SON DAKİKA

BİR BEN KALSAM…

KÖŞE YAZILARI

Afrin’de Gerçekte Kimlerle Savaşıyoruz?

Bu haber 15 Şubat 2018 - 8:51 'de eklendi ve 3.086 kez görüntülendi.

Türkiye’ye yönelmiş bulunan tehditlerin ne derecede büyük bir hal aldığı Afrin’e Mehmetçiğin ayak basmasıyla beraber bir kez daha görülmüş oldu.

PKK/PYD terör örgütünün imkânlarını oldukça yüksek seviyeye ulaştırılmış olduğu, Afrin’de adım adım ilerleyen ordumuzun ortaya çıkardığı gerçeklerle beraber her yönüyle karşımızda bulunuyor.

Bu manada ortaya çıkan ilk ve kesin tespit PKK/PYD terör örgütünün, ileri nesil silah sistemleriyle donatılmış olduğudur.

Bir terör örgütünün çapını oldukça aşan seviyeye sahip füze, anti-tank füzeleri, makineli tüfekler ve daha fazlasının Afrin’deki teröristlerden ele geçirilmesi, Suriye’de IŞİD’le mücadele bahanesiyle gerçekleştirilen kirli ve sinsi oyunun asıl amacını açığa vurmuştur.

Dahası PKK/PYD terör örgütünün oluşturduğu savunma mevzilerinin yapısına bakıldığında kalınlıkları 1 metreye kadar ulaşan beton duvarlara sahip bunker tarzı yapıların varlığı ortaya çıkmaktadır ki bunlar sıradan inşaat ustalığının ötesindeki askeri bilgiye sahip olanların yapabileceği yapılardır.

Dolayısıyla PKK/PYD terör örgütüne verilen destek yalnızca silah yardımında bulunulmasıyla kalmamış, askeri danışmanlığın ileri seviyedeki “ordu” imkânlarına vardırılacak bir özellikte olması hedeflenmiştir.

Yani Afrin’de Zeytin Dalı Operasyonu kapsamında verilen mücadelede karşımızda yalnızca PKK/PYD terör örgütü bulunmamakta, sözde dost ve müttefik dediğimiz ülkelerin büyük bir çoğunluğu karşımızda terörist kıyafeti giyerek yer almaktadır.

Bu gerçekler bizlere Afrin’e yönelik icra edilen harekâtın ne derecede önemli bir anlama ve zamanlamaya sahip olduğunu kavramamız gerektiğini bir kez daha işaret ediyor.

Anlaşılan o ki Zeytin Dalı Harekâtı biraz daha geciktirilse, Mehmetçik şimdikine nazaran çok daha zorlu koşullarla karşılaşmak durumunda kalacak, Türkiye’nin çabalarının boşa düşürülmesi için dost ve müttefik görünen çevreler şimdikinden çok daha sinsi hesaplarla karşımızda bulunacaktı.

Ne var ki buna mani olunmuş, var olan tehdit daha vahim boyutlara ulaşmadan evvel doğru bir zamanlamayla TSK operasyonu başlatmıştır ve kesin sonuç alınmasına yönelik var olması gereken kararlılık en üst seviyede devam etmektedir.

Başta Fransa, Almanya ve ABD gibi ülkeler olmak üzere, Türkiye’nin Afrin’e yönelik icra ettiği harekâttan duyulan rahatsızlığın gizlenmemesi ve açığa vurulmasının ana gerekçesi de aynı ülkelerin çeşitli yollarla PKK/PYD terör örgütüne verdikleri destekten kaynaklanıyor.

Örneğin Fransa, harekâtın “işgale dönüşmesinden endişe ettiklerini” söyleyip, bununla da kalmayarak sivil kayıpların yaşandığı iddiasında bulunurken, çok değil birkaç yıl öncesinde Paris’teki Elysee Sarayı’nda PKK/PYD’li teröristleri ağırlamış olduğu gerçeğinin üzerini örtemiyor!

Dün PKK/PYD’li teröristleri Cumhurbaşkanlığı sarayında ağırlayan Fransa, bugün Zeytin Dalı Harekâtı’ndaki ilerleyişten rahatsız olduğunu her fırsatta dile getirirken, asıl niyetinin PKK/PYD’li teröristleri korumak olduğunu da elbette gizleyemiyor.

Ayrıca PKK/PYD terör örgütünün inşa ettiği beton mevzilerin ve koruganların yapımında kullanılan betonun, Fransa’ya ait Halep’te faaliyet gösteren santralden alındığına yönelik iddialar da Paris’in Zeytin Dalı Operasyonu ile ilgili olarak neden hop oturup hop kalktığının bir başka sebebini gösterir niteliktedir.

Türkiye ne çektiyse dost görünümlü işte bu ülkelerin arkasından iş çevirmesinden çekmiştir.

Yıllardan bu yana terörizme karşı verdiğimiz mücadelede yanımızda bulunmayan müttefik ülkeler, gelinen noktada aslında karşımızda olduklarını açığa çıkarmışlardır.

Özellikle ABD’nin izlediği Suriye politikası, ülkemize yönelen milli güvenlik tehditlerinin vukuu bulmasında ve etkisini artırmasında öne çıkan koşuları oluşturmuştur.

Suriye krizi başladığı günden bu yana Türkiye’ye verdiği hiçbir sözü tutmayan ABD yönetimi, IŞİD’le mücadele bahanesiyle PKK/PYD terör örgütüne hayal dahi edemeyeceği imkânları tanımıştır.

Gelinen noktada ABD’nin ana hesabı Fırat Nehri’nin doğu yakasında kalan tüm sahada ve Türkiye-Irak sınırı boyunca devam eden alanda PKK/PYD terör örgütünü nizami bir ordu olacak şekilde eğitmek, donatmak ve yapılandırmaktır.

Bu anlamda 30 bin kişilik sözde bir ordu kurulması çabasının artık gizlenmediğini biliyoruz.

ABD Savunma Bakanlığı bu hedef için 2019 yılına kadar tedavüle sokacağı bütçesinde PKK/PYD terör örgütüne eğitim ve donatım faaliyetleri için 300 milyon, “sınır güvenlik ihtiyaçları” için de 250 milyon dolar olmak üzere toplamda 550 milyon dolarlık bir kaynak ayırdığını ilan etti.

Bunu yapan ABD, diğer taraftan PKK/PYD terör örgütüne verdiği silahları geri toplayacağı yalanını defalarca kez Türkiye’ye karşı söylemekten geri durmamıştır.

Afrin’e yönelik operasyon başladığından beridir huzursuzluğunu gizlemeyen ABD’nin, Suriye ve Ortadoğu siyasetinde PKK/PYD terör örgütüne yönelik kısa vadeli olmayan hesaplarının bulunduğu gerçeği her yönüyle karşımızdadır.

Türkiye açısından elbette ok yaydan çıkmış, bıçak çoktan kemiğe dayanmıştır ve başta ABD olmak üzere müttefik görünen ülkelerin aleyhimizde yaptıkları işlerin görmezden gelinecek bir yanı kalmamıştır.

Çünkü aynı ülkelerin hepsi de PKK/PYD’ye verdikleri destek sebebiyle “dost ülke” tanımlamasının tam aksi yönünde konumlanan bir pozisyon aldıkları bizim açımızdan malumdur.

Bu saatten sonra Türkiye’nin dost-düşman ülke tanımlamasını karşı karşıya kalınan yeni şartlar gereğince yeniden yapmasının zamanı gelmiştir ve dahası bu durum bir zorunluluk halini almıştır.

İstiklal ve istikbalimizden taviz veremeyeceğimiz ortadadır.

Türkiye çok önemli bir kavşak noktasında bulunuyor ve artık eski şartların var olmadığı yeni bir döneme dair tam bağımsızlık ilkesiyle yoluna devam etmesi gerçeği ile yüzleşmek zorunda olduğunu anlamış bulunuyor.

Teröre destek veren her ülkeye, özellikle de NATO müttefiki ülkelere şimdiye kadar tanıdığımız imkânları sonlandırmamız hususunda sahada var olan gerçeklikler bizlere kesin mesaj veriyor.

İSMAİL ÖZDEMİR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.