SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Akp, Ergenekon Ve Balyoz Gibi Davalardan Dolayı Masum Mu?

Bu haber 23 Haziran 2014 - 11:13 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Yıldıray Çiçek

Ergenekon ve Balyoz gibi davalardan hapis yatanlar, yaşadıkları olayları cemaate yıkmaya çalışarak, AKP’nin başta da Başbakan Erdoğan’ın “Ben bu davanın savcısıyım” diye üstlendiği rolü görmüyorlar , Başbakan Erdoğan’da cemaati hedef göstererek savcılığını üstlendiği davadan sıyrılmaya çalışıyor.

Şuan her iki tarafta kamuoyunu yanlış, eksik ve taraflı bilgilendirmektedir.

“Cemaatin bu işlerde parmağı var , Başbakan Erdoğan’ın ve AKP’nin yok” demek olayların gerçek yüzünü görmemek ve göstermemektir. Hele Ergenekon, Balyoz ve bunun gibi davalardan hapis yatıp çıkanların Cumhurbaşkanı seçim sürecinde, muhalefetin “Çatı Adayı’na” gece-gündüz saldırması Recep Tayyip Erdoğan ile hangi pazarlığı yaptılar acaba şüphesini de artırmaktadır. Çatı Aday olarak belirlenen Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’na saldırı oranına bakarsanız bu şüphelerimiz çok yerinde bir tespit olmaktadır.

Türk askerleri bu davalar çerçevesinde tutuklanırken Bülent Arınç’ın “Orduevi’nden de bir ordu komutanının alınabileceği artık Türkiye’de 2008 yılında, halkın gözünün önüne gelmiştir. Türkiye iyi bir noktaya gidiyor. Bu sıkıntılar, sancılar bir taraftan doğum sancısıdır. Bir taraftan, bağırsakların temizlenmesidir. ” (3 Temmuz 2008) ifadesi ve Başbakan Erdoğan’ın “Fildişi kulelerde oturanlar Ergenekon Çetesi’yle yaptığımız mücadelemizden rahatsız oldu. Her şeye rağmen bu mücadeleyi sürdüreceğiz.” (18 Mart 2008) gibi ifadeleri görmezlikten gelinerek ve yaşananları sadece cemaate ihale edilerek AKP ve Başbakan Erdoğan’ı kurtaracaksınız öyle mi?

Başbakan Erdoğan’da da AKP’nin her siyasi pisliğini cemaat örtüsü ile kapatma hastalığı başlamıştır. Kendisini az daha zorlasa “Evdeki paralarımızı cemaat sıfırladı , oğlum Bilal paralel devletin adamıdır.” diyecek noktadadır!

AKP’nin yol ve dava arkadaşı PKK’yı da kurtarmak için “Diyarbakır’da Türk bayrağının indirilmesinin arkasında cemaat var” diyebilen birinden her şeyi yapmasının bekleneceği bir dönemdeyiz. “Türkiye’den de toprak parçası alarak Büyük Kürdistan’ı kuracağız” diyen Barzani’yi Diyarbakır’da sözde Kürdistan’ın bayrakları ile karşılayanda sen değildin değil mi Sayın Başbakan ?

Evet, cemaat 12 yıldır AKP’nin birçok olayında suç ortağıdır. Ama kendini çok uyanık sanarak, her olayı cemaatin üzerine yıkarak kurtulmaya çalışman da kendini çok belli ediyor be Usta…

Miting meydanlarında “Darbecilerden ,çetelerden hesap sorduk” diye oy toplayan sen iken , Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla ilgili söylediğin sözler uzay boşluğunu dolduracak boyutta iken, şimdi “Benim hiçbir şeyden haberim yok” gibi duruş ve söylemlerle kimi kandırmaya çalışıyorsun? O, bu duruşu sergilerken , onun mağdur ettiği kişilerde onun bu oyununa destek olmaktadır. Bunlardan birisi de maalesef İlker Başbuğ’dur.

İlker Başbuğ Türk Ordusu’na kumpas kuranlardan hesap sorulmasını “İşte başlayın Zekeriya Öz’lerden, başlayın Ali Yılmazer’lerden. Bu görev her şeyden evvel iktidara hükümete ve TBMM’ye düşen bir görev olarak görüyorum.” cümlesiyle ifade etmiş…Bu şahısların varsa suçu sonuna kadar hesap sorulsun. Ama iktidarın , hükümetin bu konuda bir sorumluluğu yokmuş gibi konuşmalar ,gerçek suçluların kurtulmasına katkıdan başka bir şey değildir.

İlker Başbuğ, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kendisini cezaevinde ziyaret etmesine bile katlanamayan ve “Ulusalcıların uzantısı olmaya aday olanlar bizden bir şey beklemesin. Biz milletin temsilcisiyiz. Bizim rotamızı siz çizdiniz, bu rotada yürümeye devam edeceğiz. Oraya gidip kendi nefislerini tatmin ediyorlar.” açıklamasını yapan Başbakan Erdoğan’ı masum mu görmektedir? Madem kumpası AKP iktidarı yapmadı, siz cezaevine girdikten sonra beraber mesai yaptığınız Başbakan Erdoğan bir gün olsun sizi cezaevinde ziyaret edip hal ve hatır sordu mu? Bu kumpasta iktidarın ve hükümetin el izi yok öylemi Sayın Başbuğ?

Daha geçen hafta ABD başkenti Washington’da Ortadoğu Enstitüsü’nün (MEI) Türkiye konferansında konuşan Efkan Ala, “10 yıl içerisinde biz Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız, Balyoz gibi çeşitli darbe hazırlıklarının deşifre olduğuna tanık olduk. Yani bu temel mesele ilişkin inisiyatif alan bir hükümeti, iktidarı ortadan kaldırmaya, iktidarın sadece politikalarını değil, kendisini ortadan kaldırmaya yönelik açık darbe girişimlerine ve planlamalarına tanık olduk.” dememiş miydi?

AKP’nin bu şekildeki ikiyüzlü politikalarını destekler yahut katkı sağlarsanız yarın/ bir gün milletçe başımıza daha büyük felaketler alırız bilesiniz.

“Ben bu davanın savcısıyım” ,”Darbecilerden ,çetelerden hesap soruyoruz” diye bugüne kadar nutuk atan Başbakan hafta sonu yaptığı konuşmada diyor ki: 2010 referandumuna hayır diyenler şimdi, evet oylarının neticesini aldılar. Biz bu ülkenin huzuru için çalışan partisiyiz. Onlar huzursuzluk için çalışanlar. Ama biz bireysel başvuru hakkını getirdik. AİHM’e gitseler böyle bir sonuç alabilir miydi? Hayır. Olayın aslı bu. Yani içeriden çıkamazlardı. Şimdi hepsi içeriden çıktı. Şu anda biz onlardan teşekkür bile beklemiyoruz ha. Bu ülkede hukuk mücadelesini kimlerin verdiğini bilsinler yeter.”

***

Oysa bu sözleri söyleyen Başbakan Erdoğan’ın, 12 Eylül 2010 referandumu öncesi miting meydanlarında yaptığı konuşmaların hepsine bakın , Ergenekon ve Balyoz gibi davalardan dolayı nasıl hesap sorduklarını , eğer referandumda da “Evet” kazanır ve yargı içinde temizlik yaparsa daha büyük hesaplar soracağını anlatıyordu. Bir insan iktidar koltuğunu korumak için bu kadar yalan söyler mi? Kişinin adı Başbakan Erdoğan ise söyler ve halende söylemeye devam ediyor.

Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda Başbakan Erdoğan ve yönettiği AKP hükümetinin tutumu, etkisi, yönlendirmesi her türlü somut eylem ve söylemle

ortadadır. Cemaati günah keçisi yaparak kimse Recep Tayyip Erdoğan’ı ve AKP’yi kurtarma hevesine girmesin.

AKP ne yaparsa yapsın bu kara lekelerden kurtulması mümkün değildir. AKP ,Türk Ordusuna yapılan kumpasta “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyecek kadar başrol oyuncudur. Cemaatin bu konulardaki figüranlığı , AKP’nin başrol oyunculuğunun üzerine asla perde çekmemelidir.

Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası ile AKP’nin kara lekeli siyasi haline işaret ederek yazımızı bitirelim :

Bir gün Nasrettin Hoca bir zenciyle hamama gitmiş. Adamın birkaç sabun yıkandığını ,keselendiğini ama birazcık bile olsun ağarmadığını görünce :

“Pes” demiş. “Bugüne kadar çok boyacı gördüm,ama aşk olsun seni boyayana!”

AKP istediği kadar sabun ,istediği kadar kese kullansın Ergenekon ve Balyoz gibi davalardaki kara lekeli vebalini ve suçunu temizlemesi mümkün değildir. Zaten her konuda olduğu gibi bu konularda da içine düştükleri şaşkınlık her şeyin delili olmuyor mu? AKP içinde birinin dediğini diğeri çürütüyor. İşte böyle bir zihniyet hala Türkiye’yi yönetebiliyor.

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.