SON DAKİKA

Akp Amacına Ulaştı, Kazanan Pkk Oldu

Bu haber 11 Eylül 2013 - 11:38 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Aylardır söylediğimiz ne varsa hepsinde haklı çıktığımızı görüyoruz. PKK ile yürütülen müzakere sürecinde AKP açık bir ifadeyle çuvallamış durumda. Karşımızda duran en çarpıcı gerçeklik ise 9 ayı aşkın süredir yapılan yada yapılmak istenilen her ne varsa hepsinin PKK’ya yaradığıdır.

Bu döneme ilişkin birilerinin arkalarını kurtarabilmek adına “ama silahlar sustu” türünden mesnetsiz ve temelsin açıklamalarda bulunmaları kaçınılmaz olacaktır. Ancak gösterilmek istenmeyen asıl mesele, PKK’nın arzuladığı en büyük hedef olan “meşruiyet kazanma” AKP’nin başlattığı sözde barış süreci adı altında hayata geçme yolunda önemli mesafe kat etmiştir.

Yıllardır bölgede askerimiz, polisimiz ve kamu görevlilerimiz yanında, orada yaşayan masum halkı yani Kürtleri hunharca katleden, kundaktaki bebeğe dahi kurşun sıkmaktan geri durmayan vahşi katiller AKP sayesinde Kürtlerin temsilcisi konumuna taşınmıştır. İşin en üzücü yanı PKK’nın bunu “silahsız olarak” başarmış olmasıdır! Başka bir deyişle silahla başaramadığını, yenemediği Türk Milleti’ni ve devletini AKP sayesinde yendiğini düşünmektedir.

Bundan dolayı yaklaşık bir aydır Kandil’deki terörist başılar farklı zamanlarda devleti tehdit edebilme cüretinde bulunmuş ve AKP’den bu kahpeliklere karşı hiçbir cevap gelmemiştir. Şimdi ulaştığımız noktada ise ipleri tümüyle eline aldığının farkına varan PKK, bir adım daha atarak sınır dışına çekilmeyi durdurduğunu açıklamıştır.

Bunca zamandır PKK’nın sınır dışına sadece yaşlanmış ve hasta haldeki yani artık çatışamayacak durumdaki teröristleri sınır dışına çektiğini bizzat devlet kaynakları açıklamıştır. Diğer yandan da PKK’ya olan katılımın terör örgütünün tarihi boyunca ulaşamadığı bir seviyeye eriştiğini de yine aynı kaynaklar duyurmuştur. Demek ki artık PKK yorulmuş haldeki yapısını yenilemiş ve gücünü artırmış bir şekilde kirli emellerini gerçekleştirebilmek uğruna hain planlarını hayata geçirmeyi beklemektedir. Dahası kent merkezlerindeki YDG-H adlı yapılanmalarla birçok yerde kendisini göstermiş ve sözde asayiş görevi yürüttüğünü açıklamıştır.

Tüm bu gelişmeleri karşınıza aldığınızda, PKK’nın bunları yalnızca AKP’den demokratikleşme paketini bir an önce hayata geçirmesi için yaptığını düşünürseniz çok büyük bir yanılgının içerisine düşmüş olursunuz. Ne yazık ki bugünlerde her yerde yapılan yorumların merkezine bu yerleştirilmeye ve topluma da bu yönüyle kabullendirilmeye çalışılıyor.

Oysa PKK önünde bulunan aşılmaz engelleri çoktan aştığını düşünüyor. 1978 yılında gerçekleştirdikleri ilk kongrede aldıkları dört parçalı bir sözde Kürt devleti kurma hayallerinin en zor ayağı olduğunu düşündükleri Türkiye’de artık zeminin kendileri açısından uygun hale geldiklerine inanmaya başlamış durumdalar.

Ulaştıkları geniş propaganda imkanı, kazandıkları meşruiyet, kent merkezlerindeki yeni örgütlenmeleri, kırsaldaki terörist kadrosunu takviye etmiş olmaları artık eylem biçimlerini de, satıhlarını da değiştireceklerini ve genişleteceklerini gösteriyor. Bundan sonra PKK’nın hedefleyeceği en büyük mesele Doğu ve Güneydoğumuzda yaşayan halkı ayaklandırabilmek olacaktır. Tüm enerjisini ve elde ettiği imkanları da bu yönde kullanmaya çalışacak, kardeş kavgası çıkarabilmenin arayışı içerisine girecektir.

“Kan akmasın, silahlar sussun, analar ağlamasın, barış gelsin” türünden süslü lafların, aslından uzak bir biçimde gerçekteki özünün “Memleket elden gitsin, Türkiye bölünsün, PKK istediği ne varsa onu alsın” olduğu şüpheye mahal vermeyecek biçimde karşımızda duruyor.

AKP’nin Türkiye’yi sürüklediği yerin fotoğrafı budur. Bu yere gelinceye kadar kullanmadıkları bir değerimiz, istismar etmedikleri bir kutsalımız ve söylemedikleri hiçbir yalan kalmadı. Bir başka açıdan bugünlere ve daha da vahimine ulaşılabileceğini AKP hesap etmemiş de değildi. Aksini olan ve olabilecek tüm bu gelişmelerin farkındaydı. Başbakan Erdoğan’ın ta 1991 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken hazırlattığı rapora baktığınızda bugünlerde yapılanları ve düşüncelerine eğildiğinizde de yarınların karanlık ve vahim halini görmek mümkündür.

Barzani’nin yıllardır “koşullar uygun değil” diyerek ertelemek zorunda kaldığı “Kürt Konferansı” şimdilerde “uygun koşullara” ulaşmışsa demek ki dört parçalı sözde devlet için uğraşanların hayalleri tavan yapmış demektir. Irak’ın bölücüsü Barzani’ye, Suriye’nin bölücüsü PKK’nın kolu PYD’ye ve Türkiye’nin bölücüsü PKK’ya, AKP’nin verdiği desteği düşününce aynı konferansın onur konuğunun da Recep Tayyip Erdoğan olması son derece uygun olacaktır.

AKP’nin son kongresinde Barzani nezdinde tüm bölücüleri “onur konuğu” yapıp, “gurur duyuyoruz” türünden sloganlarla onu ayakta alkışlatanların, bu sefer Barzani’nin ev sahipliğindeki kongreye “onur konuğu” olarak davet edilmeleri ve bu davete de icabet etmeleri sizce de son derece nazik bir davranış olmaz mı?

Bu gelişmeler zorunuza gidiyor ve sizde memleketin elden gitmeye başladığını görüyorsanız AKP’yi bir an önce geldiği yoldan geri göndermek için sorumluluğunuzu yerinize getirmelisiniz. AKP’ye verilen her desteğin aslında PKK’ya verildiğini herkes anlamalıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.