SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

Akp Düzeni Bozarken Bolücüler Özerklik İçin Fırsat Kolluyor

Bu haber 15 Ocak 2014 - 10:09 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir
Türkiye, Cumhuriyet tarihimizde hiçbir dönem olmadığı kadar ciddi bir yönetim sorunu yaşıyor. Yolsuzluk soruşturması başladığı günden bu yana tüm kirli yüzü deşifre olan AKP iktidarı, kendisini aklamaya çalışmak bir yana dursun, hırsı ve kininin gereğince devleti katletmeye başlamış bulunuyor.

Kuvvetler ayrılığı ilkesine derin yaralar açacak, milletin huzur ve refahını bozmaya varacak girişimlere, AKP gözünü kırpmadan adım atmak istiyor. HSYK ile ilgili girişimleri bunun bir sonucu olarak karşımızda duruyor.

Yargı bağımsızlığını gölgeleyecek, yargıyı tarafsız olmaktan çıkaracak, sadece belirli bir zümrenin düşüncesini yargıda egemen kılacak girişimlerin kabul edilmesi mümkün değildir. Mülkün yani devletin temeli olan “adalet” adeta AKP’nin kendi parti içi disiplin kurallarına göre teşkil edilmek isteniyor.

Günlerdir söylüyoruz, kalemini AKP’nin hizmetine adayan bazı yazarlar dışında, her çevrenin ve hukukçuların söyledikleri, HSYK’nın yapısında yapılması öngörülen değişikliğin adalet sistemini tümden bozacağı yönündedir.

Temelden sarsılan devletin akıbeti, Allah esirgesin ama pek hayırlı olmaz. Fakat AKP başlattığı cadı avıyla bu alanda ilerlemek istiyor. Bir kez daha anlaşılmıştır ki, başta Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi olmak üzere, diğer AKP’li bakan ve oğullarının şahsi menfaatleri, adaletten kaçma arzuları, devletin zarar görmesinden, milletin huzurunun bozulmasından ve kamu düzeninin tahribata uğramasından daha önemlidir.

Yaşadığımız bunca vahim gelişmelerle yerel seçimlere doğru gidiyoruz. İşin asıl vahim boyutu burada ortaya çıkıyor. Pusuda Türk Milletini hançerlemek için bekleyen sırtlanlar misali, karanlık odaklar ve bölücü mihraklar sessiz ama sinsice yerel seçimlere yönelik hazırlıklarını sürdürüyorlar.

AKP’nin yaşadığı travma git gide Türkiye’nin her alanda sıkıntı yaşamasına sebep olurken, at izi it izine karışmışken, nizam kökünden bozulmaya başlamışken, ekonomik buhranlar kapıdan içeri ha girdi ha girecekken, Türk Milleti’nin yaşadığı bu krizi fırsata çevirmek, memleketi ve milleti bölmek isteyenler “bu ateşe benzin taşımayacağız” derken kendi akıllarındaki zamanın gelmesini kollamaktadırlar.

Bu zaman yerel seçimlerin sonrası, konun muhatabı ise terörist başı, BDP ve PKK’dır.

Her fırsatta AKP ile başlatılan müzakere sürecinin nihai amacının “özerklik” olduğunu açık açık söyleyen terörist başı, BDP ve PKK, yerel seçimler için tüm kozlarını kullanmaya başlamış görünüyor. BDP’nin yerel seçimlerde Doğu ve Güneydoğu’da bulunan illerde gösterdiği adaylara ve bu adayların profiline baktığınızda neyi anlatmaya çalıştığımız daha iyi bir şekilde anlaşılır.

AKP’nin yol arkadaşı ve siyasi ortağı olan BDP, kendi ast ekibinin nerdeyse tamamını bu illerden aday göstermesi bir hazırlığın işaretidir. Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Gülten Kışanak, Osman Baydemir gibi isimleri yerel seçimler için belediye başkan adayı gösteren BDP, terörist başının talimatları doğrultusunda hareket etmektedir.

Geride bıraktığımız hafta sonu BDP’liler ile görüşen terörist başının, görüşmede söylediği ifade edilen “Bu seçimlerin salt belediye başkanı seçimi olmadığı, tarihi sonuçları beraberinde getirebileceği” sözleri, kirli bir planla Türkiye’nin bölünmesinin yerel seçimlerin akabinde hedeflendiği anlaşılıyor.

BDP’nin gösterdiği adaylara bakarak, Şanlı Urfa’dan başlayıp, Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt, Şırnak ve Hakkâri’ye kadar uzanan alana ayrı bir önem verdiği anlaşılmaktadır. AKP ile girişilen müzakere sürecinde, bölgede etkin bir propaganda imkânı bulan, bölge üzerinde hâkimiyet kuran, şehir içi yapılanmalarda kendi varlığını kabul ettirme arayışı içerisinde olan PKK’nın baskılarıyla, yerel seçimlerde bu illerimizin BDP’liler tarafından alınması hedeflenmektedir.

Şayet böylesi bir durum gerçekleşirse, AKP’nin yarattığı otorite boşluğunu, devletin işleyemez hale gelmiş yapısını, kuvvetler ayrılığının dengesinin bozulmasıyla yaşanacak gerginlikleri, bunların beraberinde gelecek ekonomik sıkıntıları fırsat bilenler, açılım sürecinde PKK’ya bırakılan alanda “özerklik” ilan etmek için pusuda bekleyeceklerdir.

AKP’nin devlet ve millet nezdinde yaratacağı daha büyük tahribatlar ile de fırsatını kolladıkları hedefi hayata geçirebilmek için girişimde bulunacaklardır.

Geride bıraktığımız dönemde meclisten geçirilen ve yerel seçimlerden hemen sonra uygulamaya konulacak olan Büyükşehir Yasası gereğince, belediye sınırlarının il sınırları, İl Genel Meclisi’nin kapatılarak yetkili tek meclisin Büyükşehir Belediye Meclisi, İl Özel İdareleri’nin faaliyetlerine son verilerek Valiliklerce yürütülen işlerin Büyükşehir Belediye Başkanlığı yetkisinde olacak olması terörist başı, PKK ve BDP’nin fırsatı kolladıkları hedefin alt yapısını hazırlamıştı. AKP eliyle hayata geçirilen Büyükşehir Yasası’nın ardından Şanlı Urfa, Diyarbakır, Mardin ve Van gibi vilayetlerimizin Büyükşehir statüsü kazanarak, önemi daha da artmışken, milli birlik ve bütünlüğümüz açısından ne derecede tehlikeli bir durumla karlı karşıya olduğumuz görmemiz gerekir.

Türk Milleti’nin önünde bu sıkıntılar varken, geriye bir tek yol kalıyor. O da 30 Mart günü yapılacak yerel seçimlerde AKP’ye “artık yeter, iktidarı senden alıyorum” mesajının sandık yoluyla verilmesi ve MHP’ye de “tek başına iktidar için hazır ol” mesajının verileceği bir sonucu yaratmaktır.

AKP ve bölücü ortaklarının korkulu rüyası olan MHP, bozulan devlet düzeni ve milli birlikteliği yeniden tesis edecektir. AKP ile yola devam edilmesi halinde Türkiye fakirleşecek, düzen bozulacak, milli birlik dağılma noktasına gelecek ve Allah korusun Türkiye bölünecektir.

Herkesin bu bilinçle mutlaka sandık başına giderek, iradesini ortaya koyması tarihi, ahlaki, vicdani ve istikbali bir sorumluluk haline gelmiştir, unutulmasın…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.