SON DAKİKA

Akp yönetimi hain değildir!Sadece ihanet içerisindeler

Bu haber 06 Ekim 2009 - 12:25 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Başlığa bakıp da “kendimle çeliştiğim” sonucunu çıkartmayın. Eminim yazıyı okumadan beni yargılayıp “Eski Ülkücü ve Sibel” yazısında olduğu gibi “sende mi Brütüs” diye e-posta atacaklardır bazıları yine. “Okumadan fikir sahibi olan üstün zekalılara, onların bana yazdıkları ifadelerinin aynısıyla, saygılarımı(!) sunuyorum”.

Bu açıklamadan sonra konumuza dönelim.

AKP, şartları olgunlaştırıyor.

Hem yasaları iğdiş ederek PKK’nın önünü açıyor ve daha fazla asker şehit edilmesini sebep oluyor, hem de “bakın açılım yapmazsak daha fazla evladınız şehit olacak” diye insanları tehdit ediyor.

AKP, şehitler üzerinden politika yapıyor ve iki türlü de kullanıyor.

Dikkat etiniz mi hiç? Sıfır terörle 2002’de aldıkları ülkede terör azmış, sadece dağlarda, doğuda değil, terörist, mecliste de rahatça faaliyet göstermekte. Şartların iyice olgunlaştığını düşündüklerinden olsa gerek “devlete ortak etmenin veya devleti yıkmanın adı olan açılım teranesini” terennüm edip duruyorlar. Üstelik bunu da yine şehitlerimizi kullanarak, Türk ana babaları tehdit ederek yapmaktalar. “Gözyaşlarınızı dindireceğiz, karşılığında vatanınızdan vazgeçeceksiniz” şantajı yapmaktalar. AKP’nin “Analar ağlamasın” demesinin Türkçesi budur.

“İcraatlarına meşruiyet kazandırmak için şartları olgunlaştırmak” zaten Amerikan uşaklarının evvelden beri ustaca uyguladıkları bir iştir. Düşman, Türkiye üzerindeki projeleri her zaman darbelerle gerçekleştirmiyor, bazen de ANAP-AKP türü daha az maliyetli projelerle de yürütüyor. “BOP’un eşbaşkanıyım” diyen adamın kaç zamandır icra koltuğunda nasıl oturabildiğini sanıyorsunuz siz?

**

“Farklılıklar zenginliğimizdir” gibi herkesin üzerinde düşünmeden sarf ettiği bir ifade var. “Tek tiplik”, insan fıtratına aykırı olduğundan savunulamayacağı doğrudur da, toplumu bir arada tutan asgari müştereklerde de farklılıklar oluşmasına göz yumulduğunda nasıl bir anarşi doğacağı herkesin malumudur.

Her farklılık zenginlik midir?

Bazı farklılıklar “tedaviye, eğitime” muhtaç değil midir?

Mesela “Eşcilsellik” de bir tercih farklılığıdır ve bu ancak batı toplumlarının “zenginliği” olabilir, bizim değil. O sebeple İslam ahlakına sahip toplumlar veya en azından insan fıtratına sahip toplumlar, “Farklılıklar zenginliğimizdir” diyerek toplumun ayrışmasına yol açacak farklılaştırmaları körüklemek yerine, toplum içerisindeki faklılıkları en aza indirecek tedbirler alır. Bu bir asimilasyon değil, “bir arada yaşamanın olmazsa olmazlarını temin etmek” demektir.

Türk Milliyetçileri dışındakilerin anlayamadığı da budur. Sanıyorlar ki, farklılıkların derinleştiği toplumlar bir arada barış içerisinde yaşayabilir. Halbuki toplum, millet dediğimiz varlık, ortak menfaatler ve ülküler etrafında bir araya gelmiş sosyolojik olgulardır. Farklılıklar, farklı toplumlar oluşturur. Faklı toplumlar ortak menfaatler etrafında bir araya gelemez. Çünkü her toplumun menfaati diğerininkiyle çatışır.

Aslında AKP’nin de yapmaya çalıştığı budur. Binlerce yıldır ortak bir kültür etrafında bir arada yaşama erkini oluşturmuş insanları ayrıştırıp çatıştırmak, sonra da toplumcuklar oluşturarak ülkeyi bölmek.

Toplumu, çoğunluğun değerleri etrafında kenetlemek için “ayrışmaya zemin olan farklılıkların tedaviye muhtaç birer hastalık gibi muamele görmesi” kaçınılmazdır. Ülkenin sahibi ve ezici bir çoğunluğu teşkil eden kesimin Türklük şuuruna sahip olduğu düşünülürse, kendini hem bu şuurun dışında gören hem de “beni ortak edin” diyen kesimin acilen “tedavi” edilmesi, tedaviye cevap vermeyecek derecede muzdarip olanların da gerektiği gibi muamele görmesi, “toplum ve ülke sağlığı açısından” kaçınılmazdır. Buna ister imha deyin, ister asimilasyon. Çünkü “Escinsellik” gibi Türk toplumunun fıtratına aykırılıklara “müsamaha” göstermek, tüm topluma bu rezilliğin yayılması demektir ki, Lut kavminin akıbeti ortadadır.

“Farklılıkları giderip toplum sağlığı ve ülke huzurunu sağlamak” yerine “farklılıkları derinleştirmeyi” seçmek, “escinselliği yaygınlaştırmak için yasalar çıkartmaktan” farksızdır. Şimdi bir geri zekalı çıkıp bana “eşcinsellik ile etnik farklılıkların derinleştirilmesini bir tutuyorsun” diye kızacaktır mutlaka.

AB raporlarında, “Kürtlere, Alevilere azınlık hakları verin,..” ifadelerinin hemen altında “Eşcinsellere alan açın, saygı gösterin” ifadesinin bulunması, Türk milletinin şerefli birer parçası olan Kürtleri ve Alevileri, AB’nin eşcinsellik gibi bir sapkınlıkla eşdeğer tutması ayıp olmuyor da, benim “etnik farklılıkları derinleştirmekle, eşcinsel sapkınlığı aynı kategoride” değerlendirmem mi yanlış oluyor?

AKP’liler hain mi?

Parti yönetimini ikiye ayırmak lazım. Birinci grup, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi “Ağır toplar”, ikinci grup ise diğerleri.

İkinci grup menfaatçidir. Bu grup birinci grubun dedikleri dışına çıkamaz çünkü menfaatleri kesintiye uğrar. Örnek verelim. Bir grup vekil (ki onlar kendilerine hala ülkücü diyorlar nasıl oluyorsa) “Bahçeli diktatör(!) diyerek AKP’ye katılmışlardı, bir ara mektup yazıp AKP politikalarını eleştirmişlerdi (http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=233982). Yayınladıkları bildiri, sadece yönetimi eleştirmiyor, aynı zamanda Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ü “Vatana ihanet etmekle” suçluyordu. Tayyip Erdoğan yüzünü ekşitip “oyarım ha” babında bir şeyler söyleyince bu bozkurtlar(!) süt dökmüş kedi gibi oldular, o gün bugündür sesleri çıkmıyor. Çünkü şahsi menfaatleri, ülke menfaatlerinin üzerindedir bunların.

Birinci grup, yani Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi “Ağır toplar” “ihanet içerisinde” olmalarına rağmen hain değildir.

“Haydaa yav hocam hem ihanet içindeler, hem hain değiller diyorsun, bu nasıl iş” dediğinizi duyar gibiyim.

Bir kere “hain olmak” için o milletin bir mensubu olmak gerek. Bu isimler hiçbir zaman Türk olduklarını söylemediler. Aksine kendilerini gürcü filan olarak ifade ediyorlar. O sebeple bunlar Türk Milleti’nin hainleri değildir. Bunlar, kendilerine okyanus ötesinden verilen misyonu yerine getirmektedir. Mesela aslı Hıristiyan veya Yahudi olan birine “İslam’ın hainisin” diyebilir misiniz? İslam’ın haini olmak için önce Müslüman olmak sonra da dininden dönmek gereklidir. Türklüğün haini olmak için de önce Türk olmak gereklidir.

Mesela, İmralıdaki alçak, vatandaş olduğu için vatan hainidir fakat Türklüğün haini değildir. Çünkü Türk değil ermenidir.

Tayyip Erdoğan ve şürekasının “Türk milletinin haini” olmaması, onların ihanetini maruz göstermez tabi.

Onlar yüce divana, düşman askerleri hukukuna göre çıkartılmalıdır. Savaşta düşmana yardım eden Osmanlı vatandaşı Rum ve Ermeniler hangi hukuka göre yargılandı ise bunlar da öyle yargılanmalıdır.

Onlara, hainliği de olsa Türklüğün hiçbir şerefini bahşetmemek gereklidir. Çünkü yaptıkları, “Türklüğün haini olmaktan” aşağı bir seviyeyi hak etmektedir.

“Açılım” dedikleri Washington-Vatikan menşeli ihaneti böyle okumak ve işledikleri suçun çerçevesini böyle çizmek en doğrusudur.

Tekrarlayalım.

Tayyip Erdoğan ve şürekâsı hain değildir. Onlar “misyonlarının gereğini yapmaktadır”. İzmir’i işgal eden Yunan kuvvetlerini karşılayan Rumlar hangi suçu işledilerse, bunlar da aynı suçu işlemektedir.

Onlara “Türkün haini” demek Türklüğe haksızlıktır.

 

 

 

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.