SON DAKİKA

SEKTER GİT AHMET HAKAN

Gündem Yazıları

Abdullah Gül’ün Cesaret Hapı Ve Harekete Geçme Gazı

Bu haber 06 Ocak 2018 - 11:58 'de eklendi ve 3.185 kez görüntülendi.

Türkiye’de Abdullah Gül dendiği vakit hep İngiltere akla geliyor. Abdullah Gül ne zaman Türkiye’de bir hareketliliğe soyunsa “İngiltere’den mesajı aldı” şeklinde yorumlar yapılır. Abdullah Gül’ün İngiltere’nin Exeter Üniversitesi’nde okuması, İngiltere Kraliçesinin 2008 yılında ona “Büyük Şövalye Nişanı” takması ve 2010 yılında yine ona eliyle “Chatham House” ödülünü vermesi, sürekli İngiltere’ye gidip gelmesi bu iddiaları güçlendirmektedir.

Abdullah Gül’ün bugüne kadar milli hiçbir konuda duruşu, düşüncesi görülmemiştir. Gerek başbakanlığı, gerekse Cumhurbaşkanlığı döneminde bir tane numune bile göstermek mümkün değildir.

Ermeni, PKK ve Kıbrıs açılımı başta olmak üzere tüm açılımlarda hangi duruşu sergilediği arşivlerde bulunmaktadır. Yaptığı her davranışının İngiltere’de memnuniyet yaratması bu dostluğun çimentosu durumundadır.

Uzun zamandır sessiz olan Abdullah Gül, KHK eleştirisiyle ortaya çıktı.

Abdullah Gül’ün CHP, HDP, FETÖ ağzıyla “KHK’nın yazımındaki hukuk diliyle bağdaşmayan muğlaklık, hukuk devleti anlayışı açısından kaygı vericidir.” Açıklamasını yapması, Abdullah Gül’ü yine gündeme taşımıştır.

Milli meselelerde ağzını açmayıp, KHK konusunda “kaygı” mesajları vermesi CHP, HDP, FETÖ gibi gayrı milli unsurlardan destek almasını sağlamıştır.

PKK’nın siyasi taşeronu HDP’nin milletvekili Garo Paylan’ın

“Bu girdaptan çıkarmayı vaadeden herkesle çalışmalıyız. Abdullah Gül’ün de sorumluluk alması gerekir, Abdullah Gül’e de ihtiyaç var” açıklaması ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a cevap verirken, Abdulllah Gül ile beraber Bülent Arınç’ı da “Bay Kemal’in kayığına birlikte yola çıktığı arkadaşlarının bindiğini itham ediyor. Keşke binseler.” Şeklinde savunması ve onları kayığa davet etmesi Abdullah Gül’ün Türkiye’de kimleri mutlu ettiğinin de belgesidir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun aylar önce katıldığı bir televizyon programında onu “Kendisine her zaman saygım var. 8 ay önce falan görüştük, ülkenin durumu hakkında konuştuk. Abdullah Gül büyük ölçüde tarafsız bir Cumhurbaşkanlığı yürüttü. Bizler nasıl ülkenin sorunlarıyla ilgili kaygılarımızı dile getiriyorsak sayın Gül de getiriyor.” cümleleriyle tarif etmesi, Abdullah Gül’ün artık AKP’ye değil, CHP zihniyetine yakın olduğunu göstermektedir.

15 Temmuz’da FETÖ’ye karşı direniş gösteren, canını ortaya koyan sivil vatandaşların hukuki olarak güvence altına alınması, terör örgütlerinin uzantılarını, tüm terör örgütlerinin sesi CHP’yi rahatsız etmiştir de, Abdullah Gül’e ne olmuştur?

Gerçi Abdullah Gül hangi gün milletin yanında yer almış ki,FETÖ konusunda milletin yanında yer alsın?

Geçmişte “Kürt sorunu konusunda güzel şeyler olacak” diyerek PKK açılımının işaret fişeğini atan Abdullah Gül, PKK açılımı konusunda göremediği “muğlaklık, hukuk devleti anlayışı açısından kaygı verici” hali neden FETÖ’ye karşı mücadele eden insanların hukuki olarak güvence altına alınmasında görmektedir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Abdullah Gül’e yönelik “İnsanlar sokakta birbirlerinin kafasına sıkarmış, iç savaş çıkarmış, militarist bir toplum ve devlet yaratılıyormuş. 11. Cumhurbaşkanı Gül de hukuk devleti açısından muğlak ve kaygı verici buluyormuş. Ben de vehme kapılmış bu zihniyetleri endişeyle takip ediyorum. 15 Temmuz’da devletin bekası için millete tarihi bir görev düşmüştür. Ve bu görev icra edilmişken, sonucu itibariyle gelecek yıllarda doğabilecek risk, tehlike ve cezai sorumluluğun önceden bertaraf edilmesi milli şuur ve ruhun kaçınılmaz icabıdır.” Şeklindeki tepkisi de bu yüzdendir.

Abdullah Gül’ün KHK açıklamasından sonra 2019 için “ortak aday” olarak konuşulması da bir plan dahilinde hareket edildiğini göstermektedir. “Hayır Cephesi” Abdullah Gül’ün KHK açıklamasında adeta boncuk bulmuştur. Abdullah Gül artık “Hayır Cephesinin” parlayan yıldızıdır. Zaten Abdullah Gül 16 Nisan referandumunda oyunu “Hayır” olarak verdiği de güçlü ihtimaldir.

Abdullah Gül İngiltere’nin işareti, Hayır Cephesinin gazıyla nereye kadar gider onu bilmiyoruz. Ama Abdullah Gül’ün bu milletin adamı olmadığı dün de belliydi, bugünde bellidir.

Abdullah Gül AKP’nin iç meselesinden ziyade Türkiye meselesidir.

AKP geçmişteki ihanetlerinden sıyrılmaya çalışırken, Recep Tayyip Erdoğan milli konularda daha duyarlı olmaya çabalarken, Abdullah Gül’ün duruşu ve son KHK çıkışı düşmanlara uzatılan el olmuştur. Abdullah Gül dün ne ise, bugünde aynı çizgisini sürdürmektedir. Sinsi beklentiler, sinsi hamleler onun siyaset felsefesi olmuştur.

Abdullah Gül, son açıklamalarıyla partisi AKP ile de arasını açmıştır. Artık o CHP’nin, HDP’nin “Abdullah Gül’e de ihtiyaç var” şeklinde gazladığı kişidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan bile ilk defa bu kadar açıktan ve ağır bir şekilde onu eleştirmiştir. Ama asıl ilginç olan Abdullah Gül’ün ilk defa diklenir profili vermesidir. Cesaret hapını İngiltere’den, harekete geçirme gazını “Hayır cephesinden” aldığını tahmin ediyoruz.

Yıldıray Çiçek

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.