Asikurtlar©

Ajan Yüksel Okulları!

Ajan Yüksel Okulları!
19 Ekim 2016 - 18:50 'de eklendi ve 4014 kez görüntülendi.

 

 

Rahmetli Necdet Sevinç tarafından 70’lerde kaleme alınan “Ajan Okulları” kavga devrinin ortasında bizi soluklandıran, ufkumuzu açan ve şuurlandırankitaplardan biriydi.
O gün bu gündür, eğitimin bir milletin kaderine nasıl yön verdiğini bizzat yaşayarak görüyoruz.Dershaneler, Işık Evleri ve Kolejlerinden sonra 15 Temmuz’da Üniversitelerde ve MEB’de ne kadar FETÖ elemanı olduğunu hepimiz yaşadık gördük.
Aslına bakarsanız bugün siyasi kavga, yürekler ve bilekler arasında değil, mektepler ve müktesebatlar arasında sürüyor.
1810’da Boston’da kurulan “Amerikan Board” misyonerleri, 1820’de İzmir Limanından Anadolu’ya giriş yaptıklarında Amerikan kiliselerinin, Orta ve Güney Amerika yerlileri ile Afrika’dan getirilen köleler üzerinde kazanılmış çeşitli başarıları vardı.
Ancak Anadolu’yu Hıristiyanlarla savaşa savaşa yurt yapmış bir millet olan Türklerin hepsi “Kunta Kinte” gibi dirençli çıkınca misyonerler, Anadolu’da “irtida” (din değiştirme) merakından vazgeçtiler.
Kilise yerine okul açacaklardı!..
Hatırlatmak gerekirse Roma’nın parçalanmasından sonra İstanbul’da doğu kilisesi kurulmuş, Ortodoks Mezhebi, Papa’nın denetiminden çıkmış ve Fener Rum Patrikhanesi çevresinde örgütlenmişti.
1774’te Ruslar, süngü marifetiyle Ortodoksları elimizden alınca, Osmanlı tebası Katolikler, İtalyan şehir devletlerinin zayıflamasıyla Fransızların etkinlik alanına girmişti.
Protestanlık, Kuzey ve Kuzey Batı Avrupa’da doğduğu için Anadolu’da Protestan yoktu. Ancak Gregoryen mezhebine bağlı Ermeniler, devşirilmek için bakir, sahipsiz ve desteğe muhtaç bir topluluk olarak görülmekteydi.
Türkleri Hıristiyan yapma umudunu kaybeden, Ortodoks Rumları da Rusya’ya kaptırmış olan Amerikan ajanları, 1820’den itibaren Ermenilerden etkili bir Protestan cemaati kurabilmek için kolejler açmaya başladılar.
Robert Kolej’den başlayarak, Talas, Tarsus, Merzifon, Harput gibi Amerikan kolejlerinin ve bunların kültür çevresinde tesis edilen kız ve erkek mekteplerinin kısa hikâyesi budur.
Aynı dönemde Fransızlar da Saint Joseph, St. George, St. Pierre, Notre Dame De Sion gibi Katolik ahlakına Fransız Cumhuriyet kültürü bindirilmiş devşirme ocakları açıyorlardı.
İtalyanlar ve Almanlar da güçlendikçe bu “günah imparatorluğundan yandaş devşirme” ligine çıktılar.
1914’e kadar Ermeni cemaatinin içinden 65.000 Protestan ve 67.000 Katolik elde etmişlerdi. Bu rakamların bugünkü nüfusa göre karşılığı: “Toplam 1 Milyon ajan”ı ifade etmektedir.
1915’teki Ermeni tehciri ve ardından yabancı okulların 1923’te Lozan’la 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunuyla, Türk Milli Eğitiminin denetimi altına alınması, misyonerlerin 100 yıllık çabalarının boşa gitmesi anlamına geliyordu.
“Soykırım” dedikodusu buradan çıkmıştır ve başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin bu konuya olan aşırı ilgisi “emektar” misyonerlerin mazideki bu “çileli” çalışmalarından kaynaklanmıştır.
Osmanlı Devletinden sonra Türkiye Cumhuriyeti de bugün, bu örtülü ajan faaliyetinin yoğun tehdidi altındadır.
Yüksek istihbari tehdit iki noktadan gelmektedir:
1- Reformist Haşhaşiler (FETÖ)
2- Bölücü Teröristler (PKK)
Hiçbir örgüt, evde risale okuyarak veya dağda kurşun sıkarak bir devleti ele geçiremez; bölecekse de bölemez!..
Öyleyse işin sakal, sarık, cübbe veya keleş, KNS, doçka tarafı hikâyedir.
Devletleri ve hükümetleri, önceden “Komitacı, Devrimci veya Kurtarıcı” da olsa Siyasetçiler kurar. Valiler, Paşalar, Kaymakamlar, İktisatçılar, Yargıçlar kısaca “Mülkiyeliler” yönetir.
Bu insanların yetişeceği yerler de “ÜNİVERSİTELER”dir!
Bir mürşide kulluk ederek, başka bir ülkenin emir-komutası altına girdiği 15 Temmuz’daaçık bir şekilde görülen FETÖ ajanlarının Üniversitelerden temizlenmesinden sonra şimdi sırada PKK vardır.
Dün yerel medyadan aldığım bir habere göre: Isparta’daki Süleyman Demirel Üniversitesinde, PKK güdümlü 50 öğrencinin “mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla suç işlemek” gerekçesiyle üniversiteyleilişiği kesilmiştir.
Bu tür tasfiyeler, aralıksız devam etmelidir. Basit bir matematik hesabı yapacak olursak bugüne kadar 50 Bine yakın PKK’lı terörist etkisiz hale getirilmiştir.
Peki, bu 50.000 katil, dağlara, toplumun huzurunu bozup, sonra da ölmek için mi çıkmıştır?
Hayır!..Üniversitelerden yetişen kadrolarla ya devleti ele geçirmek ya da kendi devletinikurmak için çıkmıştır.
Yani esas amaç, etnik asabiyeti yükseltmek, kanlı bir davaya dönüştürmek ve etnik kökenli Üniversite gençliğini siyasi bir hedefe kilitlemektir.
Marksist devrimcilik, bölgeye üniversiteden gelmiş, kanlı oyununu oynamış ve etnik bir ajan faaliyeti olarak Üniversiteye geri dönmüştür.
Üniversitelerdeki PKK faaliyetleri dikkatle büyüteç altına alınmalı, bu kanlı tehdit, FETÖ’nün ajan faaliyetinden ayrı tutulmamalı ve SDÜ’deki örnek kararlılık, bütün Üniversitelere yayılmalıdır.
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER