SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

Akp’de Kimler Valizini Topluyor?

Bu haber 24 Ekim 2013 - 10:54 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.

Neval Kavcar
Mayıs 2007’ye kadar Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı konuşuluyordu ‘kardeşi Gül çıktı’ Çankaya’ya. Biliyorsunuz Mayıs 2007’de Abdullah Gül seçilememiş, Cumhurbaşkanı seçme işi Temmuz 2007’deki genel seçim sonrasına bırakılmıştı.

Erdoğan ve AKP öyle umutsuzdu ki, Erdoğan iktidarda kalamazsa parti genel başkanlığından ayrılacağını söylüyordu. Hatta o kadar öfkeliydiler ki, ‘Cumhurbaşkanını biz seçemiyorsak, iktidar olacak parti de seçemesin diye Cumhurbaşkanlığı seçimini referanduma götürüp(21 Ekim 2007) halka sordular.

O seçim ilk kez SEÇSIS kullanıldı. AKP’yi şaşırtan bir sonuç sandıktan çıktı, iktidarları devam etti. ‘Cumhurbaşkanını seçmek ister misiniz?’ diye halka soracakları referandum geri sayıma geçmişken, seçimden zafer kazanınca ilk iş o maddeyi değiştirip bir dahaki seçime attılar topu. Bu arada Gül Cumhurbaşkanı seçildi.

Yaklaşık bir yıl boyunca ‘Erdoğan Cumhurbaşkanı olmasın kavgası Gül’ün seçimi’ ile sona erdi. Ki bana kalırsa Gül baştan beri Çankaya adayı idi. Hatta bunu o dönem, altı ay öncesinden de yazdım. Şimdi deniyor ki köşke Erdoğan çıkmak istiyor. Gül de Başbakan olacak. Ya da Gül devamdan yana, Erdoğan ne olacak?

Bu mantıkta bir tartışma içindeler. AKP gerekli çoğunluğa sahip olursa, parti Erdoğan ve Gül ikilisine mahkum gibi adeta. Dünya ikisi etrafında dönüyor. Bunu niye anlatıyorum biliyor musunuz partide bu konuda rahatsızlık olduğundan.

Meselâ ‘Arınç Cumhurbaşkanı olmak istiyormuş, Gül’de Başbakan.’ Cemaat bu işe sıcak bakıyormuş. Erdoğan ise bu gizli ittifakı dağıtıp, Cumhurbaşkanı olarak köşke taşınıp, veliaht olarak Numan Kurtulmuş’u yerine bırakmaya kararlı.

Gül’ün yeniden hacca gitmesinin sebebi de Müslüman kitleye verilen mesaj olarak algılanmış. Erdoğan’ın tek adam görüntüsüne rağmen ipleri eline geçirmeye kararlı, yol arkadaşlarını ekarte etmesinin Suriye yenilgisinden sonra zor olduğu görüşü de hakim.

Abdullah Gül’ün her zaman ki gibi sessiz kalıp başarısızlığı Erdoğan’ın üzerine yıktığı, hasadı ise toplamaya kararlı olduğu konuşuluyor. Yine Gül’ün ‘Kürt Açılımında’ fazla konuşmadığı, yıpranmadığı o bakımdan Cumhurbaşkanlığı ya da başkanlıkta devam edebileceği de AKP tandanslıların söylemi.

Erdoğan’ı tanıyanlar ise bu defa Cumhurbaşkanlığını kaptırmayacağı, yerini de söz dinleyen bir AKP’liye bırakırken, Gül-Arınç aksını mutlaka kıracağı yönünde görüş bildiriyor.

Vaktiyle ‘yenilikçi kanat’ olarak yola çıkan kadro hem eskidi, hem de birbirlerine olan güveni kaybetti. Çankaya savaşı, AKP’nin yorgun kalbini de durdurabilir. O sebeple her bir cephe, operasyonunu akıllı yürütüyor.

Gül-Arınç aksının kırılmasını anlattım fakat yeni oluşumla Erdoğan’ın yalnızlığının harman gibi atılması üzerinde durmadım. İş muhafazakârlık ise ‘Açılım, Suriye ve Gezi parkı olayı’ ile yıpranmamış, üstelik ifrat haccı yani neticede ‘hac mı hac’ yapmaya göstere göstere giden Gül’ün ‘Büyük Şövalye nişanı’ da var.

Gül’ün ‘otuz sekiz etnik kökenci’ söylemin, PKK müzakerelerinin, andın kaldırılmasının verdiği rahatsızlığı gördü, İstiklâl Marşının yeni kaydını yaptırıyor. Her kesime göz kırpıyor. Cumhurbaşkanı ya da başkan olarak orada kalacağının, kalmak istediğinin, Erdoğan ile farklı olduğunun mesajını veriyor. (MHP-CHP İstiklal Marşının üzerinde oynanabileceği tereddüdünü yaşıyor. Tanıdığımız Gül, öyle radikal işleri Erdoğan’a yaptırır. Yine de o konuda son sözü, marşı dinledikten sonraya bırakıyorum.)

Her şekilde 3-0 önde. Erdoğan tüm olumsuzlukları göğüslemek zorunda kalırken, Gül sessizce bekledi.

Bir dönem daha AKP’ye şans verilecekse, bunun Erdoğan yerine başkası olacağını batılı gazeteler de yazdı. Kim o başkası?

Gül Çankaya’da devam ederken, tercihi Başbakan olarak Bülent Arınç. Önümüzdeki dönemde bu koyundan bakalım nasıl post çıkacak. Bekleyip görelim derim. Ya da tersi. Gül Başbakan, Arınç Cumhurbaşkanı. Erdoğan ne olacak? Bu proje tutarsa, Erbakan ne yaptıysa o da aynısını yapacak, dinlenmeye çekilecek.

***

Mutluluk Zinciri

Çankaya savaşında Erdoğan’ı en yakınındaki isimlerde sıkıştırıyor aslında. H.Hüseyin Çelik ‘üç yıl kuralı’ gereğince Erdoğan’ın mutlaka Cumhurbaşkanı adayı olması gerektiğini, yoksa siyasete devam edemeyeceğini söylüyor.

Erdoğan’ı köşeye sıkıştıran üç dönemi kendisi kongrede ilan etti. Aşırı güven duyuyordu kendine, şimdi giderek azaldığını görüyoruz. CHP ile 58 maddelinin TBMM’de kabulünün arka planında, bir de Cumhurbaşkanının TBMM’de seçimine geri dönme maddesi var.

CHP, 3Kasım 2002 seçiminden sonra yaptığı gibi Erdoğan’ı bir daha kurtarırsa karşılığında ne alır, müzakeredeki karşı talebi henüz bilmiyoruz. Bu defa sosyal demokratlık ayağı ile bedavaya destek sunmazlar. Baykal’ın başlına gelen orta iken üstelik.

Üç yıl ilahi kuralmış gibi davranmalarının sebebi, Erdoğan’ın mutlaka Çankaya’ya çıkma isteği mi konusunda tereddüdüm var. Kendisine bir tv programında bu soruldu. Cevabı ‘Cumhurbaşkanı olmak istersem söylerim’ di. ‘Aday olacağım’ demedi, diyemedi. Direk halk tarafından kazanamama ihtimali ile devrik bir siyasetçi olarak başına geleceği tahmin ediyordur.

O bakımdan kendiliğinden bırakma ihtimali de var. En zayıf ihtimal, Erdoğan-Gül arasına sıkışmış görev dağılımının tersine dönerek zorlanması olur. Erdoğan bu karakter yapısı ile bir şeye karışmadan sessizce Çankaya’da oturmaz.

Her şekilde AKP’nin mutluluk zinciri, üç yıl içinde bir yerinden kırılacak.

Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı ol diye sonu meçhul yola sokanlar, çok iyi biliyor ki siyaset için önümüzdeki süreç oldukça uzun. Tökezleyen düşer, kalan sağlarla yola devam edilir.

Not: Erdoğan, Hakan Fidan, Melih Gökçek, H.Hüseyin Çelik üzerinden başlayan stratejik derinlikli hücumun anlamı şu an için belirsizliğini sürdürse de, önümüzdeki dönem birden çok kelle gidecek gibi görünüyor. Aynı oyun şimdi içlerinde tezgâhlanıyor.

O oyun açık olmayacak. Mesajı alan, bavulunu kendisi toplayacak. Bekleyin görün.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.