Asikurtlar©

AKP için son kullanım tarihi 1 Kasım 2015

AKP için son kullanım tarihi 1 Kasım 2015
14 Eylül 2015 - 15:57 'de eklendi ve 3922 kez görüntülendi.

AKP kongresini izlediyseniz, tükenişi görmüşsünüzdür. Heyecan yoktu. Üç dönemlikler olarak 11 Haziranda bileti kesilenler, kendi arasında ikinci defa budandı. Erdoğan ‘yeniden seçim’ dediğinde Arınç ‘yiğit düştüğü yerden kalkar’ demişti. Şimdi ‘ben-biz’ derdinde.

 
El birliği ile partiyi yükselteceklerini söylüyordu ayrıca. Tabii, AKP artık ne kadar yiğitse. Ne denirse çıkıyor. Partide Gül-Erdoğan ikilemi olduğunu, Gülcülerin tasfiye edileceği söylendiğinde niye intihara karar versinler ki diye düşünüyor insan değil mi?

 

Konu aslında Gül’e yakınlıktan çok, ‘doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar’ mantığının işlemesiyle ilgili. ‘Erdoğan Başbakan kalsın, Gül Cumhurbaşkanlığına devam etsin’ denmesini kendine yapılmış haksızlık olarak gören Erdoğan’a, kongrede ‘halk tarafından seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı’ dense de, genel hava yolun sonuna gelindiğini gösteriyor. ‘Silik, ruhsuz, heyecansız’ denilebilir salondaki durum.

 

Tarih tekerrür ediyor. Erdoğan, kendi partisi tarafından yalnız bırakılma sendromuna yenik düşerek başka bir iktidar ile yalnız kalacak.

 
Denilebilir ki, Gül, Arınç ve diğerleri olsa AKP 400 vekil mi çıkaracaktı sanki? Onu demiyorum. Ülkenin genel gidişatını görüp, AKP’den yüz çeviren seçmenle elbette iktidar olamayacaklar. Fakat ani, büyük düşüş yerine yumuşak düşüşlerle ANAP’vari geçiş olacaktı. Şimdi sert düşüşleri bekleyin.

 
Her şey de hayır vardır. Sistemi kaosa teslim eden, bulanık siyasetleri ile içte-dışta ülkeyi zora sokanların bir noktadan sonra kontrolü kaybedecekleri belliydi. Bu vatan boş değil diye boşa söylemiyoruz. Dualarla yürüyen Türklüğe tuzak kurmanın bedeli er geç ödenir.

 
Türkiye Cumhuriyeti devletini kısır politika, ben davası ve İETT teşkilâtı ile yönetme buraya kadarmış. 1 Kasımda AKP testisinin hepten kırıldığını göreceğiz.

 
Ondan sonra gelen iktidarın işi zor da olsa, kırılıp döküleni toplamayla başlanacak işe. Bölücülükle yarılmış toplum arasındaki bağ pekiştirilecek. Tedavi süreci sırasında, devlet kurumları onarılacak, PKK ile yürütülen bölücü süreç sona erecek. Kurtuluş işte bu reçetede.

 
İnsanlarımızı dışlamayan, tamamını kucaklayıp ayırmayan ‘Türk Milleti’ kavramını tedavülden kaldırmaya çalışanlar emekli edildiğinde, güzel ülkeme tekrar huzur iklimi gelecek.
Not: Bir de şöyle durum var. Abdullah Gül, genel gidişatı gördüğü içindir ki geri dönmüyor. Her şey yolunda gitse, tüm süpürülenleri alır kongreye giderdi. Kimse de neye geldin diyemezdi. Bu durum bile, ‘AKP’nin kuruluşunda vardık, çöküşünde olmak istemiyoruz’ olarak anlaşılabilir.

 
MKYK’nın ilk sırasına konulan ‘Abdülhamit Gül’ adı adeta dalga geçer gibiydi. Demek ki neymiş, her şeyin sonu varmış. ‘Benlik’ duygusu ‘bizi’ biçtiğinde bekleyip görün daha neler olacak?
***
KÜRDÜN KARA KAŞINA, KARA GÖZÜNE Mİ HAYRAN YEDİ DÜVEL?
PKK hedefini Kürtlerin davası olarak gören, gösteren kesime sormak gerek, ‘yedi düvel Kürdün kara kaşına, kara gözüne mi hayran?’
Besbelli ki, ‘İstiklal Savaşından’ önceki döneme Sevr’e çekmeye çalışıyorlar Türkiye’yi. Yoksa şimdiye kadar kim hangi dille konuşuyormuş, ne devlet yasakladı, ne de toplum yadırgadı. İşin içine ‘ana dille eğitim’ gibi bölücü unsur girdiği içindir ki yanlış olduğunu söylüyoruz.

Dünya’daki her hangi bir devlet içinde yaşayan hangi etnik unsur ‘anadilde eğitim diye o devletin birliğine kastedip cinayet işleyebilir?’ Var mı örneği? Kaldı ki Kürtlerin ayrı etnisite olduğu, koca bir balondur.

Böyle bir şey var mı yok mu diye Türk bilim adamları araştırmalı iken, Ruslar, Fransızlar, İngilizler üzerinde çalışmış, hatta alfabelerini bile onlar hazırlamış. AKP iktidarı ise, birbirini anlamayan, çünkü aslında ayrı etnisite olmayan bu insanlar anlaşsın diye TRT 6’yı kurmuş, batı endeksli fonlarla da özel radyo ve tv kanallarına izin verilmiş.

Hâl böyle iken bu insanlara zorla Kürt kimliği giydirilerek, zorlama bir ulus imal edilmiş. Örnek; Urfa’da öz be öz Türk boyları, Kürtçe denilen yapay Osmanlıcayı konuşuyor.
Neyse efendim, tatlı su Kürdü sırtını yedi düvele dayamış tehdit ediyor “Cizre yanarken, Bodrum’daki rahat edemez.” Yedi düveli çok yendik, yine yeneriz Selahattin Efendi. Tarih bilmiyorsanız öğrenin.

Cizre yanmasın diye alınan tedbiri ajite ediyor. Suç tabii bunlarda değil sadece. Yüz verenlerde asıl vebal. Onlarca vatan evlâdı şehit düşmüş, bunlar halen ‘açılım buzdolabında’ diyor. 400 vekil peşine düşüyor.

1 Kasımda kendileri de o dolaba girecek, üzerine de asma kilit vurulacak.
İşin ilginç yanı, HDP’ye giden oyun değil de, MHP seçmenini kandırmanın peşine düşmeleri. Oysaki kırık testi su tutar mı?
NOT: PKK’YI BÖLGE KÜRTLERİNİN DEĞİL, ABD-İNGİLTERE-İSRAİL GİZLİ SERVİSİNİN KURDUĞUNU, AMACIN TÜRKLERİ ANADOLU’DAN SÜRECEK KALDIRAÇ İMALİ OLDUĞUNU BİLMEYEN YOK. Hâl böyle iken ve ‘Büyük Kürdistan’ın fiilen iki parçası’ netleşmişken PKK’yı-HDP’yi Türkiyeleştirme gibi söylemler anca milleti uyutma-uyuşturma amacı taşıyabilir.

Neval KAVCAR

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER