SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Akil adamlar değil, akil insanlar

Bu haber 08 Nisan 2013 - 11:26 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Lütfen üşenmeden sıraladığım şu isimleri teker teker sonuna kadar okuyun. Ahmet Yaşar Ersoy, İmdat Arslan, Ziya Korkmaz, Turabi Yılmaz, Ali Soykan, Ahmet Condul, İhsan Ünlütürk, Cemil Dönmez, Halil İbrahim Sert, Caner Kesimal, Güner Ekici, İrfan Yanlızoğlu, Mustafa Uzun, Mehmet Kıran, Ali Gaffar Okkan, Aydın Şişman, Mehmet Çelik, Olgun Küpçü, Tuncay Özdemir, Yakup Törün, Birol Elmas… ve daha onlarcası. Kim mi bu isimler? Bunlar ve daha burada sıralayamadığımız onlarcası, 30 yılı bulan bir süreden beri başımıza bela olan bölücü terör örgütü militanlarınca alçakça katledilen Sakaryalı aziz şehitlerimizden bazılarının isimleri. Mekânları Cennet olsun inşallah. Rabbim, geride kalan yakınlarına sabırlar ihsan etsin.

Ömürlerinin baharında şehitlik mertebesine erişen bu yiğitlerin hepsi, aziz vatan toprağının bağrında yatarken, onları alçakça saldırılarla katleden bölücü terör örgütü militanları acaba nerededirler? Belki hepsinin değil ama birçoğunun katilleri, ne yazık ki; AKP Hükümeti, İmralı’daki bebek katili bölücü başı ve Kandil’deki katiller sürüsünün ortaklaşa düzenledikleri sözleşme uyarınca, can güvenlikleri ve korunmaları bizzat hükümet tarafından sağlanarak, ellerini kollarını sallaya sallaya geldikleri yerlere dönmektedirler. Siyasi iktidar da bu eli kanlı katillerin en ufak bir zarar görmeden melanet yuvalarına geri dönebilmeleri için, her türlü tedbiri almış ve bütün güvenlik birimlerini, bu canilerin güvenliğine memur etmiştir. Meseleye sadece Başbakan Erdoğan ve geçmişten bu yana birliktelikleri olan bazı hükümet yetkilileri açısından baktığım zaman, bu korumacı yaklaşımı çok da yadırgamıyorum. Irak’ı işgal eden Amerikalı askerlerin, sağ salim ülkelerine dönmeleri için her gece dua ettiğini söyleyen bir kafa yapısından, beklenmeyecek bir şey değildir bu korumacı yaklaşım. İktidar ve işbirlikçilerinin adını “Çözüm Süreci” koydukları bu program, bize göre; sınırlarımızdan sızarak ülkemizin dört bir tarafına yayılmış ve kanlı eylemler gerçekleştirmiş bölücü terör örgütü militanlarının, bizzat hükümet himayesiyle korunma, kollanma ve kurtarılma programıdır. Programın uygulayıcısı AKP Hükümeti, destekçileri de ABD ve AB’dir.

Bugün itibariyle iktidar sözcüleri her ne kadar inkâr etseler de bu programın bir sonraki aşaması; ithal katillerin sınır dışına çıkartılma operasyonu tamamlandıktan sonra, geride kalan yerli katillerin topluma kazandırılma senaryosu vizyona sokulacaktır. Zira bu yapılmadan, gerçek anlamda bir “Toplumsal uzlaşma(!)” sağlanamaz. Hele hele bu uzlaşmanın baş mimarlarından biri olan bebek katili Abdullah Öcalan’ın, beş yıldızlı otel konforunda bile olsa içeride tutulması düşünülemez. Özellikle son beş yılda yaşanan gelişmeleri göz önüne getirdiğimizde, varılmak istenen hedefin bu olduğunu görmemek ve anlamamak için, kör ve aptal olmak gerek.

İşte son günlerde gündeme oturan ve akil mi yoksa sakil mi oldukları pek de belli olmayan, Yılmaz Özdil’e göre Damat Ferit Hükümeti’nin “Heyet-i Nasiha” sının güncel versiyonu olan “Akil insanlar” heyetinin görevi, bu noktada başladı. İki gün önce Sayın Başbakan’la Dolmabahçe Sarayı’nda yaptıkları toplantıda aldıkları talimatlar doğrultusunda, uygulamaya konulan plânın ne kadar mübarek bir plân olduğuna Türk halkını ikna etmek üzere dokuzar kişilik guruplar halinde yedi koldan Anadolu’ya dağıldılar. Üç aşağı, beş yukarı hepsi bir şekilde tanıdık isimler. Tartışma konusu olan “Akil insanlar” isimlendirmesi isabetli olmuş. Geçmişlerine baktığımızda “Akil adamlar” diyebilmek çok da mümkün değildi bu listedeki isimlere. Yanlış anlaşılmasın, cinsiyetlerinden dolayı değil bu tespitimiz, “ADAM” anlayışımızdan. Çünkü bize göre; “Aynanın karşısında geride bıraktığı 24 saati gözden geçirip de, aynaya utanmadan bakabilen insana kısaca “ADAM” denir. Cinsiyet fark etmez.” Akiller listesine baktığımızda, aynaya utanmadan bakabilen çok fazla kişinin olduğunu düşünmüyorum şahsen. Bir bölümü Sayın Başbakan’ın, bir bölümü bebek katili Apo’nun düğme ilikleyicileri. Birkaç da sirk palyaçosu kıvamında esnek karakterli tip var. Ne menem bir mayın tarlasına sürüldüklerini bile fark edemeyecek kadar idraki kapalı olan bu heyetin içerisinde kaç tanesinin kendini, kafa yapısı olarak gerçekten de bu ülkenin insanı, bu milletin bir ferdi olarak gördüğünü merak ediyorum. Ve tabii gittikleri yerlerde insanları ikna etmek adına ne söyleyebileceklerini de…

Dedim ya ben bunlara çok da şaşırmıyorum. Daha gençlik yıllarımızdan İstanbul’da “Akıncılık” oynadıkları dönemlerden kafa yapılarını bildiğim Sayın Başbakan ve etrafını çevreleyen malûm zevatın söz ve davranışları beni hayrete düşürmüyor. Onlar, o zaman da kendilerini Türk Milleti’ne mensup hissetmiyorlardı. Bugün de hissetmiyorlar. Yazımızın başında bazılarının isimlerini sıraladığımız kahramanlar, onlara göre o zaman da şehit değillerdi, bugün de şehit değiller. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, o zaman da küfür devletiydi. Adı aynı kaldığı sürece bugün de küfür devletidir. Türk Vatanı o zaman da dâr-ül harp ti onlara göre, Türk vatanı olarak anıldığı sürece de dâr-ül harp olarak kalacaktır. Şaşırmıyorum ve de önemsemiyorum. Çünkü ben bu kafa yapısını kırk yıldır tanıyorum.

Ama benim bu son gelişmeler karşısında, Sakarya halkı adına TBMM’nde sandalye işgal eden AKP’li beş milletvekilinin ne düşündükleri konusunda çok ciddi bir merakım var. Yine aynı şekilde iktidar partisi olan AKP’nin İl Başkanı olan Sayın Uncuoğlu ve AKP’den Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Sayın Zeki Toçoğlu’nun ne düşündükleri hakkında ciddi merakım var. Sahi onlarda mı inanmıyorlar her köşesi şehit kanlarıyla sulanmış Anadolu topraklarının bin yıldır Türk Vatanı olduğuna? Onlarda mı kabul etmiyorlar “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran iradenin adı Türk Milletidir.” tarifinin gerçekliğine? Onlar da mı yazımızın başında isimlerini sıraladığımız, hayatının baharında toprağa düşen bu yiğitlerin şehit, kabirlerinde diri duran bedenlerinin bu toprakların “Türk Vatanı” olduğunun inkâr edilemez belgesi olduğunu reddediyorlar? Onlar da mı göremiyorlar etnik ayrımcılığı körükleyen bu melun projenin bir çözüm değil, bin yıllık kardeşliği bozmaya yönelik bir nifak projesi olduğunu? Ne olur bir cümle de olsun onlar söylesinler bu gelişmelere dair. Yoksa onlar da mı bu “Akil insanlar” tarafından ikna edilmeyi bekliyorlar?

Zihni acbazihni@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.