SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

AKP’nin bakanlarının feryadı

Bu haber 15 Mart 2014 - 12:52 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Bu hükümetin yalan, talan ve ihanet düzenini ortaya koyan herkesi düşman sayıyor, en ağır hakaretleri sıralıyorlar. Özellikle sayın başbakan çok büyük bir telaş içinde, akıllara durgunluk veren yakıştırmalar yapıyor. Bunun sebebi gayet açık. AKP’nin iktidarda kalabilme ümidi, gerginliği arttırıp, çatışma ve bölünme pahasına da olsa, kendi tabanının angaje tutabilmesine bağlıdır. Ülkenin bugünkü perişan hali bu siyasetin ürünüdür.

MHP ve ülkenin bölünmez bütünlüğü

MHP lideri sayın Bahçeli haftalardır meydanlarda. Her söze ülkenin bölünmez bütünlüğünün korunması için gençliğe ve Türk milletine yaptığı tavsiyelerle başlıyor, yine aynı sözlerle konuşmasını tamamlıyor. Zerre kadar Allah korkusu ve vicdanı olan herkes kabul eder ki, sayın Bahçeli’nin bu siyaset anlayışı AKP’nin bütün bölme gayretlerine rağmen, ülkenin hala ayakta kalabilmesinin temelini oluşturuyor. Zira, MHP gençliği bütün tahriklere, bütün provokasyonlara, bütün kışkırtmalara rağmen, büyük bir sabırla demokrasiden ayrılmıyor. Buna rağmen başbakanın çıkıp MHP ile bölücü örgütleri aynı cümle içinde kullanması, iktidarda kalabilmek için neleri feda edebileceğinin çok vahim bir ispatı olmaktadır.

Bütün Türkiye ağlıyor

Ülke her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Bu milleti “analar ağlamasın” diyerek nasıl kandırdıklarının, acı faturaları karşımıza çıkıyor. Daha önce de söylemiştik, ne acıdır ki artık bütün memleket ağlıyor. Bir hafta içinde tamamen AKP düzeninin sonucunda, bir asker, bir polis ve ikisi de genç kardeşimiz olmak üzere, dört canımızı toprağa verdik. Ve gördük ki, sadece onların anaları değil, bütün Türk milleti ağladı. Genç yavrulara ağladı, ülkenin hazin durumuna ağladı, bu gidişin getireceği çok daha tehlikeli durumlara ağladı. Bütün dualarımız, bütün çabalarımız, bütün beklentimiz bir daha bu tür acıların yaşanmaması içindir. Ancak, aynı hassasiyeti, aynı samimiyeti, aynı gayreti iktidar mensuplarından göremiyoruz. Yitiren canları bile, “bizden” veya “onlardan” diye ayrıştırdıklarını dehşet içinde izledik. Bu aklın, bu siyasetin, bu yöntemin ülkeyi götürdüğü yerin bir kaos ortamı olması endişelerimiz gittikçe artmaktadır.

Şahit olduklarını anlatıyorlar

AKP’nin nasıl bir düzen kurduğunu, bu millete neyi hazmettirdiğini, vurgunun, soygunun, yalanın, ihanetin hangi boyutlara ulaştığını anlamak için elde her hangi bir bilgi ve belge olmasa dahi; bizzat hükümetin içinde yer almış bakanların açıklamalarını dinlemek fazlasıyla yeterlidir. Bizzat şahit oldukları, öyle şeyler anlatıyorlar ki, insanın kanı donuyor. AKP’nin kurucusu olan, bakanlar kulunda yıllarca yer alan isimler, bu hükümetin de, gidişatında ne olduğunu çok açık şekilde dile getiriyorlar. Bu insanlar isteseler bakan olarak kalabilirlerdi. Bütün yapmaları gereken, diğerleri gibi başbakanın emrine tabi olmak, haksızlık ve zulümler karşısında üç maymunu oynamak, yalan, talan ve ihaneti hazmettirmek için kendi inanmadıkları şeyleri bile doğruymuş gibi anlatmaktı. AKP’nin kurucusu olan ve 5 yıl başbakanın yardımcısı olarak görev yapan Abdüllatif Şener, yolsuzluk ve rüşvetin kendi döneminde de var olduğunu anlatmakla kalmıyor, iktidarda kalabilmek için savaş çıkarmanın bile göze alınabileceğini söylüyor. Yaşananlar bu tespitin ne kadar doğru ve haklı olduğunu ispatlamaktadır.

Demokrasi olsaydı hükümet düşerdi

Yine 5,5 yıl hükümetin içinde yer alan Ertuğrul Günay, üstü kapalı da olsa çok vahim şeyler anlatıyor. İzmir ve İstanbul’da sit alanlarının yağmalanmasıyla ilgili beyanları, demokrasinin işlediği bir başka ülkede, hükümetin istifasına fazlasıyla yeterlidir. Ertuğrul Günay’ın bazı yetkilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına nasıl ve neden devredildiğiyle ilgili anlattıkları; sonradan çark edip sözlerini yutmak zorunda bırakılsa da, yolsuzluk ve rüşvetin ortalığa saçıldığı 17 Aralık’da, “ne yaptıysak başbakanın bilgisi ve onayıyla yaptık, ben istifa edeceksem başbakan da etsin” diyen Erdoğan Bayraktar’ın söylediklerini tamamlamaktadır. Yine AKP’nin kurucusu olan ve İçişleri Bakanlığı yapan İdris Naim Şahin, bu yaşananları artık kendi vicdanına anlatamadığını söyleyerek ayrılıp gitmiştir. Son bakanlar kurulu düzenlemesinde görevden kendi isteği ile çekilen Nihat Ergün’ün de çok rahatsız olduğu ve ortalığa saçılanları sindiremediği için bakanlığı bıraktığı söylenmektedir.

Diğerleri de konuşacak

Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu hükümetin içinde yer almış ve daha sonra dışarıda bırakılmış diğer bakanların da şahit oldukları ve söyleyecekleri çok şey olduğunu duyuyoruz. Ancak, onlar şu ana kadar susmayı tercih etmişlerdir. Bunun bir sebebi başbakanın gazabına uğramaksa, diğer sebebi de işin ucunun kendilerine de ulaşmasından duyulan endişe olabilir. Nitekim, seçim döneminde bazı bakanların niçin aday yapılmadıklarıyla ilgili olarak sayın başbakanın “içimizdeki çürükleri ayıkladık” mealindeki açıklamaları karşısında, defalarca hatırlatmamıza rağmen en küçük bir itiraz gelmemişti. Ne olduğunu, ne demek istendiğini şimdi çok daha iyi anlıyoruz. Günü ve zamanı gelince sadece bu bakanlar değil, şu anda hükümetin içinde yer alan bakanlar da konuşacak, neler yaşadıklarını, neleri görmezden gelmek zorunda kaldıklarını ayrıntılarıyla anlatacaklardır.

İşte paralel yapı

Bütün bunlar orta yerde duracak, kendi bakanlarınızın kan donduran itirafları televizyonlarda belgesel gibi yayınlanacak, sonra da çıkıp paralel devlet masalları anlatacaksınız ve milletin buna inanmasını bekleyeceksiniz. Eğer bir paralel yapı aranıyorsa, en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde her detayı ortaya koyan kasetlere kulak vermek yeterli olacaktır. AKP’nin ne olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, kime ve neye hizmet ettiğini, bu telaşın altında ne yattığını, asıl paralel yapının nerede ve kimlerden oluştuğunu akıl sağlığı yerinde olan herkes görüyor ve anlıyor. AKP’nin içinde de dürüst, namuslu, vatansever insanlar vardır. Büyük ihtimalle içleri başka dışları başka şey söylüyor. Ancak, bunun böyle gitmeyeceğini de biliyor ve görüyorlar. Büyük bölümünün bir vicdan muhasebesi içinde olduğundan eminim. Neyse ki, 30 Mart yaklaşıyor ve millet ülkeyi bu karanlıktan kurtaracaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.