SON DAKİKA

AKP’li birini bulun davanızı halletsin

Bu haber 17 Şubat 2014 - 10:22 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Hukuk olmadan devlet olmaz. Dolayısı ile devletle sorunu olanların hukuku yok etmesi kendilerinden beklenen bir şeydir. Meclisten geçirilerek kanunlaştırılan HSYK düzenlemesi, Türkiye’de AKP ile birlikte zaten yerlerde süründürülen hukuk sistemini hepten yok etmiş ve devleti işlemez hale getirmiştir.

Menfaate göre adalet

AKP’nin metazori bir şekilde yumruk, tekme, kaba kuvvet, kan dökme yöntemleriyle meclisten geçirdiği HSYK düzenlemesiyle birlikte Türkiye’de yargı artık tamamen iktidarın kontrolüne girmiştir. Bunun dışında söylenenler milletin aklıyla alay etmektir. Keyfe göre, menfaate göre, zihniyete göre bir yargı sistemi kurulmak istenmektedir. Kanunun öngördüğü budur. Bütün mesele yargı mensuplarının bu düzene ne kadar uyacakları, ne kadar bağlı kalacaklarıdır ki, tek ve son ümit vicdanın galip gelmesindedir. Hukuka sahip çıkanların, kurulan düzene itiraz edenlerin, yargının bağımsızlığına ve saygınlığına bağlı kalanların büyük baskılarla, yıldırmalarla, sürgün tehditleri ve hatta uygulamalarıyla karşılaşacakları muhakkaktır. Ümitsiz değiliz, ama hukuku üstün kılmak artık çok ciddi bir kahramanlık gerektirmektedir.

Hırsıza “hırsız” demek suç

Kurulan bu hukuk düzeni ile hedeflenen AKP’yi her durumda, her şartta dokunulmaz kılmakla sınırlı değildir. AKP’li olmayanlara, bu karanlık düzene onay ve katkı sağlamayanlara da bir gözdağı verilmektedir. Nitekim, başta sayın başbakan olmak üzere bütün AKP sözcüleri bunu açık bir şekilde zaten dile getiriyorlar. Ortalığa saçılan hırsızlığa, yolsuzluğa, ihanete itiraz eden herkese, “paralel devlet” tiyatrosunun içinde bir rol biçiyorlar. Sayın başbakanın MHP’yi de bu yapının içine sokmaya çalışmasını hayretle izliyor ve bir defa daha “pes artık” demekten kendimizi alamıyoruz. AKP patentli hırsızlığı, yolsuzluğu, ihaneti suç olmaktan çıkarırken, hırsıza “hırsız” demeyi de ağır ve affedilmez bir suç haline getirip hesap sormaya çalışıyorlar.

Güler misin, ağlar mısın?

AKP’nin siyaseti yalan, talan ve ihanet üzerine oturur. Duruma göre vaziyet almak, mağdur ve mazlumu oynamak bu düzenin dayanaklarıdır. Vefa, dürüstlük, hukuka saygının sınırları menfaatlerinin başladığı yere kadardır. Demokrasi bu düzenin sürdürülmesi ve daha da ileri götürülmesi için sadece bir araçtır. Bunun sonucu olarak, düne kadar bu yollarda beraber yürüdükleri, yağan yağmurda beraber ıslandıkları, karşılıklı iltifatlarla birbirlerini ağırlayıp besledikleri, yalan, talan ve ihanet düzenini millete hazmettirmekte karşılıklı paslaştıkları arkadaşlarını, yoldaşlarını, menfaate dokunulması durumunda anında satıp, hedefe koymakta bir an bile tereddüt etmediklerini bütün Türk milleti ile birlikte bütün dünya ibretle izlemiştir. “Ne istedilerse verdik” diye nasıl bir ortaklık kurduklarını itiraf edip, sonra da dönüp “paralel yapı” masalları anlatarak bu milletin aklıyla alay etmekte en küçük bir sakınca görmüyorlar. Daha da komik olanı, MHP gibi özü, özü sözü bir olan, dürüstlüğün, kararlılığın simgesi haline gelmiş bir partiyi, 11 yıldır beraber yürüdükleri yol arkadaşlarıyla biraraya gelmekle suçlamalarıdır. Tam bir güler misin, ağlar mısın durumu.

Her şey bakana bağlı

Ülke hızla bir felakete sürükleniyor. Hukukun yok edilmesi AKP patentli hırsızlık ve ihanetlerin sıradan hale gelmesiyle kalmayacak, toplumsal kargaşayı daha da artıracak ve sosyal patlamalara yol açacaktır. Devletin tamamı zaten AKP tarafından ele geçirilmiştir. İşe almadan tayin terfilere kadar her ne sebeple olursa olsun devletle temas etme durumunda kalan vatandaş, önce AKP’li birinin kapısını çalmak zorunda kalıyor. Devlet ancak AKP referansıyla işliyor. Şimdi buna kayıtsız şartsız biçimde yargı da eklenmiştir. Varlığı, yetkisi, iş güvencesi bir bakanın, dolayısı ile AKP’li herhangi birinin iki dudağı arasında olan bir hakim veya savcı ne kadar bağımsız ve tarafsız hareket edebilir?

AKP’liler yargıdan muaf

Yargı mensuplarının çok büyük bir bölümünün, belki de tamamına yakınının bu baskıyı, bu düzeni kabul etmeyeceklerinden, Anayasa, kanunlar ve en önemlisi de vicdanlarına göre hareket edeceklerinden eminiz. Ancak, bu durum yargının doğrudan bakana bağlandığı gerçeğini değiştirmiyor. Haklı veya haksız, suçlu veya müşteki, şikayetci veya şikayetli, her ne şekilde olursa olsun yargıyla işi olanın bundan sonra ilk müracaat edeceği yer bir AKP’li olacaktır. Bırakın AKP’li bir bakanın, milletvekilinin veya teşkilat mensubunun yargılanmasını, onların referans oldukları bile yargıdan muaftır. Aksi karar verenler başına geleceklere katlanmak zorundadır. Kurulan düzenle yapılmak istenen budur.

Bütün dünya şaşkınlıkla izliyor

Bu tespitimizi sadece çıkarılan HSYK düzenlemesine bakarak yapmıyoruz. Daha bu düzenleme hayata geçirilmeden, mevcut yetki ve imkanlarla yargının ne hale getirildiğe bakarak söylüyoruz. Hakim ve savcıların ne kadar kolay yerlerinden edilip duruma göre atamalar yapıldığı, yolsuzluk ve rüşvet belgelerinin nasıl saptırıldığı, tutuklananların yargı süreci tamamlanmadan ellerini kollarını sallayarak nasıl dışarı çıktıkları, evlatların göstermelik ifadelerle aklanıp sonra da hesap sormaya kalkıştıklarını bütün dünya şaşkınlıkla izliyor.

İhanet yapılanması

HSYK düzenlemesiyle birlikte hukuk devleti, artık AKP devletine dönüşmüştür. Mülkün yani devletin temeli olan adalet yok edilmiştir. Böyle bir düzenden hayırlı, faydalı bir sonucun çıkması imkansız olduğu gibi, kargaşa ve hukuksuzluk sadece millet ve devlet düşmanlarının işini kolaylaştıracaktır. Nitekim, öyle de oluyor. Ülkenin bir bölümünde paralel yapının da ötesine geçen ayrı bir ihanet yapılanması ortaya çıkmıştır. Bu böyle devam edemez. Millet mutlaka buna bir son vermelidir. 30 Mart bir fırsattır ve bu yönüyle Cumhuriyet tarihinin en önemli ve hayati seçimidir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.