Asikurtlar©

AKP-CHP Yanlarına HDP’yi De Almalılar

AKP-CHP Yanlarına HDP’yi De Almalılar
15 Temmuz 2015 - 12:00 'de eklendi ve 4156 kez görüntülendi.

AKP ile CHP arasındaki ilk resmi temasın sıcak geçmesi bizi şaşırtmadığı gibi, bugüne kadar yaptığımız tespitlerin doğruluğunu bir defa daha ispatlamıştır. CHP’nin seçim öncesinden başlayan, seçim sonrasında daha da ilerleyen AKP aşkı, vuslata ermiş görünüyor.

ÖZEL GÖREVLİ

Bu noktalara geleceği zaten çok önceden net şekilde belli olan bir görüşme üzerinde, saatlerce yapılan değerlendirmeleri gülerek izliyorum. Efendim, heyetlere seçilen isimlerle karşılıklı mesajlar verilmişmiş. Nezaket elden bırakılmamışmış. Daha neler neler… Eğer bu görüşmeye usul ve şekil yönünden bir değerlendirme yapılacaksa, burada dikkat çeken sadece heyete son anda Mücahit Aslan’ın katılmasıdır. Aslan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığı, özel bir görevle heyete ilave edildiğini çok açık şekilde belgeliyor. Bu özel görevin ne olabileceği, meseleyi takip eden herkesin mulumudur. Kapalı kapılar arkasında Erdoğan’ı bağlayabilecek bir tavizin verilmemesi için özel tedbir alınmıştır. AKP gibi dehşet dengesi üzerine oturan bir menfaat ortaklığında başbakana ve ekibine güvenmek yerine, özel görevlendirilmiş bir aracı kullanmak meşrebe uygundur.

SIRADA BAKANLIK PAYLAŞIMI VAR

Formalite tamamlanmıştır ve karşılıklı olarak kapılar ardına kadar açılmıştır. Temasların sürdürülmesi ve zeminin daha da olgunlaştırılması için görevlendirmeler dahi yapılmıştır. CHP bugüne kadar söylediklerini zaten çoktan unutmuştu. 14 ilkenin bağlayıcı olmadığını daha ilk günden ilan etmişti. Çözülme süreci, 17-25 Aralık ve Cumhurbaşkanının Anayasal çizgiye çekilmesi gibi bir derdi de olmadığı için kolaylıkla anlaşılmıştır. Tam da tahmin ettiğimiz gibi, bakanlık paylaşımı dışında sorun oluşturabilecek bir şey görünmüyor. Karşılıklı güven noktasında bir pürüz oluşabileceği, bunu da ayrıntılı bir protokolle aşabilecekleri anlaşılıyor.

CUMHURBAŞKANI DA BU FIRSATI KAÇIRMAZ

İlk temasın ortaya çıkardığı tablo budur. Her ne kadar yaptırılan kamuoyu yoklamalarına dayanarak, “acaba yeniden tek başına bir AKP iktidarı olur mu” ihtimali, Cumhurbaşkanını cezp etmiş gibi görünüyor olsa da, AKP-CHP koalisyonu için “tamamdır” diyebiliriz. Bu saatten sonra bu ortaklığın bozulması için çok özel bir çaba gerekiyor. Bu çabayı gösterebilecek tek yer, Cumhurbaşkanıdır. Fakat çözülme süreci, 17-25 Aralık ve oluşturulan Anayasa tanımazlıktaki fiili durumu, CHP üzerinden hazmettirmek ve aklamak gibi bulunmaz bir fırsatı o da kaçırmayacaktır. Nitekim, konumunu pekiştirmek ve dominant olma durumunu sürdürebilmek noktasında ne kadar kararlı olduğunu, millet sırtından TÜMSİAD üyelerine verdiği saltanat iftarında bir defa daha göstermiştir.

CHP KIRMIZI ÇİZGİYE UYDU

Şu çelişkiye bakınız ki, Davutoğlu koalisyon görüşmelerine başlamadan önce, Erdoğan’ın konumunun masaya getirilmemesini kırmızıçizgi olarak ileri sürdü. CHP’de bu şarta harfiyen uydu. Ancak bu kırmızıçizgi her ne hikmetse sayın Cumhurbaşkanını hiç ilgilendirmiyor. Bırakın görüşme heyetine temsilcisini sokmasını, bir de koalisyonun hangi şartlarda kurulabileceğini, neleri önceliğine alması gerektiğini, hatta süresini dahi belirliyor. Bunlara uymayanların karşılarında kendisini bulacakları tehdidi savuruyor. Kimse de, “sayın Cumhurbaşkanı müsaade edin, bu bizim işimiz. Hükümeti siz değil, biz kuruyoruz” diyemiyor.

MHP’NİN DURUŞU

Sayın Cumhurbaşkanının bu tavrı, MHP’nin ne kadar haklı olduğunu, isabetli hareket ettiğini bir defa daha belgelemiştir. Bu yazının yazıldığı saatlerde MHP ziyaretinin sonuçları henüz ortaya çıkmamıştı.Ancak, eminim ki, Erdoğan’ın bu müdahaleci tavrı bir şekilde Davutoğlu ve arkadaşlarına hatırlatılmış ve koalisyonun Sarayla mı, AKP ile mi kurulacağı sorulmuştur. Diğer taraftan PKK’nın nasıl azdığını, kurulacak koalisyona kadar karışma cüreti gösterdiğini, bütün Türk milleti ibretle izliyor. MHP’nin böyle bir yapının içinde olmasını, bu rezilliklere onay vermesini beklemek kimsenin haddi değildir. 17-25 aralık gibi dünya tarihine geçen bir yolsuzluk ve rüşvet olayının görmezden gelinmesine, Anayasa tanımazlığın yerleşmesine MHP’nin onay verebileceğini düşünenler, büyük bir yanılgı içindedirler.

İKİNCİ GÖRÜŞME

Davutoğlu usul ve karşılıklı güvenin tesisinden bahsediyor. Sayın Bahçeli bu değerlendirmeyi dinledikten sonra, önce ülkenin halini, milletin beklentilerini ortaya koyup asıl güvenin buralarda sağlanması gerektiğini hatırlatmasından daha doğal ne olabilir? Bu hatırlatmanın Davutoğlu ve beraberindeki heyetin hoşuna gitmeyeceğini anlamak için kahin olmak gerekmiyor. Özellikle CHP’yi teslim almış olmanın rahatlığıyla Bahçeli’nin karşısına çıktıkları düşünülürse, nelerin olduğunu kestirmek daha da kolaylaşıyor. Dolayısı ile MHP ile ikinci defa bir görüşmeye gerek kalmaması eşyanın tabiatına uygundur.

HDP’Yİ DE DAHİL ETMELİLER

Bugün HDP’ye gidecek olan sayın Başbakan, kurulması gereken koalisyonu asıl burada tamamlamalıdır. HDP, AKP’nin eseridir. Seçimin hemen öncesinde Dolmabahçe’de imzaladıkları Sevr anlaşmasıyla birlikte tarihe geçmişlerdir. CHP’nin de HDP’ye olan aşkı malum olduğuna göre, AKP’nin CHP’ye HDP’yi de ilave etmesi, her bakımdan çok isabetli olacaktır. Zaten dağdaki ve İmralı’daki süreç ortakları da böyle istiyor. Daha önce yaptıkları gibi bu isteklerinin hayata geçirilmesi için de tehditler savurup, ayar veriyorlar. AKP’nin PKK’dan gelen taleplere ne kadar ilgili olduğu ve bunları nasıl anında ve titizlikle yerine getirdiği, bütün dünyanın malumudur.

Koalisyon tablosu budur. Buradan bir hayır çıkar mı, bilmiyorum. Ancak, milletin bu yaşananları ibretle takip ettiğini çok iyi biliyorum.

ORHAN KARATAŞ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER