öğrendim kaynak gazete, şuan DEĞİŞİMcilerin tatmin olduğu YENİÇAĞ gazetesidir.

Bu haberi de niye kullandım?

Çünkü Ümit Özdağ MHP yönetimini “MHP, ABD çizgisinde politika yapıyor” diye suçlamıştı. Bende Ümit Özdağ’ın bu suçlama ve eleştirilerine “CIA’nın alt kuruluşu olan Carnegie Vakfı’nın desteğiyle düzenlediği “Kürt Sorununa Çözüm” konulu toplantı da siz ne geziyordunuz?” şeklinde karşılık vermiştim. Meselenin özü, özeti budur.
Bir başka haber kaynağımda dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı olan ve şimdi “DEĞİŞİM’cilerin” safında pozlar veren Harun Öztürk idi. Harun Öztürk, o dönem “Yeni Bir Emir mi Aldın Özdağ?” başlıklı bir basın açıklaması yayınlayıp, aynen şunları söylemişti:

“Peki Ümit ÖZDAĞ’ın ilişkileri(?)… Kendisinin kimlerle, neleri, nasıl konuştuğu da keşke kayıt altına alınmış olsaydı! Zira ilişkilerinin merkezinin neresi olduğunu kendisinin dahi bilmediği Ümit ÖZDAĞ’ın, şerefli mazisiyle ortada olan MHP’nin yüksek ahlaklı Genel Başkanına dil uzatmaya hiç hakkı olmadığı bir gerçektir. Bir süredir Türk milliyetçisi ve Ülkücüleri varlığıyla meşgul, sözleriyle tahkir, bakışıyla tahrik, yaklaşımıyla taciz eden Ümit ÖZDAĞ’da; İsrail ve Yahudi lobileriyle olan ilişkilerini Dışişlerince kayıt altına aldırsaydı, ABD’deki Yahudi think-tank kuruluşu JINSO ile ilişkilerini, Rant Corparation ile olan görüşmelerini izah edebilseydi, Ağustos 1998’de ABD’deki ‘Washington Kürt Enstitüsü’nde gerçekleştirilen bir PKK toplantısın da ki görüşmelerini, kayıt altına aldırsaydı, Yahudilerin Dünya Politikasını kendi kontrolleri altında tutmak amacıyla oluşturdukları ve ABD Dışişleri için adeta bir ‘kaynak’ niteliğinde olan ABD merkezli ‘Dış İlişkiler Konseyi’ üyelerine 7-9 Haziran 2003 tarihleri arasında ‘Devlet Konukevi’nde verdiği brifingi kayıt altına alınabilseydi, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi(ASAM) başkanı iken ASAM bütçesiyle gerçekleştirdiği İsrail gezilerini de kayıt altına aldırabilseydi, Hepsinden önemlisi; 18 Nisan 1999 seçimlerinin sonuçlarını değerlendirmek için niçin İsrail’e gittiğini, kendisine sorulduğu zaman vereceği cevapları açıklayabilseydi, Ümit ÖZDAĞ’ın; Türkiye’nin ve ülkücü camianın geleceği ile ilgili ne tip pazarlıklar yaptığını, neler vaat ettiğini, açık bir şekilde herkes görebilecekti! Genel Başkanımızın onurlu ve eşit ilişkiye dayalı diyalog sürecini eleştiren Ümit ÖZDAĞ’ın Genel Başkanımızın ABD Büyükelçisiyle ortaya koyduğu görüşme tarzından öğrenebileceği çok şey bulunmaktadır; eğer isterse… Zira ilişkilerin merkezinde gayri samimi olan, nereye hizmet ettiği belli olmayan ve Ülkücüleri operasyonel bir varlık olarak tasarlayan Ümit ÖZDAĞ’ın sağduyusu ve yerelliği ziyadesiyle kaybolmuş, küresel aktörlerin komprador uzantısı, deyim yerindeyse taşeronu haline gelmiştir. Artık bu açık gerçek gün be gün ortadadır.”
***

Şimdi iddia o ki, bu sözlerin sahibi Harun Öztürk ile bu sözlerin muhatabı Ümit Özdağ ile sabah kahvaltılarında buluşuyor.
Ve şimdi bunların hepsi yanyana gelip “MHP’de Değişim” istiyorlar. Yeniden Mümtazer Türköne’nin evinde mi buluşuyorlar artık orasını da bir başka birinin telefonu ile öğreneceğiz anlaşılan…
Ümit Özdağ’a son tavsiyemiz şu gizli ajandasına artık… Vefa, adamlık, insanlık gibi kavramları da alması yönündedir.
Ümit Özdağ size Stratejist olamazsın demiyoruz.. Ama güvenilir bir Ülkücü ve MHP’li olamazsın diyoruz. Bunca denenmişlikten sonra size neyi teslim edebiliriz?
Dün Başbuğ Türkeş’te demokrasi bulamayan, bugün MHP Lideri Devlet Bahçeli’de demokrasi bulamayan Ümit Özdağ sen gerçekten yıllardır MHP’de ne arıyorsun?
Aradığın şey o gizli ajanda içinde mi?
Yıldırım Tuğrul T. modelinin hangi boyutu olarak Özcan Yeniçeri ve Yusuf Halaçoğlu ile beraber o pozu verdiniz… Bunu çok merak ediyorum. Kokusunu, rengini yakında anlayacağız.

YILDIRAY ÇİÇEK

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER