SON DAKİKA

Akp Kıbrısı Peskeş Çekip İhanete Hız Verdi

Bu haber 10 Şubat 2014 - 10:52 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Yolsuzluklar, yaşanılan ekonomik kriz ve medyaya sansür konusu AKP’nin etrafını tümüyle kuşatmış durumda. Hepsiyle ilgili kirli yüzü ortaya çıkmış olan iktidar, hergün biraz daha fazla batmaya ve tükenmeye doğru yol alıyor.

Tıpkı PKK ile yürütülen müzakerelerde olduğu gibi Kıbrıs konusunda da AKP’nin telaşa büründüğü anlaşılıyor. Yolsuzluk ve hırsızlığının her yönüyle anlaşılmasıyla beraber panikleyen AKP, ihanete hız vermeye başladı. İktidardan gideceğinin endişesi ile AKP adeta “yarım kalan ihanetleri” tamamlayabilmek için uğraş veriyor.

2004 yılındaki Annan Planı ile Kıbrıs’ı Rumlara bırakmanın hesabını yaparken, hevesleri kursaklarında kalanlar şimdilerde “sessiz” ve bir o kadar da hızlı bir biçimde yol almanın derdine düştüler.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, ABD’nin isteği ile başlatılan yeni süreçte, Aralık ayı içerisinde Yunanistan’ı ziyaret etmesi ile kendisini gösteren Kıbrıs’ı peşkeş çekme girişimi, şimdilerde adada ikili görüşmelerin başlanacağının açıklanması ile ivmelendi.

Gelişmelere bakıldığında, Annan Planı dahilinde AKP tarafından kabul görülen ve KKTC’ye dayatılan konularının büyük oranda geçerliliğini koruyarak sadece “Rumların rahatsız olduğu” bölümlerin yeniden ele alınmasıyla revize edildiği anlaşılıyor.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmesinde söylediği “2004’deki Annan Planı o kadar kapsamlı bir çözüm sundu ki, herşey tartışıldı. Nasıl bir devlet inşa edileceği, nasıl bir birliktelik oluşturulacağı, hangi temeller üzerinde hareket edileceği konusunda aslında çok ciddi bir müktesebat var. Ve bu müktesebat konusunda da Türkiye ile Yunanistan arasında çok ciddi görüş ayrılıkları yok.” sözleri ile Kıbrıs’ı peşkeş çekme çabalarındaki senaryonun kaldığı yerden yeniden uygulamaya konulacağını gözler önüne serdi.

2004 yılındaki Annan Planın’da, Kıbrıs Türklerinin yaşadığı pek çok yerleşim yerinin Rumlara bırakılması hedeflenmişti. Yine aynı plana göre Kıbrıs’ın zaman içerisinde tümüyle Rumların kontrolüne geçeceği, adil değil dayatmacı olduğu ve özünde Rumların beklentilerine hizmet ettiği başta Rahmetli Rauf Denktaş olmak üzere pek çok diplomat ve uzman tarafından da ifade edilmişti.

Şimdilerde de aynı temel üzerine sözde çözüm adına yol alınmak isteniyor. BM Genel Sekreterliği’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer yaşanılanları Davutoğlu’nun Atina ziyareti döneminde “Şimdilik gizlilik gereken bir dönemdir.” sözleriyle ele alması, hayata geçirilemeyen Annan Planı’nın kaldığı yerden devam ettirileceğine yönelik şüpheleri daha da fazla artırmış durumda.

Ortada açık bir işleyiş yok. Türkiye için böylesi hayati bir meselede kamuoyuna yönelik kapsamlı ve açık bir değerlendirmede henüz bulunulmayışı manidardır.

Yerli ve yabancı basına yansıdığı kadarıyla ise Kıbrıs’ta federe bir devletin kurulması öngörülüyor. Bu amaç içinde Avrupa Birliği, Ekonomi, Mülkiyet, Yönetim ve Güç Paylaşımı konuları görüşmelerin ana konu başlıkları olarak sıralanıyor.

Annan Planı’nın uygulamaya konulmaya çalışıldığı dönemde AKP destekli propagandalarla plana ‘evet’ diyen Türkler iken, şimdi AKP’nin ABD’nin dayatmalarına boyun eğmesi ile ‘hayır’ diyen Rumlara karşı daha tavizkar davrandığı anlaşılıyor. Öyle ki Rum tarafını ikna edebilmek adına gözünü karartan AKP, KKTC ile Rum Kesimi arasındaki görüşmelerin başlamasından önce sunulacağı ifade edilen “Ortak Açıklama Metni” içeriğinin Rum kesimin istediği şekilde düzenlenmesine sesini çıkarmadı.

Geride bıraktığımız günlerde Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiades’in ortak metin konusunda yaptığı açıklamasında söylediği “Kurulacak federal devletin tek vatandaşlık, tek temsiliyet ve tek egemenliğinin bulunacağı cümlesini teminat altına aldırdıklarını” belirtmesi bunun göstergesi oldu. Rum kesiminden gelen bu açıklamada “egemenlik” ile ima edilen meselenin, Rumların adanın kontrolünü ele alacak yollara açılacak kapıları kendilerinin kontrol edeceğini gösterir nitelikte.

Burada dikkat edilmesi gereken bir başka husus da ABD’nin tutumudur. Zira Kıbrıs meselesinin bir an evvel “kendilerince” çözüme kavuşmasını ABD şiddetle arzu ediyor. Adanın bulunduğu coğrafya olan Doğu Akdeniz’deki zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarının varlığının keşfi ve Ortadoğu’daki belirsizliklerin artmasıyla birlikte ABD yönetimi bir an evvel işi bağlayıp, kendi menfaatlerini uygun bir yapının ortaya çıkmasını bekliyor.

Uzun süredir Türkiye ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRK) arasındaki doğalgaz arama çalışmaları sebebiyle yaşanılan gerginliğin ABD’nin lehine olduğu söylenemez. Ve fakat, bu atmosferde sürekli GKRK yanında duran, beraberce askeri tatbikatlar dahi düzenleyen ABD’nin Kıbrıs’ta nasıl bir sonuca ulaşılmasını istediğini idrak etmek zor değildir.

Dış politikadaki tüm sahalarda Türkiye’yi kayba uğratan AKP, Ortadoğu’nun ardından şimdi de Kıbrıs meselesindeki şuursuz anlayışı sebebiyle ülkemizi bir başka hayati öneme sahip alanda daha kaybetmeye sürüklüyor. Aradan geçen bunca yıla rağmen hala Kıbrıs Türklüğünü yok edecek adımların peşinde koşarak, Anan Planı’na atıfta bulunup siyaset yapmayı sürdürüyorlar.

Üstüne basa basa belirtmek gerekir ki, Kıbrıs demek Türkiye demektir. Kıbrıs’ta bulunan Türklerin kaderini başka bir merkeze devretmek, Anadolu’yu ipotek altına almak demektir. Kıbrıs’ı başkasının inisiyatifine bırakmak Türkiye’yi hapsetmek demektir.

AKP’nin bulunduğu hırsızlık, ihanet ve teslimiyet yüklü rotadan döneceği yok. İstese de dönemez çünkü var olma sebebinin ne olduğu ortada. İlk fırsatta AKP bu ülkenin başından gönderilmezse Türk Milleti’nin başına Allah korusun çok ciddi felaketler gelecektir.

Buna dur demenin tek yolu, önünüze konulan tüm sandıklarda AKP’yi yerle yeksan etmekten geçiyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.