Asikurtlar©

AKP’NİN HARİCİYE İMAMLARI

AKP’NİN HARİCİYE İMAMLARI
25 Aralık 2016 - 20:23 'de eklendi ve 1165 kez görüntülendi.

Son zamanların en çok gündemde olan ve tartışılan bakanlığı Dış işleri Bakanlığı olunca, tartışmaların odağındaki ismin yani sayın bakanın da gündemi değiştirmeye ihtiyacı olmuş ki bakanlığı ile ilgili olmayan sözler sarf etmiş. E haliyle Fırat Kalkanı operasyonu ile bunalan Sayın Mevlüt Çavuşoğlu bir okulun açılışını yapmış ve orada adeta bir eğitimci edası ile eğitim sistemimizin geleceğine dair açıklamalarda bulunmuş. Birçok İslamcı siyasetçi gibi konu eğitim olunca da sözü İmam Hatiplere getirmemek seçmene saygısızlık olur düşüncesi ile tuhaf şeyler söylemiş.

İmam Hatip Okulları 28 Şubat süreci ile birlikte ülke gündeminden hiç çıkmamış ve halkın büyük çoğunluğunun benimsediği okular olmuştur. Halk benimseyince de siyasiler İmam Hatipleri arka bahçe yapma yarışına girmişler ve ilginç usuller ile sömürü aracı haline getirmişlerdir.

Öncelikle din eğitimi alanında hizmet veren İmam Hatip Okulları, yılardır kalite ve kantite tartışmalarının gölgesinde varlığını sürdürmüş, siyasi hesaplar gereği de kantite savunucularının siyasi partilerine kurban edilmişlerdir.

Sayıları son yıllarda oldukça fazlalaşmış ama eğitim kaliteleri de aynı oranda düşmüştür. Sayıları artmış derken öyle yeni yapılan İmam Hatip’lerden söz etmek yanlış olur. Daha çok mevcut ortaokul ve liselerin birçoğu İmam Hatip Ortaokulu veya Lisesine dönüştürülmek suretiyle sayıları artmıştır. Neredeyse her köşede bir İmam Hatip hedeflenmiş ve halkın ihtiyaçları gözetilmeksizin, yerel bürokratların iktidar partisinin gözüne girme aracı olarak önüne gelen her okul İmam Hatibe çevrilmiştir. Mevcut okulların tabelaları indirilmiş ve İmam Hatip tabelaları asılarak o okuldaki müfredat ve eğitim kadrosu bir çırpıda değiştirilmiştir.

Özellikle son günlerde sosyal medyada bazı din bilginleri İmam Hatip’lerin ve İlahiyat’ların müfredatının değişmesi gerektiğini yazınca birçok sosyal medya mücahidince linç edilmeye çalışılmıştır. Aslında talep gayet açık ve nettir: İmam Hatiplerin eğitim kalitesini artırmak. Bu talebe karşı koymanın tek açıklaması ise şimdilerde YÖK yöneticisi yapılan şahsın cahillerin ferasetine olan güveni olabilir. Sorgulamayan, öğrenmeyen, donanımsız imam ordusu elbette çarpık biat sistemi içerisinde iktidara sahip olup dini siyasete alet edenler için bulunmaz fırsatlar yaratır. Hal böyle olunca da köşeye sıkışmış Dışişleri Bakanı, kim ne derse desin İmam Hatiplerin sayısını daha da artıracağız, şeklinde konuşmalar yapar olmuştur.

Aslında Sayın Dışişleri Bakanı İmam Hatiplerin sayısını artıracağız derken belki de bakanlığı ile ilgili bir hedefi anlatmaya çalışmıştır diye düşünüyorum. Bunun iki yönü olabilir. Birincisi, Dışişlerinde çalıştırmak üzere Arapça bilen personel ihtiyacını karşılamak. Tam da Ortadoğu batağına saplanma riskinin yoğun olduğu şu günlerde çok masum gibi görünen bu düşüncenin sakatlığını benim gibi İmam Hatip mezunları çok iyi bilir. Zira İmam Hatiplerde toplam 8 yılda (4+4) yoğun Arapça dersleri okutulmasına karşılık, mezun olduğunda Arapça konuşabilen neredeyse yoktur. Hatta Arapça öğreten eğitim kadrosunun da kahir ekseriyeti Arapça konuşamaz. Hal böyle olunca birinin Sayın Bakan’a bu hayalinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını anlatması gerekir.

Hariciye Bakanlığını ilgilendiren ikinci konu ise halka sorulmadan ülkeye alınan Suriyeli mültecilerin istihdam edilmesi konusudur. Hele ki halkımız Arapça konuşabilen her kişinin din bilgini olduğunu zannettiği sürece bu düşünce karşılık bulacaktır. Sorgusuz sualsiz aldığımız Suriyeliler imam hatiplerde Arapça dersi verebilir. Bunun karşılığında vatandaşlık hakkı verilir ve öğretmen yapılırlar. Diyeceksiniz ki kendi vatandaşlarımız her türlü yüksek tahsili yaptığı halde öğretmen olamazken Suriyeliler nereden çıktı? Bu soruyu AKP’li yöneticilere ve Dışişleri Bakanı’na sormalısınız. Şu anda dahi hukuka aykırı olarak birçok Suriyelinin öğretmenlik yapıp maaş aldığını duyuyoruz. Şayet İmam-Hatiplerin sayısı artarsa daha çok Suriyeliye iş imkânı sağlanabilir. Zaten TOKİ Suriyelilerin ev ihtiyaçlarını karşılayacak, işte tastamam bir proje. Ne kadar çok İmam-Hatip, o kadar çok Suriyeli…

Sayın Dışişleri Bakanının bu konu ile ilgili daha başka alanlarda da aydınlatılması gerekmektedir. Madem gene kimseye sormadan birçok İmam-Hatip açacaksınız, öncelikle ortaöğretim yurtları ile ilgili çalışmayı tamamlamanız gerekir. Yangınlara rağmen hala yurtları cemaatlerin tekeline terk etmeyi düşünüyorsanız bilemem.  Ama her köye veya mezraya imam-hatip açamayacağınıza göre orta öğretim yurtlarını dışişleri bütçesinden yapabilirsiniz. Gerçi Suriyeli mülteciler bu durumdan olumsuz etkilenebilir ama gene de bu ciddi bir sorun.

Ayrıca İmam Hatipler sadece Arapça öğretmeni ile açılmıyor Sayın Bakan, diğer branş öğretmenlerini hızla atamanız gerekiyor. Teröre bulaşmış öğretmenleri bile öğretmensizliği bahane edip işten çıkartmamışken nasıl öğretmen bulacaksınız o ayrı bir tartışma konusu.

Meselenin aslında bir üçüncü boyutu da olabilir. Reisi Cumhur tarafından idare edilen AKP’de Başbakanlık ve Bakanlık değişimi aniden gerçekleşebilir. Dışişlerinde yorulmuş olan Sayın Bakan, ilk kabine değişikliğinde Milli Eğitim Bakanı yapılabilir. Bu durumda Sayın Bakan da gelecekteki görevine ısınma turları atıyor olabilir. Zaten AKP’de bir makama getirilmiş iseniz ve sadakat sorununuz yoksa görevden alınsanız bile başka bir makamda görev verilme geleneği de kökleşmiş durumda. Kimsenin başarısız olduğu itiraf edilmez. Görev değişikliği denir ve konu kapatılır. Böyle bir durum var ise Sayın Bakan’a şimdiden hayırlı olsun dileklerimi sunarım.

Herkesin kendi işine bakması gerekliliğine en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde özellikle siyasilerin ellerini halkın okullarından çekip, gene halkın okullarını siyasi rant tarlası haline getirmekten kaçınması en doğru yol olacaktır. İmam-Hatipler de diğer meslek okulları gibi ihtiyaca göre uzman kişilerce planlanıp gene uzman kişilerce idare edilmelidir.

Pisa da birçok ülkenin gerisine düşüp son sıralarda yer almamızın sebebi haline getirilmiş İmam-Hatipler ve diğer meslek okulları derhal yüksek eğitim kalitesine kavuşturulmalı ve genel eğitim sistemi ile birlikte yükselmelidir. Yarın albay ve yarbay ilanları verirken puan kriteri alt seviyede tutulursa, düşük profilli albay, yarbay, binbaşı ve astsubaylarla TSK ‘yı doldurmuş olursunuz. Bu da ateş çemberi altındaki Türkiye açısından hayırlı sonuçlar doğurmaz.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER