Asikurtlar©

AKP’den geriye ne kalacak? (2)

AKP’den geriye ne kalacak? (2)
08 Ekim 2015 - 20:13 'de eklendi ve 4156 kez görüntülendi.

Bütün işaretler, AKP ile birlikte Cumhuriyete, demokrasiye, hukuka ve ülkenin bölünmez bütünlüğüne verilen 13 yıllık reklam arasının, 1 Kasım seçimleriyle birlikte sona ereceğini gösteriyor. AKP gittikten sonra geriye ne kalacağını yazmaya başlamış, her gün yeni ve yakıcı bir sorunla karşılaştığımız için ancak bitirememiştik. Bugün devam edelim.

Malum, Ergenekon davası yeniden görülmeye başladı. Karar ne olur bilmiyoruz, bu davanın açılmasıyla birlikte neler yaşandığını ve geriye neyin kalacağını biliyoruz. Ömrünü terörle mücadeleye harcamış komutanlar, terör örgütü kurmak gerekçesiyle hapishanelere dolduruldu. Teröristleri imha eden güvenlik güçleri suçlu ilan edildi ve bu Türk tarihine kara bir sayfa olarak geçmiştir. Bir başbakanın bu davanın savcısı olduğunu ilan etmesi asla unutulmayacaktır.

 

İMRALI CANİSİYLE MÜZAKERE

Şu yazacaklarımızın tamamı bu ülkede yaşandı ve tarihe geçti: AKP’nin devri iktidarında, bir belediye başkanı Türk bayrağının yerine bölücü örgütün paçavrasının asılmasını teklif etti. Bölünmenin de konuşulması gerektiğini söyleyen kanıbozuklar ortaya çıktı. Hükümet kendi menfaatleri ve geleceğini garantiye alabilmek için Anayasa değişikliği yaptırdı. Başbakan ayağa kalkmayan bir generali içeriye attırdığını itiraf etti. Bakanlarının yolsuzluk yaptıklarını ve bu yüzden milletvekili listelerine alınmadığını açıkladı. Gizli dinlemeler yaptırdığını, yakında ses kaseti yayınlanacağını önceden ilan etti. İmralı canisi ile müzakere yürüttüklerini söyledi. Anamuhalefet partisi lideri, başbakan hakkında hakaret ve küfürden dolayı davalar açtı. İnsanların evlerine, kameralar yerleştirildi ve yatak odalarında iktidar arandı.

 

TERÖRİSTİN HEYKELİ DİKİLDİ

AKP’den geriye kalacakların hangi birini sayalım: Bu ülke, “NATO’nun Libya’da ne işi var” dedikten birkaç saat sonra Türk uçaklarını ve limanlarını Libya’yı işgal etsin diye NATO’nun emrine veren başbakanlar gördü.Üniversite’ye giriş sınavında cevaplar şifrelendi ve milyonlarca öğrenci mağdur edildi. Seçim tahmininde bulunan iş adamlarına, “sonucuna katlanırsınız” tehditlerinde bulundu. PKK ile görüşmeleri “şerefsizlik” olarak değerlendirip, sonra da dönüp, “görüşme emrini ben verdim” dedi. Bir katil teröristin heykeli dikildi. Bir hain tarafından askeri kışlanın gönderinden bayrak indirildi. Terörist başının yattığı ini otele dönüştürüldü, arkadaş gönderdi, televizyon hediye edildi. Başbakan “Kardeşim” dediği, ortak tatil yaptığı komşu ülke liderini, bir sür sonra terörist ilan etti. Obama eline sopa alarak başbakanla telefon görüşmesi yaptı, sonra da garson çağırır gibi parmak işaretiyle ülkenin Dışişleri bakanını yanına çağırıldı.

 

DOKUNANIN ÖNÜNE YATARIM

Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ortalığa saçıldı. Başbakanın oğluyla yaptığı konuşmanın ses kayıtları. Bir bakan kolundaki 700 bin lira değerindeki saatin hesabını veremedi. Bir başka bakan televizyonların canlı yayınında, “ne yaptıysam başbakanın bilgisi dahilinde yaptım. Ben istifa ediyorsam, o da istifa etsin” dedi. İçişleri Bakanının birine, “sana dokunamazlar. Dokunanın önüne yatarım” dediği belgelendi. Yine bir bakanın, Kur’an ayetleriyle alay etti ve bir gazeteciye her Cuma bir ayet salladığını anlattığı belgelendi. Tarihte ilk defa bir hükümetin 4 bakanı birden yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla istifa etti. 4 bakan haklarındaki yolsuzluk ve rüşvet iddiaları için yargıya gitmek yerine parmak çoğunluğu ile aklandı. Kendi partisinden 58 milletvekili bakanların yüce divana gitmesi için oy verdi. İşadamlarından alınan paralarla havuz oluşturulduğu ve bu havuzda biriken paralarla gazete ve televizyon satın alındığı ortaya çıktı. Başbakan gazete yöneticilerini arayıp, muhalefet partilerine yer verilmemesini istediğinin ses kayıtları yayınlandı. Kuran’ı Kerim pasta yapılıp yenildi. Kabe’yi İstanbul’a taşıyıp, etrafında tavaf ettirdiler. Başbakan 12 yıl birlikte yürüdüğü, “ne istedilerse verdik” dediği ortaklarını “paralel” ilan etti. Kendi gibi düşünmeyen, kendini onaylamayan herkesi paralelle işbirliği yapmakla suçladı. Tarihin en büyük maden kazası yaşandı ve başbakan 18’nci yüzyıldan örnekler vererek bunun fıtrat olduğunu söyledi. Maden kazasında ölenlerin yakınları başbakanın danışmanı tarafından sokak ortasında tekmelendi.

 

İSYAN PROVALARI

Meydanı boş bulan hainler isyan provası yaptı, belli illerde  sıkıyönetim ilan edildi ve 53 kişi hayatını kaybetti. Olayların durdurulması için İmralı’daki bebek katilinden yardım istendi. Dağdan inen teröristler şehirlerde yol kontrolü yaptı, vergi topladı, mahkeme kurdu. Şehirlerin etrafına hendekler kazılarak, güvenlik güçlerinin girmesi engellendi ve özerklik ilan edildi. Konsolosluğumuz basıldı ve 49 vatandaşımız aylarca teröristlerin elinde rehin kaldı. 2 milyon Suriye’li kontrolsüz ve denetimsiz biçimde Türkiye’ye girdi. Kendi toprağımız olan Süleyman Şah Karakolu’nu bırakıp kaçmayı zafer olarak anlattılar ve bütün dünyayı güldürdüler. İsrail’e yapılacak bir saldırıyı engellemek için topraklarımıza savunma sistemi yerleştirildi.

 

SEVR İMZALANDI

Hükümet terör örgütünün siyasi uzantılarıyla Dolmabahçe sarayında anlaşma imzaladı. Okullardan “Andımız”, resmi tabelalardan “TC” ibaresi kaldırıldı. Milli bayramlar kutlanamaz hale getirildi. Yargının “SİT alanı” kararı verdiği bir alana saray yapıldı. Sarayın mahkeme kararıyla kaçak olduğu belgelendi. Cumhurbaşkanı Anayasa üzerine ettiği yemini ayaklar altına alarak seçim meydanlarına çıktı ve bir partiye oy istedi. Seçim meydanlarında Kur’an salladı.Diyanet İşleri Başkanı’nı lüks ve israfa davet edip, Vatikan’ı örnek gösterdi.

 

TEK KOMŞUMUZ KALMADI

Asgari ücret 949 lira olurken, açlık sınırı 1.349 liraya çıktı. Nüfusun yüzde 27’sinin yoksulluk sınırı altında yaşadığı belgelendi. Cumhurbaşkanının Merkez Bankası Başkanını paralel ilan etmesine bağlı olarak döviz kontrolden çıktı. Borçlar büyüdü, yoksulluk arttı. Bir bakan 3 milyar 300 milyon lira için “Çereze parası” dedi.  “Vakıf” adı altında araziler yağmalandı. Gemi filoları kuruldu. MİT TIR’ları tartışmalı hale geldi ve sorulan sorulara cevap verilemedi. 29 Ekim’de törenle PKK’lılar törenle topraklarımızdan geçirildi. Cumhurbaşkanı, çözüm sürecinin PKK’nın silahlanmasına, bomba yağmasına, şehirleri ele geçirmesine yol açtığını itiraf etti.  “Analar ağlamasın” diyenler, “ne mutlu şehit analarına” demeye başladı. Etrafımızda savaşın eşiğine gelmediğimiz bir tek komşumuz kalmadı.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER