Asikurtlar©

AKP gemlenemezse Türkiye gömülecektir.

AKP gemlenemezse Türkiye gömülecektir.
04 Mart 2016 - 19:44 'de eklendi ve 4145 kez görüntülendi.

Türkiye bir taraftan Anayasa tanımazlığın, hukuksuzluğun, gün geçtikçe artan baskı ve zulüm düzeninin girdabında kıvranırken, diğer taraftan bölücü terörün ateşiyle kavruluyor. Bu tablo tamamen AKP ürünüdür ve zaten kendileri de inkar etmiyorlar. Daha doğrusu inkar etmeye çabalarken, itiraflarda bulunuyorlar.

Bunun son örneği İçişleri Bakanı Efgan Ala’nın TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasında yapılan eleştiriler karşısında çaresiz biçimde söyledikleridir. “2002’den beri burada ne yaptıysak arkasındayız, altına da imzamızı atıyoruz.O Dolmabahçe de doğruydu.” Diyor. Tam da sayın bakanın söylediği gibi, 2002’den beri yapılanlarla ülke bu hale getirilmiştir. Anayasa ayaklar altına alınmış, hukuk arka bahçeye dönüştürülmüş, sıfırlanmış terör yeniden azdırılmış, şehirleri ele geçirmesine, silah ve bomba yığmasına, hendek kazmasına ve fiili durum oluşturmasına yol verilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı her ne kadar yok saymaya ve üzerini örtmeye çabalasa da, Dolmabahçe, bu ihanet örgütüyle kurulan şeref masalarının vardığı son aşamadır ve bütün milletin gözleri önünde yaşanmıştır.

AKP’NİN DOĞRULARI ÜLKENİN EĞRİLERİ
İçişleri Bakanı Dolmabahçe’nin doğru olduğunu savunuyor. AKP’nin doğruları, milletin ve ülkenin eğrileri olmuştur. Nitekim, AKP’nin doğru zannettiklerinin sonucunda, Türkiye tarihinin en zor ve karanlık dönemini yaşamaya mecbur kalmıştır. Eğer söylendiği gibi yapılanlar doğru olsaydı, o zaman sormak gerekmez mi, ülkenin bu hali nedir?Başbakan etrafımızın kuşatıldığını, Cumhurbaşkanı kavrulduğumuzu, 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarihin en zor dönemini yaşadığımızı söylerken, yapılanların yanlış olduğunu ve 14 yıllık AKP iktidarıyla bunları yaşamak zorunda kaldığımızı da itiraf etmiş olmuyorlar mı? Böyle olduğu içindir ki, her ne kadar yol arkadaşı Bülent Arınçher şeyden haberi olduğunu ilan etse de, sayın Erdoğan, durumu kurtarabilmek için İçişleri Bakanının tersine Dolmabahçe’nin yanlış olduğunu söylüyor. İçişleri bakanına düşen, gidip önce Cumhurbaşkanını ikna etmektir.

ARINÇ’DAN YENİ İTİRAFLAR
Bugün AKP içerisinde oy vereninden teşkilatına, milletvekilinden bakanına, hatta başbakanına kadar, ülkeyi mahvettiklerini, her şeyin birbirine karıştığını görmeyen ve kabul etmeyen hiç kimse yoktur. Bakın daha dün, AKP’nin 4 kurucusundan biri olan ve partinin vicdanı sayılan Bülent Arınç ne diyor: “Cumhurbaşkanı Anayasaya göre seçildi. Cumhurbaşkanı bu Anayasayı kabul etti, halka gitti. Bu Anayasaya göre and içti, and içerken ben farklı bir Cumhurbaşkanıyım demedi, Leyla Zana gibi de yapmadı. Anayasa Mahkemesi kararları herkesin kabul etmek, uymak zorunda olduğu kararlardır. Halk, AYM kararlarını başkan olursa tanımayacak’ diye düşünürse referandum da nasıl oy kullanacak? Bu cinayettir.”

Akıl ve izan sahibi hiç kimsenin tersini düşünmesi ve söylemesi mümkün değildir. Ancak, öyle bir menfaat düzeni kurdular ki, ne pahasına olursa olsun bunu bozulmasını istemiyorlar. Daha tehlikeli olan ve bizi dehşete düşüren tarafı, İçişleri Bakanının sözlerinde olduğu gibi hala yaptıklarının doğru olduğuna bu milleti inandırmaya çabalamalarıdır ki, bu artık siyasetin çok ötesine geçmiştir ve açık ve net şekilde bu milletin aklıyla alay etmenin zirvelerine ulaşmıştır.

BAHÇELİ’DEN ANAYASA DERSİ
AKP her ne kadar yok sayıp, kendi menfaatine göre bir düzen kurmaya uğraşsa da, bu ülkenin bir Anayasası var. Sayın Devlet Bahçeli, Anayasa hatırlatmasında bulunmayı bir görev saymış ve şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Hukuk herkese lazımdır, her Türk vatandaşını kapsamaktadır.Eğer mümkün olursa yeni Anayasa hazırlama süreci amacına ulaşana kadar, yürürlükteki 1982 Anayasası beğenilse de beğenilmese de herkesi bağlayacaktır.

Anayasa’nın 6. maddesinin 3. fıkrası, “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” amir hükmünü belirtmektedir.”Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” ibaresi Anayasa’nın 11. maddesinde anlam ve yerini bulmaktadır.

Anayasa’nın 138. maddesinde çok açık şekilde, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır.” ifadesi yazılıdır.

“Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir.” hükmü de 153. maddede görülebilecektir.Cumhurbaşkanı Erdoğan Anayasanın 103. maddesine göre ettiği yeminin, 104. maddesine göre sahip olduğu görev ve yetkilerinin hakkını vermesi, sadakat göstermekle birlikte bunlara da uyması kaçınılmazdır.
Erdoğan’ın Anayasa husumeti başkanlık sisteminin tesisine yaramayacak, şahsına da bir şey kazandırmayacaktır.”

HDP’NİN NAMERTLİĞİ
Türk milleti, tarihinin en çetin günlerinden geçmektedir.HDP’nin bir eşbaşkanıSur’da, bölge halkını yürüyüşe teşvik ederek, aslında bir isyan çağrısı, bir ihanet kalkışması yapmıştır. Sayın Bahçeli, hükümeti bu konuda da şu sözlerle uyarmıştır: “Yasa ve Anayasa muhaliflerinin tıpkı 6-8 Ekim olaylarında olduğu gibi, yeni bir iç kargaşa çığırtkanlığına soyunması çılgınlık olduğu kadar rezalet ve namertliktir.HDP’liprovokatörlerhakkında hukuk ve Meclis gereğini derhal yapmalıdır.Fezlekeler bekletilmemeli, dokunulmazlıkların kaldırılmasından parti kapatmaya kadar her seçenek masaya koyulmalıdır.İnancımız odur ki, Kürt kökenli hiçbir kardeşim bu oyuna gelmeyecek, PKK’nın tuzağına düşmeyecektir.”

YAPILMASI GEREKEN
Türkiye 14 yıllık AKP iktidarının bedelini ödemektedir. Bu girdaptan kurtulmak için yapılması gerekenleri sayın Bahçeli şöyle sıralamıştır: “Bu zillet dolu günlerden çıkılmasının yegane şartı Türk milletinin AKP’ye gerekli ve gecikmiş tepkisini göstermesidir.AKP gemlenemezse Türkiye gömülecektir.AKP ıslah ve terbiye olmaz, pişmanlık ve özeleştiri yapmazsa Türk milleti kanlı bir kardeş kavgasının tam ortasına düşecektir.Milliyetçi Hareket Partisi aziz vatanımızın dirliği, büyük milletimizin birliği ve güvenliği amacıyla sorumlu ve şuurlu siyaset tercihinden en küçük taviz vermeyecektir.Türkiye sahipsiz değildir.Türk milleti bin yıllık kardeşliğinin, asırları aşan hükmü şahsiyetinin, bağımsızlığa duyduğu derin bağlılığın bedelini kanla ödemiştir; yeri ve zamanı gelirse bunun tekrarını yapmaktan da korkmayacaktır.”
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER