SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

“AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?” sorusuna cevap

Bu haber 26 Mart 2018 - 13:34 'de eklendi ve 5.180 kez görüntülendi.

Gazeteci, “Afrin Harekatı konusunda İYİ Parti ne düşünüyor?” diye soruyor…

Soruya verdiği cevap, “İYİ Parti olarak Afrin Harekatı’nı birkaç boyutta değerlendiriyoruz. Öncelikle, İYİ Parti, Türk Ordusu’nun Afrin’e düzenlediği operasyona tam destek veriyor. Afrin Harekatı, askeri anlamda geç kalmış bir harekat olmakla beraber, PKK’nın Amanos Dağları’na sızarak, Akdeniz bölgesine girmesini engelleyecek bir sonuç doğuracaktır. İkinci değerlendirmemiz ise Afrin Harekatı da Fırat Kalkanı Harekatı gibi AKP’nin hatalı Suriye politikasının ortaya çıkardığı stratejik tehditleri operasyonel düzeyde düzeltme girişimidir. Ancak AKP’nin Suriye politikası değişmeden, bu iki operasyonun Türkiye için Suriye’de oluşan stratejik tehdidi ortadan kaldırması mümkün değildir” olmuştur…

Diğer bir soru ise, “Size göre AKP hükümetlerinin izlediği Suriye politikasındaki hatalar ve Türkiye için oluşturduğu tehdit nedir?” sorusudur.

Buna verdiği cevap ise, “Türkiye’nin güvenliği için İran, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü önemlidir. Bu üç ülkede gerçekleşecek bir parçalanmanın Türkiye’nin toprak bütünlüğü üzerinde olumsuz etkiler yapması büyük bir ihtimaldir. (…) Türkiye için stratejik tehdit kuzey Suriye’de kurulacak PKK kontrolündeki bölge ve Türkiye’ye taşınmak istenen iç savaştır” olmuştur…

Gazetecilik ya, bir iki soru ile bırakmaz siyasetçiyi…

Soru soruyu kovalıyor; bir sorunun arkasından diğer bir soru geliyor…

Gelen soru, “Afrin Operasyonu sonrasında ne olacak peki?” sorusudur…
Verdiği cevap ise, “Bunu Menbiç’in izlemesi şarttır. Ancak Menbiç de yetmez. Türkiye için asıl tehdit, şu anda ABD’nin desteklediği ve adeta bir “PKKistan”ın inşa edildiği, Fırat’ın doğusundan başlayıp, Irak sınırına kadar uzanan alandır. Bu alanda PKK ABD askeri ve politik desteği ile bir devlet yapısını kurmaktadır. Türkiye’nin asli hedefi Fırat’ın doğusunda kurulacak bir PKK devletçiğinin engellenmesi olmalıdır. Yani kimse Afrin karşılığında Fırat’ın doğusundaki PKK’ya örtülü açık meşruluk kazandırmayı düşünmesin. Afrin ve Menbiç sadece başlangıç olabilir ancak asıl hedef Fırat’ın doğusu ile Irak sınırı arasındaki alandır. Ancak hükümetten gelen sinyaller Menbiç’e operasyon yapmayacaklarını gösteriyor. Çünkü, Erdoğan’da Afrin Operasyonu’nu seçim yatırımı gibi düşünmek eğilimi hakim. Menbiç’te ABD ile sert bir süreç yaşamak istemeyecektir” şeklinde olmuştur…

Gazeteci, “Bunu açalım lütfen” diyor…

“Nil Hanım” diyerek başlıyor açmaya…

(“Nil Hanım” dediği kişi, Sözcü Gazetesinden Nil Soysal’dır.)  “Türk Ordusu’nun askeri operasyonları bir partinin, bir hükümetin değil, Türk Milleti’nin operasyonlarıdır. Erdoğan ben başkomutanım diyorsa da başkomutan TBMM’dir. Cumhurbaşkanı ise sadece temsil etmektedir. Özetle, savaşan ordu, cumhurbaşkanının veya hükümetin ordusu değil, Türk Milleti’nin ordusudur. Hal böyle iken Afrin Operasyonu’nu bir siyasi partinin operasyonu gibi göstermek, her şeyden önce savaşan subay, astsubay ve askerlere hakarettir. Bundan dolayı, İYİ Parti olarak Erdoğan’dan savaş gibi bir milli meselede parti kongresi ağzını bırakarak milli ve birleştirici bir dil kullanmasını bekliyoruz. Savaş seçim anketlerine bakılarak yapılmaz. Savaş ancak milli çıkarlar başka yolla sağlanamıyor ise son çare olarak başvurulan ve milli olmak zorunda olan bir araçtır.” diyor…

Sözcü Gazetesinden Nil Soysal’ın sorularını yanıtlayan İyi Parti Medya ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ’dır.

Tarih: 02 Şubat 2018’dir…

Yani Afrin operasyonundan 12 sonra yapına bir açıklama…

24 Mart 2018 tarihinde Yurt Gazetesinin Ankara Temsilcisi Mehmet Yurtseven’in Afrin merkezinin TSK ve birlikte operasyon yürüttüğü ÖSO güçlerinin eline geçmesi ile ilgili sorularını yanıtlayan İyi Parti Medya ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ, “PKK’nın hiçbir zaman böyle hazırlık yaptığı bir bölgeden veya şehirden çekildiğini görmedim. Afrin’e girilmeden önce Halk TV’de yapmış olduğum yayınlarda bir anlaşma durumunda çatışmasız da Afrin’e girilebileceğini, bu durumda ‘AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?’ sorusunun sorulması gerektiğini ifade etmiştim. Afrin’de hiçbir çatışma olmadı. Terör örgütü yıllardır Afrinde bu kadar kapsamlı çalışma yapmışken bütün istihbarat teşkilatları kentte çok şiddetli çatışmalar beklerken, eğer terör örgütü bir kurşun dahi sıkmadan cephanelerini de bırakıp geri çekildiyse burada görülenin ötesinde bir şey vardır. Bu kısa zamanda ortaya çıkacaktır” şeklinde bir açıklama yapıyor…

Yani anlaşılan o ki; İyi Parti Medya ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ aynı soruyu tekrarlayarak, “AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?” diye yeniden soruyor…

Afrin Zeytin Dalı Harekatı’nda Türk Ordusunun eşsiz başarısı dünyayı ayağa kaldırmış ve Türk düşmanlarının eski korkuları yeniden yerine gelmişken…

..ve Türk ve İslam düşmanı emperyalist güçler, üst üste yaptıkları açıklamalarla endişelerini (bizim açımızdan ise Türk’ten korkularını) dile getirip,  “Artık Türkiye’nin önünü kesmek mümkün değil” derken…

‘İyi Parti Medya ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın, “AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?” sorusunu yeniden tekrarlamasının; gündemde tutmaya çalışmasının nedeni nedir?’ diye düşünmemek/kafa yormamak elde değildir…

Hem de 02 Şubat 2018 tarihinde yapmış olduğu, “Öncelikle, İYİ Parti, Türk Ordusu’nun Afrin’e düzenlediği operasyona tam destek veriyor. Afrin Harekatı, askeri anlamda geç kalmış bir harekat olmakla beraber, PKK’nın Amanos Dağları’na sızarak, Akdeniz bölgesine girmesini engelleyecek bir sonuç doğuracaktır. Bunu Menbiç’in izlemesi şarttır. Ancak Menbiç de yetmez. Türkiye için asıl tehdit, şu anda ABD’nin desteklediği ve adeta bir “PKKistan”ın inşa edildiği, Fırat’ın doğusundan başlayıp, Irak sınırına kadar uzanan alandır.”  açıklaması ortada iken…

Bir yandan Afrin Operasyonuna tam destek verip, bir yandan “Bunu Menbiç izlemeli. Menbiç’te yetmez…” diyerek destek açıklamaları yapıp, bir yandan da  “AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?” demenin nedeni, kendi siyasi çıkarlarını, dış siyaseten, ülke menfaatinden, milletin menfaatinden üstün ve önde gördükleri içindir…

Bunlar sandı ki; “Türkiye Afrin’e girdi. Burada çok sayıda şehit verir ve başarısız olur. Bu da AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sonu olur”…

AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı herkes zoraki olarak; milletten gelecek tepkilerden çekindikleri için kıvırta kıvırta (Bunların kimler olduğunu biliyorsunuz zaten. Ayrıntılı yazmaya gerek yok), Afrin Zeytin Dalı Harekatı’na destek açıklamalarında bulundular…

Çünkü milletten gelecek tepkilerden korktular…

Çünkü oy vermek dışında siyasetten uzak millet; sağcısı, solcusu bütün millet bir olmuş, Türk ordusunun Afrin’de başarılı olması için hep bir ağızdan dualar ediyordu…

Çünkü onlar için siyasi düşünce, ülke menfaatinden asla önde olmazdı…

İşte onlar,  “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” inancını sözde değil, özde yaşayan milletin fertleriydiler…

Sözde değil, özde bu inancı yaşayan milletin bu fertleri, “Hop durun hele! Vatan tehlikede iken, siz neyin siyasetini yapıyorsunuz?” diyebilecek büyük bir çoğunluktur…

Bu gün aynı sağduyulu milletin fertleri, siyaset gözetmekten devlete desteğini sürdürmektedir…

..ve bu aşamada bazılarını korku sarmıştır…

Çünkü Afrin Zeytin Dalı Harekatı’nda başarılı olunması durumunda, (ki, Türk ordusu başarılı oldu) Türk Milleti, Devlet yetkililerine büyük teveccüh gösterecekti…

Ki, AKP hükümetine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve hiç tereddüt etmeden hükümetin yanında yer alan MHP ve Lideri Devlet Bahçeli’ye, Yüce Türk Milleti gereken desteği verip, gösterdikleri büyük teveccühe mazhar olmuşlardır

Ülke menfaatini her şeyden üstün tutan; devletim olmazsa, partim olmaz düşüncesi ile hareket eden Yüce Türk Milleti, dünyaya meydan okuyan liderlere teveccühünü göstermeye devam etmektedir…

“Tansu Çiller’i hatırlar mısınız?” diye bir soru sorsam, çok aptalca olur…

Çünkü Tansu Çiller’i hatırlarsınız…

Başbakanlığı döneminde Kardak krizi için “O bayrak inecek, o asker gidecek” sözünü unutmamak mümkün değildir…

Türkiye’nin 21 Mart 1995’te Kuzey Irak’taki terör örgütü PKK hedeflerine yönelik olarak, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı harekatları arasında gösterilen Çelik Harekatı ile ilgili dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, operasyonun geleceğine yönelik, “Ne kadar uzarsa o kadar sürecektir” kararlı tutumu ve bu tutum karşısında 43 gün süren başarılı operasyon neticesinde PKK’nin beli kırılmıştır ve Başbakan Tansu Çiller “Erkek gibi bayan” olarak nitelenmiştir…

..ve hala bu şekilde anılır…

Türk, Türkiye düşmanlığı karşısında duran kim olursa olsun, Türk milleti siyasi taraf tutmadan desteğini hiç esirgememiştir…

Bugün içinde aynı durum geçerlidir…

Afrin, Türk ordusu tarafından fetih edilmiştir…

Fakat Afrin Türk toprağına katılmak için fetih edilmemiştir…

Afrin’in fethi, Afrin’i Türkiye toprağına katmak kadar değerlidir…

Genel bir bakış açısıyla; bunu Türk, Türklük ve İslam düşmanı emperyalist güçler anlamışlardır da, “Türk’üm” diyen vatan hainleri anlamamış veya anlamak istememektedirler…

“İyi Parti Medya ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın, ‘AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?’ sorusunu yeniden tekrarlamasının nedeni nedir?” sorusuna döndüğümüzde, aslında bunun cevabını Ümit Özdağ 02 Şubat 2018 tarihinde yaptığı açımlamayla cevaplamıştır…

Ki, o da şudur: “…Ancak hükümetten gelen sinyaller Menbiç’e operasyon yapmayacaklarını gösteriyor. Çünkü, Erdoğan’da Afrin Operasyonu’nu seçim yatırımı gibi düşünmek eğilimi hakim. Menbiç’te ABD ile sert bir süreç yaşamak istemeyecektir. Türk Ordusu’nun askeri operasyonları bir partinin, bir hükümetin değil, Türk Milleti’nin operasyonlarıdır. Erdoğan ben başkomutanım diyorsa da başkomutan TBMM’dir. Cumhurbaşkanı ise sadece temsil etmektedir. Özetle, savaşan ordu, cumhurbaşkanının veya hükümetin ordusu değil, Türk Milleti’nin ordusudur. Hal böyle iken Afrin Operasyonu’nu bir siyasi partinin operasyonu gibi göstermek, her şeyden önce savaşan subay, astsubay ve askerlere hakarettir. Bundan dolayı, İYİ Parti olarak Erdoğan’dan savaş gibi bir milli meselede parti kongresi ağzını bırakarak milli ve birleştirici bir dil kullanmasını bekliyoruz. Savaş seçim anketlerine bakılarak yapılmaz. Savaş ancak milli çıkarlar başka yolla sağlanamıyor ise son çare olarak başvurulan ve milli olmak zorunda olan bir araçtır.”

Kısacası: Afrin Zeytin Dalı Harekatı’nın başarısının önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Devletinin yanında siyasi çıkar gözetmeksizin dimdik duran MHP’ye yansımaları olacağından rahatsızlardır…

Bu nedenle, yukarıda da nedenlerini açıkladığım üzere, İyi Parti Medya ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın, ‘AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?’ sorusu ile Afrin Zeytin Dalı Harekatı’nın başarısını sulandırmak; milletin aklında faklı soru işaretleri yaratmak istemektir…

Ki, İyi Parti Medya ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ’ın, partideki görevinde de belirtildiği üzere, “Propagandadan Sorumlu” görevini yerine getirmektedir…

Ben yine de İyi Parti Medya ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın, ‘AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?’ sorusu üzerinden Ümit Özdağ’a ve onun gibi düşünenlere cevap vereyim:

Türkiye’nin bekası için yürütülen Afrin Zeytin Dalı Harekatı’nın 66’nci gününde koç gibi 49 vatan evladını şehit verdik…

 

Cengiz KORKMAZ

 

Cengiz Korkmazcengiz@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.