SON DAKİKA

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

“Ahde Vefasızlık İmansızlıktır”

Bu haber 18 Temmuz 2014 - 14:14 'de eklendi ve 49 kez görüntülendi.

İmam Hüseyin Savaş

Komünizmin bir moda halini aldığı, üst düzey bürokratların, kolluk kuvvetlerinin, sonradan görme mal ve/veya şan zenginlerinin daha medeni daha modern görünmek uğruna komünist saflarda yer aldığı o yıllarda Türk milliyetçisi olmak, ülkücü olmak hele hele bu uğurda aktif olarak mücadele etmek ancak ve ancak vatanı, bayrağı ve Türk milletini karşılıksız seven İslam dinine canı gönülden bağlı yiğit kişilerin harcıydı.

İşte Dadaşlar diyarının ele avuca sığmaz delikanlısı Haluk KIRCI da, ülkü yolunu seçen milyonlarca yiğitten biriydi. 1958 yılında Erzurum’da doğdu. İlk ve orta öğreniminin ardından Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesini kazanınca Ankara’ya geldi. Lise çağlarında tanıştığı ülkücü hareket ile Üniversite yıllarında bağlarını daha da kuvvetlendirdi. Ülkü Ocakları Derneği Genel Merkezi bünyesinde yapılan her türlü sosyal ve kültürel eyleme katılıyordu. Zaman içerisinde Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Abdullah ÇATLI ile aralarında samimi bir dostluk, bir ağabey kardeş ilişkisi oluştu, ilerleyen zamanlarda komünizm azıp da vatanımız ve milletimiz üzerinde ciddi bir tehdit unsuru olunca da bu kader birlikteliği silah arkadaşlığına dönüştü. Evlerini, okullarını, mahallelerini, öğrenci yurtlarını korumak için birçok ülkücünün yaptığı gibi onların ekibi de silahlanmıştı.

Devrime giden yolda önlerindeki tek engel olarak gördükleri ülkücü gençlik liderlerini kurdukları pusularda şehit eden komünistler, buna muvaffak olamadıkları yerlerde de bazı ülkücü gençlik liderlerini çeşitli iftira ve yalan ihbarlarla gözaltına aldırıyor, ardından da Emniyet Teşkilatı içinde POL-DER çatısı altında örgütlenen komünist polislerin işkenceleriyle yükleyebildikleri kadar suç yükleyip, cezaevine gönderiyorlardı. Bu yolla kaç tane ülkücü darağaçları yollanmamış mıydı?

İşte aynı oyun bir kez daha sahneleniyordu; kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı o karanlık günlerden, 24 Mart 1978 tarihinde Ankara’da Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz öldürülüyor, bu olaydan 6 ay sonra da 8 Eylül 1978 günü Bahçelievler semtinde 7 komünist öğrenci bir hücre evinde ölü olarak bulunuyordu. İşte bu olayları Ankara’da ülkücü gençliği çekip çeviren, teşkilatlandıran eğitimden geçiren Abdullah ÇATLI ve ekibinin üstüne yıkıyorlardı. Bir tek görgü şahidinin bile olmadığı bu eylemlerle ilgili ekibin tamamına tutuklama kararı çıkartılıyordu. TİP’linin öldürülmesi eylemlerinin sanığı olarak hakkında arama kararı çıkartıldı.

İşlemedikleri bir suçtan dolayı mahkum olmak istemeyen bu vatan evlatları bağırlarına taş basarak firar etmişlerdi. Daha sonra yakalanan Haluk KIRCI, adaleti katleden hakimlerce yapılan yargılama sonucu idam cezasına mahkum edildi.

16 Temmuz 1989 tarihinde Bursa Cezaevi’ndeki açık görüşte, üzerinde Ali Ekinci sahte kimliği ile firar teşebbüsünde bulundu. Çıkarılan İnfaz Kanunundan yararlandı ve 26 Nisan 1991 tarihinde Bursa Cezaevi’nden şartlı tahliye edildi. Ancak dönemin Adalet (!) Bakanı Seyfi OKTAY’ın itirazı üzerine yatacağı sürenin eksik hesaplandığı gerekçesiyle hakkında yeniden yakalama kararı çıkarıldı.

25 Ocak 1996’da İstanbul’da yakalandı ve aynı gün Emniyetten firar etti.

10 Ocak 1999’da İstanbul Terörle Mücadele Ekiplerinin bir operasyonu ile yakalandı. 8 Şubat 1999’da İstanbul DGM’de yeniden yargılanmaya başladı.
18 Mart 2004’de ikinci kez yanlışlıkla tahliye edilen Haluk Kırcı, Bahçelievler’de öldürülen öğrencilerin avukatlarının itirazı üzerine aranıyordu.
Sözde yanlış infaz hesabı nedeniyle serbest bırakılan ve ardından kaçtığı Ukrayna’da yakalanan Haluk Kırcı sorgusunun ardından kesinleşmiş hapis cezaları nedeniyle, 04 Şubat 2005 günü tekrardan Kartal Cezaevi’ne gönderildi.

Haluk KIRCI’ya isnat edilen suçlamaların olduğu tarihlerde binlerce ülkücü genç komünist kurşunlarıyla şehit edildi. Evi bombalananlar, topluca halk mahkemesinde yargılandıktan sonra insanlık dışı işkencelerle şehit edilenler, ailece şehit edilenler oldu, ne hikmetse devlet ülkücülerin katillerinin üstüne aynı kararlılıkla gitmedi, hiçbir komünistin cezaevinde kalmadığı hepsinin salıverildiği, hatta gençleri kandırarak terörist olmaları için dağa gönderen KCK’lı teröristlerin bile serbest bırakıldığı günümüzde, 12 Eylül 1980 öncesi olaylardan dolayı siyasi tutuklu olarak sadece Haluk KIRCI’nın cezaevinde kalmış olması adalet adına bir utanç tablosudur.

İşte bu yüzden; Haluk KIRCI ağabeyimize moral olması için bir bayram kartı kampanyası başlatmak arzusundayım. Bu kampanyaya katılmak isteyenler, Haluk KIRCI’ya moral verici ifadelerle kaleme aldıkları bayram kartlarını aşağıdaki adrese gönderebilirler. Unutmayalım ki; Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanlarından Merhum Ali Metin TOKDEMİR’in dediği gibi; “Ahde Vefasızlık İmansızlıktır.”

Haluk KIRCI H-Tipi Cezaevi M-3 Nilüfer – BURSA

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.