SON DAKİKA

Akp’nin Vizyonsuzluğunun Bedeli Ağırlaşıyor

Bu haber 09 Aralık 2013 - 10:31 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Arap Baharının ilk zamanlarında, Tunus’tan başlayan hareketliliğin tüm Arap coğrafyasını ve Ortadoğu’yu etkisi altına alacağı her çevre tarafından anlaşılmıştı. İlginçtir, Tunus’ta başlayan halk hareketleri güneye, Afrika’ya doğru yayılmak yerine doğuya doğru, Ortadoğu’nun merkezine hareket etmeye başlamıştı. Hatta Tunus’un ardından olayların baş gösterdiği Libya, Mısır gibi hareketlenmelerde, bu iki ülkeye güneyden komşu olan hiçbir Afrika ülkesine benzer şekilde sirayet etmemişti.

Dediğimiz gibi, bu gelişmeleri herkes görüyordu. Herkes kendi çerçevesinden meseleleri değerlendirmeye çalışıyordu. Türkiye’nin tarihsel bağı ile birlikte, coğrafya paydaşlığı yaptığı bir bölgede yaşanılan olayları herkes yakından takip ediyordu.

AKP’liler “Yeni Osmanlıcılık” adı altında, bölgenin I. Dünya Savaşı döneminden kalan fay hatları üzerinde bulunduğundan kırılmalar yaşadığını ve nihayetinde Türkiye’nin burada kazanımları olacağından bahsediyorlardı. ABD’nin çıkarlarının, Türkiye’nin çıkarlarını kapsadığı bu bahislerinde ifade ediliyordu!

Adına “ulusalcı” sıfatını koyan, ABD yayılımcılığına karşı Rus yayılmacılığını topluma hoş gösterme derdinde olan sol kesim ise gelişmeleri “halkın öz tepkileri” olarak değerlendirip, “devrim” sözü altında bölge ülkelerinde olup bitenleri anlatmaya çalışıyorlardı.

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler noktasında Türk Milliyetçileri ise yaşanılan olayların, doğal halk tepkilerinden öte, “kurgulanmış bir senaryo” gereğince ilerlediğini, Irak’ın işgali ile birlikte gün yüzüne çıkan, başlangıçta Büyük Ortadoğu Projesi, sonralarda ise Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi adı altında deşifre olan, ABD’nin bölgeyi kendi çıkarları çerçevesinde dönüştürme çabası olarak yorumlamıştı.

Öyle görünüyor ki yaşanılanları dün-bugün ikileminde doğru ölçüler içerisinde değerlendiren Türk Milliyetçileri’ni tarih bir kez daha haklı çıkardı. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri dünün kayba uğrayan ve üç kıtada hüküm süren iradenin nihayetinde son bulmasına sebep olan Osmanlıcılık görüşünü, bazı dış merkezlerde kurgulanmış hali ile “Yeni Osmanlıcılık” olarak değerlendiren AKP, gerçeklerle yüzleşmek yerine temelsiz hayaller kurarak Türkiye’nin bölgesel anlamda çok ciddi kayıplar yaşamasına sebep oldu.

ABD’nin bölgesel hesaplarında “eşbaşkan” olarak vazife alan AKP, Türkiye’nin 90 yıllık bölge üzerinde kabul gören imajını, en tabii haliyle benimsemeyip ancak bu imaj altına sığınarak dayanağı olmayan, tutarsız yaklaşımlarla politika üretmeye kalkması bunun baş nedenidir.

Yaşanılan kayıpların başında olmazsa olmaz olarak görülen Türkiye’nin bölgesel imajıdır. Nitekim geride bıraktığımız hafta iki farklı kurum tarafından açıklanan ve Ortadoğu ülkelerinde yapılan anketlerde Türkiye’ye olan olumlu bakış açısının ve bölge üzerindeki model kabul edilen duruşunun git gide kaybolduğu tespit edilmiş.

Suriye ile başlayan çelişkili ve hesapların bir türlü tutmadığı anlayış, Irak merkezli ve mezhebe dayalı bir politika, Mısır üzerindeki aşırıya kaçan ve nihayetinde yanlışlar yumağına dönen yaklaşım, Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleri nezdinde yaşadığı imaj kayıplarının başlıca sebepleri olarak saptanmış.

AKP’nin zihin yapısı, becerisi, birikimi ve en önemlisi kendi karakteristiği Türkiye’nin bu hale gelmesinin baş sebebidir. Hali hazırda karşımızda kurguladığı tüm senaryosu boşa çıkan, sözleri havada kalan, ilişkileri bozulan ve dahası hiçbir dostu kalmamış bir iktidar var.

Türkiye bu gidişe dur demezse şimdilik bölgede yaşadığı imaj kaybı zamanla daha derin yaralar açmaya başlayacak, ayrıca diğer alanlara da yayılarak dünya genelinde telafisi zor olan sonuçlar doğurabilecektir.

Ortadoğu’dan başlayarak bozulan denge, Türkiye’nin sınır olduğu Balkanlar, üzerinde ABD-Rusya ikilisinin yeni hesaplar yapmaya başladıkları Kafkaslar ve Doğu Akdeniz’de de kendisini gösterirse -ki AKP iktidarda bulunduğu müddetçe bu sonuç kesindir- Türkiye artık tümüyle Anadolu’ya hapsolmuş, adım atacak yeri kalmamış, kendi iradesini asla yansıtamayan bir pozisyona itilir.

Bugün ülkemizin en temel meselelerinin başında dış politikadaki vizyonsuzluk geliyor. Başkalarının planlarında vazife almayı, eşbaşkanlık yapmayı maharet sayanların, tek başlarına burunlarının ucunu bile göremeyecek bir ufka sahip oldukları ortada.

Bunun aksini iddia edebilecek olan, Suriye, Mısır ve Irak’da AKP iktidarının yaklaşımının tam tersi gelişmelerin yaşanmasının, ABD’nin bu ülkelerle ilgili planlarında değişikliğe gitmesi karşısında ne diyebilir? Kendi iradesini bir türlü ortaya koyamayıp, başkasının projesinde yol alacağına inanmak kadar ahmakça birşey olabilir mi?

Türkiye acilen komşuluk yaptığı ülkeler ve bölgelerle ilişkisini gözden geçirmeli, pozisyonunu yenilemeli, ufkunu geliştirmeli ama en önemlisi özünden birşey kaybetmeden bunları yapmalıdır. Ne sadece Avrupalı, ne sadece Asyalı, ne de sadece Ortadoğulu değil, bu bölgelerin hepsinin içerisinde olduğu gerçeğini kabul ederek, Selçuklu Devleti’nin bayrağında yer alan “çift başlı kartal” misali her yönü görebilen ve her yönde etkili, söz sahibi olan bir ülke olmalıdır. Kendi tarzını, birikimlerinden yararlanarak bu temel üzerine bina etmelidir.

Bir kez daha altını kırmızı çizgilerle çizerek ifade etmek gerekir ki, bunun için iktidar değişikliği şart. AKP Türkiye’nin başından geldiği yoldan gönderilmeden, artık ülkemizin bozulan imajı zor düzelir…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.