Asikurtlar©

AKP’nin “Olağanüstü” MHP Planı – I

AKP’nin “Olağanüstü” MHP Planı – I
11 Nisan 2016 - 9:18 'de eklendi ve 4276 kez görüntülendi.

Giriş ve Özet

Siz süreci nasıl takip ettiniz bilmiyorum. Ancak biz 40 yıldır olduğu gibi son 5 yıldır da her meseleye MHP Genel Merkezi penceresinden bakıyoruz.

Yaşanan son gelişmeler ne yazık ki MHP ile “örgütleşmiş” bir dini cemaatin adının sıkça yan yana anılmasına neden olmuştur.

Bu durum, partimiz, teşkilatımız ve davamız açısından son derecede mahzurludur.

Bu tespiti yapmanın, dinle diyanetle, cemaatin davasında haklı olup olmamasıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Bu sakıncalı durumun, adı cemaatle birlikte anılan sayın MHP Genel Başkan adayının cemaatle ilişkili olup- olmamasıyla da bir ilgisi yoktur.

Ben, niyet okuması yapma ve şahıslara, kendi beyanları hilafına bir ithamda bulunma hakkını kendimde görmem. Ancak Ülkücü hareketi tehdit eden bir operasyon tehlikesi gördüğüm zaman,konunun aktörleri başta olmak üzere, yetkili ve yetkisiz bütün teşkilat mensuplarını uyarmayı bir vazife olarak görürüm.

Daha önce Sinan Oğan’la ilgili yazılarım da sahadaki tespitlerimin ve aldığım duyumların Ülkücü camiaya duyurulmasından ibaretti.

Ben teşkilatın teşkil aşamalarından fazla anlamam. Yani ilçe kongresi, il kongresi, üst kurul delegesi, başkan seçimi, atanmış başkan, seçilmiş başkan…

Bunlar benim için önemli değildir. Ben teşkilat yöneticisinin Ülkücü olup olmadığına, ahlakına ve eğer Ülkücü değilse davamıza faydalı olup olmadığına bakarım.

Bu yüzden de 10. Kurultay’daki Ülkücü ahlak ve disiplin yazıları hariç, kurultay-kongre süreçleri hakkında damarlı yazılar yazmaktan hep uzak durdum.

Mesela: “Genel Merkez” ve “karga” kelimelerinin yan yana yazılmasından duyduğum rahatsızlığı dile getirdim.

Bugün de “MHP” ve “cemaat” kelimelerinin birbirine bu kadar yaklaştırılmasındaki ölümcül mahzurları dile getirmekle yükümlüyüm.

Bunun için başladığım yazı, sabaha karşı saat dörtte üçüncü günü aşmış, dördüncü güne giriyordu. Konuyu bir güne sığdırmak hem mümkün değildir hem de yakışıksızdır.

Bu yüzden, dört güne yayılan bir yazı dizisiyle, bu konuda tespit ettiğim mahzurları ve ortaya çıkan tehlikeyi, Ortadoğu okuyucularıyla paylaşacağım.

Şimdi, dördüncü günü beklemek istemeyen Ülküdaşlarım için kısa bir özet geçmeyi, medeni empatinin ve Ülküdaşlarımın değerli zamanına duyduğum saygının bir gereği olarak görüyorum:

MHP’de “umut veren parlak bir fikir” olarak öne çıkarılan “Meral Akşener’in genel başkan adaylığı” süreci, sebebi kim ve maksadı ne olursa olsun etkin AKP medyası tarafından “paralel yapıyla mücadele” konseptinin içine çekilmiştir.

Bu aşamada Sayın Akşener’in cemaate olan mesafesinin, yakın veya uzak olmasının da bir ehemmiyeti kalmamıştır.

Zaman, Samanyolu, Kanaltürk, Bugün TV bir yana, Kayseri’nin en sevilen işvereni ve üretici firması olan Boydak Holding’e kadar kriminal suç üretme ve tutuklama seviyesinde hücum eden bir saray bürokrasisine MHP cephesinden böyle bir fırsatın verilmemesi gerekirdi.

Sosyolojide ve özellikle siyasette “şüyuu vukuundan beter” deyimi göz ardı edilemeyecek bir realiteyi ifade etmektedir.

Yani kötü bir tutum ve davranış hakkında çıkan yaygın söylenti, o davranışın kendisinin ortaya çıkmasından daha tehlikelidir.

Partimiz, “Sayın Meral Akşener yönetimindeki bir MHP”nin erken bir kurultayla tanzim edilmesi halinde AKP’nin “paralele bağlayarak” çözüp parçalayabileceği, seçim zamanları üzerinde rahatça oynayabileceği “cemaatçi bir MHP” imajına doğru sürüklenmiştir.

Ben, bu gelişmenin, cemaatin MHP’ye yönelik bir tezgâhı olduğundan çok “AKP’nin MHP’yi paralele bağlayarak bitirme tezgahı” olduğunuön görüyorum.

20 Temmuz’da F 16 hücumlarıyla başlayan “1 Kasım seçimleri ve Başkanlık Sistemi” operasyonlarıyla ve T.T. transferi gibi hamlelerle gezgin Milliyetçi oylar MHP’den geri alınmış ve MHP’de bir “erken kurultay”kaosu yaratılmıştır.

Sonra da MHP’nin adının, kanserojen bir sanayiartığı gibi MHP’nin kucağına doğru itilen cemaatle birlikte anılması sağlanmıştır.

AKP, kendine göre: “Cemaatin dirisinden alacağını almış, ölüsüyle de MHP’yi vurmaya çalışmaktadır!”

Ben erken kurultaya, süreci Sinan Oğan’ın kontrolsüz hırsı başlattığı için başından beri karşıyım. Düşünülmüş ve sağlam analizlerden sonra başlatılmış bir süreç değildir.

Bu durumda MHP Genel Başkan adaylarının yukarıda dikkat çektiğim tehlikeyi görerek kendileriyle cemaat arasına ciddi bir mesafe koymaları gerekirdi.

Oysa Meral Hanım, 28 Şubat’takinin benzeri bir yiğitlikle cemaate karşı suçlu suçsuz ayırımı yapılmadan başlatılan cadı avına prim vermek istemediği için bu tedbiri almamıştır.

Muhayyel bir MHP GTüm yazılarenel Başkanı veya müstakbel bir MHP Genel Başkan adayı için bu ölümcül bir zaaftır!

Yarın: AKP’nin “Olağanüstü” MHP Planı – II “Cemaat ve Siyaset”

Şükrü Alnıaçık

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER