Asikurtlar©

AKP ELİYLE GIDA TERÖRÜ

AKP ELİYLE GIDA TERÖRÜ
23 Ocak 2017 - 23:41 'de eklendi ve 4984 kez görüntülendi.

Her alanda ülkenin başına büyük felaketler getiren AKP hükümetleri gıda sağlığı konusunda da sınıfta kalmayı başardı. Son günlerde dünya basınında öne çıkan bir hazır gıda maddesi ile ilgili tartışmalar süre dursun Palm yağı tehlikesinden daha ciddi bir tehlikeye değinmek istiyorum. Kanser ve siroz hastalığının en büyük tetikleyicisi olan Nişasta Bazlı Şeker…

Pancar üretiminde ciddi bir güce sahip olan ülkemiz, AKP’nin bedel ödeyici politikaları ile can çekişir duruma düşürüldü. Kelimenin tam manasıyla bir fabrika olan pancar, endüstriyel bitkiler arasında en çok getirisi olan bir mucize bitkidir. Temel amacı şeker üretimi olan pancar, şeker üretimi sonrasında kalan atıkları ile nişasta üretilen, gene atıkları ile limon tuzu(sitrik aist) ve ispirto üretilebilen, daha da ilerisi biyo-etanol ve maya üretilebilen, en son atıkları ile de yem katkı maddesi olan tam endüstriyel bir bitkidir.

Peki bu kadar rantabl olan pancarın ekim alanları hükümet tarafından her geçen yıl neden kısıtlanıyor? Elbette AKP hükümetleri, varlıklarını borçlu oldukları ABD’ye karşı belli diyetleri ödeme noktasında titiz davrandılar ve ülkemizde faaliyet gösteren ABD şirketlerine özel imtiyazlar vererek söz konusu bedelleri milletin sırtına yüklediler. Tarım arazisine inşa edilen fabrikalarda halk sağlığını ciddi oranda tehdit edecek nişasta bazlı şeker üreten bir ABD firması, ülkemizin ihtiyacı olan şekerin belli bir oranını üretiyor. Bu oran bakanlar kurulu kararları ile sürekli olarak yükseltilip firmanın tam kapasiteye ulaşması ile kalmamış yeni yabancı firmaların kurulması sürecine kadar gelmiştir. T.C. Şeker Kurumu söz konusu beş şirkete bu yıl için 265.000 ton üretim kotası vermiştir.

Pancar şekerinden çok ucuz olan nişasta bazlı şekerin kullanım alanlarını da genişleten AKP hükümetleri, halk sağlını ABD çıkarlarına kurban etmiş ve insanımızın zehirlenmesi yolunda pervasız adımlar atmıştır. AKP hükümeti kotaları yüzde yüze getirmeyi hedeflemektedir.

Pancar kooperatiflerinin en büyüğü olan Konya Pancar Kooperatifinin başkanını milletvekili yapan AKP, bu alanda çıkabilecek çatlak sesleri bu şekilde susturmayı başarmış ve pancar üreticisini zor bir duruma sokmuştur.

Dünya sağlık örgütü nişasta bazlı şekerin kullanımı kısıtlamaya yönelik ciddi çalışmalar yaparken bizim ülkemizde üretiminin artırılması acaba nasıl açıklanabilir? ABD’nin eski başkanı ve eşi nişasta bazlı şeker tüketmediklerini ve ABD halkına da çocuklarınıza nişasta bazlı şeker yedirmeyin mesajını çok net verdikleri ortada iken bizim pancar çiftçisine karşı bu hasım hane tutumumuz nasıl izah edilebilir?

Hemen hemen bütün paketlenmiş gıda maddelerinin tamamına giren limon tuzunun gene tamamını Çin’den ve Avrupa’dan ithal ediyoruz. Oysa pancarın atıklarından kolayca üretilebiliyor.

Aslında AKP iktidarları sadece pancarı yok etmekle kalmayıp endüstriyel ürünlerin tamamını daraltıp yok olmaya mahkum etmiştir. Ayrıca milli tohumu yasaklamış ve tarımı tamamen dış güçlerin emrine amade kılmış ve yerli tohum satanları ve kullananları hapse göndermiştir. Bütün ekonomi politikalarını tüketim ekonomisine göre ayarlamış ve üretime cezalar ve kotalar getirmek suretiyle ülkenin batışını gerçekleştirmiştir. Ancak pancardaki ihanet beraberinde halk sağlığını tehdit ettiği için en mühim olanıdır.

Nişasta bazlı şekerin ABD’li üreticilerine tek kıyak üretimi artırmalarını sağlamak değildir. Nişasta bazlı şekerin gıda maddeleri içerisine konulan miktarlarını da artırıp ABD kökenli şirketlerin karlarını maksimize etmelerini sağlamıştır. Bu da sağlık sektöründe devrimler yaptığını iddia eden AKP hükümetlerinin halk sağlığına verdiği önemin derecesini göstermeye yeterlidir.

Dövizdeki yükselişi ABD’ye bağlayıp işin içinden sıyrılmaya çalışan AKP,  şayet tarımsal üretim alanında üreticiye kotalar getirmeyip, üretimi desteklese idi, bu gün doların ne kadar yükseldiğini tartışıyor olmazdık. Zira üreten ekonomilerde döviz artışı o ekonomiye olumlu değerler katar. Ürettiğiniz malın değeri artar.

Üretimi yok ederek ülkeyi tüketim ülkesi haline getirip sonra da dövizdeki aşırı yükselmeyi dış güçlere bağlamak acınası siyaset kültürüne sadece gülünç ifadeler katar. Paramızın sürekli değer kaybetmesinin yegane sorumlusu olan başbakan ve cumhurbaşkanı, bu sorumluluktan darbelerin arkasına sığınarak kurtulamayacaklardır. Bu gün kendilerine yazar kasa atılmıyorsa bilsinler ki yeni icat ettikleri yazar kasalar çok pahalıdır ve insanlar oluşturulan korku imparatorluğundan nasiplerini almışlardır.

Milletin canına tak etmiştir. Toplumsal olayların patlak vermesi an meselesidir. Bu durumda yapılacak olan, ABD ve diğer dış güçleri beslemek yerine emanetin ehline verilmesinin yolunu açmaktır. Gerek üreticisi ile gerekse tüketicisi ile milletin mesajı açıktır: Zehirli gıdalarınızı da zehirli politikalarınızı da alın ve gidin başımızdan…

 

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER