Asikurtlar©

AKP’den geriye ne kalacak? (1)

AKP’den geriye ne kalacak? (1)
07 Eylül 2015 - 11:18 'de eklendi ve 4391 kez görüntülendi.

AKP’nin şu an kullandığı Genel Merkez binasını ilk gördüğümde, “kim bilir  kimlere kalacak?” diye düşmüştüm. Zira, AKP gibi köksüz, toplama bir menfaat ortaklığının kalıcı bir parti olması mümkün değildir. Bir proje olarak ortaya çıkmıştır, kullanılma süresi bittiği zaman da tarihe karışacaktır. 3 defa tek başına iktidar olmuş olması bu gerçeği değiştirmeyeceği gibi, bundan sonra yeniden iktidar olması dahi sonucu etkilemeyecektir. Daha önceki benzerleri gibi eninde sonunda yok olup gidecektir.

TARİH YAZACAK !

3 dönem tek başına iktidar, 13 yıl sürmüştür. 92 yıllık bir Cumhuriyetimiz olduğu düşünülürse, bu çok önemli bir zaman dilimidir. Dolayısı ile AKP’den pek çok şey geriye kalacak ve tarih bunları mutlaka yazacaktır. Bizzat yaşadığımız için tanıklık ettiğimiz AKP dönemin, ileride okullarda ders olarak okutulacağını da söyleyebiliriz. Ancak, bu  “Türk siyasetinde böyle karanlık dönemler de oldu. Milletin tek başına iktidar verdiği bir parti, ülkeyi tarihin en ağır bunalımlarına sürükledi, bölünmenin eşiğine getirdi, dünya tarihine geçen yolsuzluk ve rüşvet olaylarına imza attı. Eşine darbe dönemlerinde dahi rastlanamayacak hukuksuzluklara, baskılara, zulümlere, tehditlere ve uygulamalara kalkıştı” şeklinde olacaktır.

İLK DÖNEM

Daha da somutlandıralım ve şu 13 yıla baktığımız zaman AKP’den geriye ne kaldığını satır başlarıyla hatırlayalım. Ayrıntıları çok daha vahim, çok daha yakıcı olan bu sicil, aynı zamanda AKP sonrasındaki siyasi ve hukuki hesaplaşmanın da satırbaşlarını oluşturmaktadır. Malum AKP’nin ilk ayları, ABD askerlerinin topraklarımızı işgali için meclisten bir tezkere geçirme tartışmalarına sahne olmuştu. Tezkereyi geçiremediler, ama bakanlar kurulundan bir karar çıkararak ABD askerlerinin topraklarımızdan geçip Ortadoğu’yu kan gölüne dönüştürmesini sağladılar. Sonrasında Erdoğan’ın gökten zembille başbakanlığa inmesine şahit olduk. Zamanın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın neyin karşılığında bir anayasa değiştirip Erdoğan’ın Türk siyasetine girmesine ve dolayısı ile bugünkü karanlık tablonun yaşanmasına yol verdiği, yıllar geçmesine rağmen esrarını koruyor.

ÜLKENİN İÇİNİ BOŞALTTILAR

Yine ilk iktidar döneminde ülkenin içini boşaltmak için nasıl yoğun ve hızlı bir çaba gösterildiğiyle ilgili belgeler, arşivlerde mevcuttur. Başta bankalar olmak üzere, iletişim sektörü, bütün Kamu İktisadi Teşekkülleri, Tüpraş gibi hayati kurumlar hızla ve yok fiyatına elden çıkarıldı.  Bu kurumların tamamı yabancılara satıldı. Ofer, Oger rezillikleri bu dönemde yaşandı. Başbakanın “görüşmedim” dediği Yahudi asıllı iş adamıyla gizli görüştüğü ve bir kurumun belli bir hissesini değerinin dörtte bir fiyatına peşkeş çektiği, ayrıntılarıyla belgelendi. Tekel’in fabrikalarını satın alanlar, 6 ay içinde 608 milyon dolar karla bir başkasına sattılar. Bağlı olarak meclisten çok ilginç kanunlar çıkarıldı. Domuz kesimlik hayvanlar arasında yer alırken, zinanın suç olması kaldırıldı. Petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi. Yabancılara toprak satışları görülmemiş şekilde hızlandı. Ülkenin Başbakanı Papaz cübbesi giyip, İslamiyeti yok etmeye yemin eden bir Papa’nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi ve Tanrının Kuzusu ödülü aldı. Bunu Yahudi cemaatinden alınan ” Üstün Cesaret Ödülü” izledi.

ASKERİN KAFASINA ÇUVAL GEÇİRİLDİ

İlk dönemi hiç unutmamak gerekiyor. Zira, ilk defa Türk askerinin başına ABD askerleri çuval geçirilmesi de bu dönemde yaşandı. Ülkenin başbakanı BOP Eşbaşkanı olmakla bu dönemde övündü. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini bu dönemde açıkladı. Bir Danışmanının ABD’ye Başbakan için “Bu adamı kullanın, onu halının altına süpürmeyin ” teminatı verdiği bu dönem ortaya çıktı. TMSF eliyle yandaşların, yanaşmaların gazete ve Televziyon sahibi olmaları, AKP’yi desteklemeyen gazetecilerin işten çıkarılması baskıları bu dönemde başladı. Başbakan oğluna hediye edilen 300 metrelik gemiye “gemicik” denilmesi bu dönemin icraatıydı. Bir bakanın mahkeme başkanını arayarak, “onlar bizim adamımız, derhal serbest bırak” dediğine ve yargının bir partinin arka bahçesine dönüşmesinin ilk adımlarına bu dönemde şahit olduk. Vatandaşı kandırıp para toplayan bir dernek Almanya’da yargılanıp ceza alırken, “asıl failler Türkiye’de” denilmesine rağmen, olayın üzeri bu dönemde kapatıldı.

İKİNCİ DÖNEM DAHA FECİ

İkinci dönem daha hızlı geldi. Türkiye işsizlikte ve borçlanmada dünyada ilk üçe girdi. Başbakanımızın dünyanın en zengin başbakanları arasında olduğu yabancı basında yer aldı. Türk topraklarının bir İsrail şirketine kiralanması için meclisten kanun geçirildi. İhanet bu dönemde yeniden ve ciddi biçimde başkaldırdı. Başbakanın bölücübaşına “sayın” dediği mahkeme kararıyla belgelendi. Toplumsal huzur sarsılırken, aileler arasındaki husumet yüzünden toplu cinayetler işlendi. Diyarbakır’a göz diken peşmerge liderini “kardeşim” diyerek bağırlarına bastılar. Başbakanın damadına devlet bankalarından rekor seviyede kredi verildi. Kıbrıs’ı verip kurtulmak için referandum yapıldı. Ermeni iftiraları aleniyet kazanmaya başladı. Sokaktaki vatandaş dahil herkesin telefonlarının dinlendiği ortalığa saçıldı.  Adına “açılım” denilen yıkım projesi hükümet eliyle uygulamaya sokuldu. Dağdaki teröristler Habur’da törenlerle karşılandı ve “örgütümüzün taleplerini getirdik” dedikleri halde, çadır mahkemelerinde göstermelik yargılanıp serbest bırakıldı. Ülkenin başbakanı bu durumu, “memnuniyet verici gelişmeler oluyor” diye değerlendirdi. Dağdan inen eli kanlı teröristler protokolde yer aldı. Şehit yakınları tartaklandı ve madalyalarını iade etmek istediler. Bir parti genel başkanı hakkında özel hayatıyla ilgili görüntüler yayınlandı. “Bağırsaklarımızı temizliyoruz” denilerek Türk Silahlı Kuvvetlerin Komuta kademesi dahil, yüzlerce subay hapislere dolduruldu ve kozmik odalara girildi.  Bu arada et ithal etmeye başladık. Nüfusun yüzde 20’si açlık sınırının altına inerken, dolar milyarderi sayısı 4’den 36’ya çıktı. İsrail askerleri sivil Türk gemisine baskın yaptı, ateş açtı ve 9 Türk’ü öldürdü. Başbakan Sivas-Gavurdağı hattında sınır çizdi.

13 yıldan söz ediyoruz. AKP’den geriye kalacak olanları bir çırpıda saymak kolay değil. Yarın devam edeceğiz.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER