Asikurtlar©

Adaleti Trafikte Öldürmeyin…

Adaleti Trafikte Öldürmeyin…
17 Ekim 2016 - 19:51 'de eklendi ve 4028 kez görüntülendi.

 

Kaybettiğimiz değerler bizi zorda bırakıyor. İnsanlığımızı yok ediyor. Sevgi, saygı, güven, hepsinin temelinde adalet duygusu yatıyor. Adilseniz, insanlığınızda bir sıkıntı yok demektir. Adaletli iseniz sevilir sayılırsınız. Güvenilir olursunuz. Adalet varsa diğer haklarda var, adalet yoksa diğer haklarda yok demektir. Boşuna dememişler “Adalet mülkün temelidir.” Ne yazık ki, mahkeme salonlarında duvarları süsleyen yazı olmaktan öteye geçmemiş. Dinimiz de en önemli değerlerin başında gelir adalet. Ahlak anlatılırken, ahlaki kişiliğin gelişmesi için dört temel unsurun sonuncusu adalettir; ancak diğer üç unsuru da kuşatır.

Devletlerin yönetiminde de adaletin önemi büyüktür. Bir ülkede adalet varsa, huzur vardır. İnsanca yaşam vardır. Dinimiz hepimize Cuma hutbesinin sonunda okunan Nahl suresi 90. ayetle şunları nasihat eder: “Şüphesiz ki Allah iyiliği, adaleti, akrabaya yardımı emreder. Hayasızlığı, azgınlığı ve haddi aşmayı yasaklar. O düşünüp tutasınız diye öğüt verir.” Cuma namazına giden herkes bu ayeti ezberlemiştir. Allah’ın kulu olarak bunları hayatımıza uygulamalıyız.

Yasak olan, hayasızlık, azgınlık, haddi aşmak, diz boyunu geçti. Kişisel olarak da böyle, devletlerin yönetimleri açısından da böyledir.

Demokrasi de adalet kavramına çok önem vermiştir. Mahkemelerini adalet üzerine işletmiştir. Adil olan Devlet vatandaşlarına kanunlar önünde herkese eşittir. Bu durum bizim anayasamızda da 10. maddede şöyle dile getirilmiştir: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

Adalet öyle bir şeydir ki, tamamen eşitlik adalet demek olmadığı gibi. Daha ötesinde bir şeydir. Açlıkta eşitlik hiç değildir. Bu yüzden adalet mülkün temelidir. Adalet uygulanmazsa; anarşi, kaos olur, bir adım sonrası herkesin kendi adaletini sağlayacağı düzensizliktir.

Ülkemizde birçok yönetsel konularda adalet zedelenmek de, hasar görmektedir. Bir alanda yapılan adaletsizlik diğer alanlara da yansıyor. Böylece hak, hukuk, rahmetli oluyor. Hak, hukuk ortadan kalkınca adalet yok oluyor. Adalet mülkün temeli olmaktan çıkınca o devlet, devlet olmaktan çıkıyor.

Aynen ülkemizde son zamanlarda hemen her alanda yaşanan adaletsizlik, ülkede karmaşaya, kanunlara karşı olmayı, vatandaşların Devletine karşı menfi düşünmesine sebep oluyor.

Eğer bir ülkede trafik kuralları mahkemelerde zenginden yana, parası olandan yana yorumlanıyorsa, adalet trafikte ‘kaza’ adı altında eziliyor demektir. Örnek mi? İşte mahkeme salonlarından rüzgar gibi geçen Rüzgar Çetin olayı ve “Milletin amk. koyarım.” diyen Mehmet Cengiz’in oğlu Ahmet’in olayı…

İkinci olayda ölen şahıs kusurlu bulunuyor, dikkatli motor kullanmadığı için, suçlu bulunuyor. Arkadan motorlu şahsı ezen zat, dikkatsiz araba kullanmaktan suçsuz bulunuyor. İşte o zaman insanın aklına; “Bu nasıl adalet?” sorusu geliyor. Herkes eşittir, parası olanlar biraz daha eşittir mantığımı uygulanıyor?

“Dördüncü Halife Hz. Ali devletin başı olduğu bir zamanda zırhını düşürür. Bir Yahudi o zıhı bulur ve kimseler söylemeden alır. Bir gün Hz. ALİ zırhını Yahudi’nin elinde görür ve zırhın kendinin olduğunu söyler, kendine vermesini ister. Yahudi zırhın kendisinin olduğunu söyler ve geri vermez.

Bunun üzerine Hz. Ali mahkemeye gitmeyi teklif eder. Mahkemeye çıktıklarında Kadı Şüreyh Hz. Ali’ye sorar: “Ya Ali, bu zırhın senin olduğuna şahidin var mıdır?”
Bunun üzerine Hz. Ali bu zırhın kendisinin olduğuna şahitlerinin olduğunu ve bunların birinin oğlu Hasan ve diğerinin de hizmetkarı Kanber olduğunu söyler. Kadı Şüreyh cevap verir:
“Oğlun ve hizmetçin senin yakınındır. Senin hakkında şahitlikleri geçerli değildir. Başka şahidin var mı?”
Hazreti Ali başka şahidinin olmadığını söyler. Bunun üzerine Hazreti Ali zırhın kendisinin olduğunu ispat edemez ve davayı kaybeder.”
Müslümanların halifesi, Müslüman diyarında, Müslüman mahkemesinde bir Yahudi’ye karşı açtığı davayı kaybeder. Bu adaleti gören Yahudi Müslüman olur.
Dinimizde, din, dil, ırk ayrımı yapılmadan mahkeme önünde eşitlik esası vardır. Bizim anayasamızda: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” der. Parası olan parası olmayandan üstündür deme hakkı kimseye tanınmamıştır. Kaldı ki Türk Milleti geçmişte adaleti dağıtan ve sağlayan bir milleti. Her zaman haklı olanın yanında durdu, güçlü olanın değil.

Şimdi bir müteahhitten ve film yönetmeni olan zattan çocuklarımız suçlu deme cesaretini göstermelerini beklemiyoruz. Adaletin parayla dağıtılmasına izin vermeyebilirler. Çocuklarımızda olsa kanun neyse o, şeriatın kestiği parmak acımaz demeleri gerekirdi. Bu millet itibarın paraya ölçülmediğini anlar hiç kimse, “Adalet nerde?” birbirine sormaz, isyan etmezdi.
Devletin görevi adaleti sağlamak ve öncesinde Devletin temeline oturtmaktır. Çünkü hem dini anlamda hem de milli manada “Adalet mülkün temelidir”
Sağlıcakla kalın!

Fikri Atılbaz

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER