Asikurtlar©

AKP’nin Milletten saklamaya çalıştığı gerçekler

AKP’nin Milletten saklamaya çalıştığı gerçekler
28 Ekim 2015 - 12:57 'de eklendi ve 4642 kez görüntülendi.

AKP’nin ‘ustalık dönemi’ adını verdiği üçüncü iktidar sürecinde Türkiye eğitimden yargıya, dış politikadan ekonomiye ve özgürlüklere kadar hemen her alanda büyük kayıplar yaşadı.

 

17-25 Aralık soruşturmalarıyla gün yüzüne çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddialarını örtbas etmek için peş peşe yasakçı ve antidemokratik yasalar çıkarıldı. Fişlenen binlerce savcı ve hakim ile onbinlerce polis ‘paralel’ safsatasıyla sürüldü. Yüzlercesi görevden alındı. Muhalif yayın yapan gazeteler basıldı, gazeteciler tutuklandı. Hukuksuz şekilde bankalara ve şirketlere el konuldu. İş adamları gözaltına alınıp tehdit edildi. Özel okullara yüzlerce polis eşliğinde baskınlar yapıldı. Yaşananlar 28 Şubat sürecini aratmadı. O dönemin ‘yeşil sermayesinin’ yerini muhalif iş adamları, ‘imam-hatiplerinin’ yerini kreşler, özel okullar ve dershaneler, irticanın yerini ise paralel paranoyası aldı. ‘Analar ağlamasın’ denilerek başlatılan çözüm süreci ‘400 vekil ve başkanlık sistemi’ tutkusuna kurban edildi. 7 Haziran’dan sonra başlayan terör olayları ile ülke adeta 90’lı yıllara döndü. Saldırılarda 158 asker, polis ve korucu şehit oldu. Şehirlerin göbeğinde patlayan bombalarla çok sayıda sivil katledildi. ‘Yeni Türkiye’ diye çıkılan yolun sonunda 90’ların eski Türkiye’si geri dönülmüş oldu.

 

Yargıya güven sıfırlandı

 

12 Ekim 2014’te yapılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinde AKP, Yargıda Birlik Platformu’nu (YBP) açıktan destekledi. YBP’nin kazanması üzerine bağımsız ve tarafsız olması gereken HSYK fiilen yürütmeye bağlanmış oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘proje’ olarak nitelendirdiği Sulh Ceza Hâkimlikleri, tek parti dönemindeki İstiklal Mahkemeleri gibi çalıştı. Hukukun temel ilkeleri çiğnendi. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından iktidarın ilk hedeflerinden biri hakim ve savcılar oldu. Fişlenen 7 binden fazla hakim ve savcının görev yeri değiştirildi. Pek çoğu meslekten ihraç edildi. Son 3 yıl içinde gerçekleştirilen tüm hukuksuz uygulamalarla vatandaşın yargıya güveni yüzde 25’e indi. Halkın yüzde 75’i ‘adil bir yargılama sisteminin’ olmadığını düşünüyor.

 

ÖZGÜR MEDYAYA DARBE ÜSTÜNE DARBE

 

Son dönemlerde 150’yi aşkın olay hakkında yayın yasağı getirildi. Ankara, Suruç, Diyarbakır ve Reyhanlı’daki bombalı saldırılar ile 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları ve MİT TIR’ları hakkındaki yayınlar engellendi. 14 Aralık 2014’te özgür medya hedef alındı. Terörle mücadele ekipleri Zaman Gazetesi’ni basarak eski Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yı gözaltına aldı. Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca da aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınıp tutuklandı. Algı operasyonuna dizi senaryosu, iki yazı ve bir makalenin delil gösterilmesi hukuksuzluğu gözler önüne serdi. Yüzlerce polis Kanaltürk ve Bugün Gazetesi’nin binalarında arama yaptı. Cumhuriyet Gazetesi’ne ait gazete yüklü kamyonlar arama izni olmadan durduruldu. Erdoğan’ı kapağına taşıyan Nokta Dergisi basılıp toplatıldı. Digital yayın platformları Tivibu, Turkcell TV, Teledünya ve Digiturk, Samanyolu TV, S Haber, Mehtap, Yumurcak, Irmak, Bugün TV ve Kanaltürk’ü yayından çıkardı. Türksat da 3 kanalın 1 ay içerisinde sözleşmesinin feshedileceğini bildirdi.

 

Gazetecilere gözaltı furyası

 

Gazeteciler Aytekin Gezici, Sedef Kabaş, Hollandalı Frederike Geerdink, Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş sadece attıkları tweetler sebebiyle gözaltına alındı. Son 10 ay içerisinde gözaltına alınan gazeteci sayısı 85’i buldu. Ahmet Altan, Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök, Ekrem Dumanlı, Bülent Keneş ve Yavuz Baydar gibi ünlü gazeteciler hakkında Cumhurbaşkanına hakaret ettikleri gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Twitter ve You Tube’a erişim engellendi. Medya ve gazetecilere baskılar Türkiye’nin dünyadaki itibarı sıfırladı.

 

Yolsuzluklar ortaya saçıldı, demokrasi bitti

 

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları 4 bakanın istifa etmesine yol açtı. Rüşvetin ucunun siyasetin en üst basamaklarına kadar çıktığı anlaşıldı. Hükümet, soruşturma dosyalarını kapatmak içini hakim, savcı ve polisleri ihraç etti. 200’den fazla polis meslekten atıldı. 500’den fazla polis açığa alındı. 250 bin 557 polisten 80 bini sürgüne uğradı. 1.700 polis hakkında adli soruşturma açıldı. Çok sayıda emniyet müdürü ve amir emekli edildi.

 

İç güvenlik paketi ile vali ve kaymakamlara doğrudan kolluk kuvvetlerine talimat verebilme yetkisi getirildi. Vali ve kaymakamlar, jandarma ve polise direkt soruşturma emri verme yetkisine sahip oldu. Polis Koleji ve Polis Akademisi gibi kurumlar kapatıldı.

 

MİT’e ait silah yüklü TIR’ların yakalanmasından MİT bünyesindeki görev ve faaliyetler yasal koruma zeminine kavuştu ve kanunsuz emirler suç olmaktan çıktı. Hukuk devletinden muhaberat devletine geçiş olarak değerlendirilen değişiklikler, PKK ile müzakerelere yasal dayanak oluşturdu.

 

28 Şubat’tan kalma fişleme uygulaması Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun imzası ile geri döndü. Fişlemeler için Batı Çalışma Grubu’nun benzeri olan Başbakanlık Koordinasyon Merkezi isimli bir birim oluşturuldu.

 

İsrafın sembolü Kaçak Saray

 

Tayyip Erdoğan’ın yaptırdığı Cumhurbaşkanlığı Sarayı israfın sembolü oldu. Mimarlar Odası’na göre 1.150 odalı lüks sarayın maliyeti 5 milyar lirayı aştı. Cumhurbaşkanı için alınan 400 milyon dolarlık uçak da tepki çekti. Kamunun makam araçlarına yılda 3,3 milyar lira harcadığı ortaya çıktı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu harcama için yaptığı ‘çerez parası’ benzetmesi şaşkınlığa yol açtı.

 

‘Komşularla sıfır sorun’ gitti ‘değerli yalnızlık’ geldi

 

Komşularla sıfır sorun siyasetiyle yola çıkan iktidar, AB ile ilişkileri askıya aldı. Suriye, Mısır ve Irak ile köprüleri atılırken Türkiye’ye ‘değerli yalnızlık’ kaldı. Suriye’de 200 bin insan öldü, 3 milyondan fazla mülteci Türkiye’ye sığındı. Türkiye’nin yurtdışındaki tek toprağı olan Süleyman Şah Türbesi, Suriye içlerinden sınıra yakın bir bölgeye taşındı. IŞİD, Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’nu basıp 49 kişiyi rehin aldı.

 

Ekonomi iflasın eşiğinde

 

Özel şirketlere çökme operasyonu

 

Hiçbir dayanak olmamasına rağmen 7 Haziran seçimlerine günler kala BDDK’nın hukuksuz kararıyla Bank Asya’ya el konuldu. Son olarak da Koza İpek Holding’e bağlı tüm şirketlere savcının talebiyle hukuksuz şekilde kayyum atandı.

 

Dış borç 400 milyar dolar, işsiz sayısı 3 milyon

 

Türkiye’nin dış borcu 2015 ikinci çeyrek sonu itibarıyla 405,2 milyar dolar oldu. HSBC, Total, Tesco ve Renaissance Capital gibi dünya devleri Türkiye’den çıkma kararı aldı. 2015 Temmuz rakamlarına göre işsiz sayısı 2 milyon 970 bin kişiye çıktı. 10 yılda 2 bin 91 kişinin VİP torpil sayesinde memur yapıldığı ortaya çıktı. İstisnai kadroyla memur yapılanların sayısı ise 28 bini buldu.

 

Dolar 3 lirayı gördü, milli gelir yüzde 30 azaldı

 

2015 yılının başında 2,34 lira olan dolar 3 liraya kadar çıktı. Kişi başına düşen milli gelir ise 9 yıl öncesine dönerek 7 bin 714 dolara indi. İhracatta da sert düşüşler yaşandı.

 

İşçi ölümlerinde dünya üçüncüsü olduk

 

Türkiye ölümlü iş kazalarında Avrupa birincisi oldu. 2002-2013 yılları arasında bin 510 kiyi iş kazalarda can verdi. Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği facia hafızalara kazındı.

 

Muhalif işadamlarına baskın, Reza Zarrab’a ödül

 

Koç Holding’e ait TÜPRAŞ, medya patronu Aydın Doğan’a ait şirketler, iş adamı Akın İpek’in sahibi olduğu Koza İpek Holding ile Kaynak Holding’e baskınlar yapıldı ve milyonlarca liralık haksız vergi cezası kesildi. Boydak Holding CEO’su Memduh Boydak da hedefe konuldu. 17 Aralık soruşturmasında 4 bakanın istifasına sebep olan işadamı Reza Zarrab’a ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı bir törende mücevher sektörünün ‘ihracat şampiyonu’ ödülü verildi.

 

ÇÖZÜME TEKME VURULDU, TERÖR 90’LARA DÖNDÜ

 

 

3 ayda 158 şehit, cinayetler faili meçhul

 

Çözüm süreci kapsamında hükümet, terör örgütüne operasyon yapma yetkisini askerden alarak valilere bağladı. Bu süre zarfında askerin PKK’ya operasyon yapmak için 3 ilde 290 kez valilerden izin istediği ancak sadece 8 operasyona onay verildiği ortaya çıktı. Operasyonlara izin verilmeyen süre içerisinde PKK’nın güçlendiği ve şehirlere silah stokladığını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan itiraf etti. 7 Haziran seçimlerinin ardından terör bir anda hortladı. Erdoğan çözüm sürecinin dondurulduğunu açıklarken 20 Temmuz-20 Ekim arasında 91’i asker, 64’ü polis, 3’ü korucu olmak üzere 158 güvenlik görevlisi şehit oldu.

 

Ülke tarihinin en büyük katliamı

 

20 Temmuz 2015’te Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde düzenlenen bombalı intihar saldırısında 34 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı. Ankara’daki ‘Emek, Barış ve Demokrasi’ mitinginde ise 102 kişi öldü, 400’ü aşkın insan yaralandı. Saldırıları IŞİD’in yaptığı belirlendi. IŞİD’in, Kobani’ye ilerlemesi üzerine Türk hükümetini hiçbir şey yapmamakla suçlayan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş protesto çağrısında bulundu. Pek çok ilde büyük olaylar çıktı, 46 kişi hayatını kaybetti, 682 kişi de yaralandı. Türkiye’de son dönemde 1990’lı yılları andıran karanlık ve kanlı olaylar yaşandı. PKK, DHKP-C, İBDA-C, El Kaide ve IŞİD gibi terör örgütlerinin yanı sıra mafya yapılanmaları da sokaklarda cirit atmaya başladı. Uludere’de 34 vatandaşın bombalanmasından Ankara katliamına kadar bütün kanlı olaylar faili meçhul kaldı.

 

Tepki gösteren şehit yakınlarına hapis

 

Son bir yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret iddiasıyla 15 kişi tutuklandı. 280’den fazla kişi hakkında da soruşturma açıldı. Hakaret davalarında şehit yakınları ve 13 yaşındaki çocuklar bile hedef alındı. Erzurum şehit Recep Beycur’un akrabası Kazım İpek, Erdoğan’a hakaret iddiasıyla tutuklandı.

 

Kreş ve okullara, ‘terör polisleriyle’ baskın

 

Birçok dershane ve özel okul hukuksuz baskınların hedefi oldu. Terörle mücadele ekipleri uzun namlulu silahlarla kreşlere, ana okullarına, ilkokullara, liselere ve dershanelere baskın yaptı. Okullarda merdiven boylarının, kapıların ve duvarların metreyle ölçülmesi hafızalara kazındı.

 

Eğitim yapboz tahtasına döndü

 

Reform adıyla okullar, müfredat ve sınav sistemleri o kadar sık değiştirildi ki öğrenciler ve öğretmenlerin bile başı döndü. Dershanelerin kapatılması için Anayasa’ya aykırı kanun çıkarıldı. Anayasa Mahkemesi eğitim ve özel teşebbüs hürriyetine aykırı hükümler içeren yasayı iptal etti. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı hukuksuzlukta ısrar ediyor. 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden önce AKP, 8 bin 400 okul müdürünü gerekçe göstermeden görevden aldı. Danıştay, bu kararların tamamına yakınını iptal etti. Ancak iktidar mahkeme kararını uygulamıyor.

 

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER