SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

ABD’NİN 12 EYLÜL-TÜRKİYE İŞGALİ

Bu haber 15 Eylül 2009 - 3:34 'de eklendi ve 22 kez görüntülendi.

ABD’NİN 12 EYLÜL-TÜRKİYE İŞGALİ BOP’CULARLA DEVAM ETMEKTEDİR

Kendisine ısrarla yaşadıklarını yazmasını söylediğim bir büyüğümüzün anlattıkları, 12 Eylül gerçeğinin yeni nesillere anlatılması bakımından çok önemlidir. Kaç zamandır yazmaya fırsat olmadı, nasip bu güne imiş.

***

 

12 Eylülde 5’li çete, kurtarmak iddiası ile geldikleri memleketin ırzına önce kendileri geçtiler.

Bana 12 Eylül’ü de yaz abi, neden yazmıyorsun diyenlere; Ben yazarsam işte böyle bir cümleyle başlarım, diye lafa giriyor değerli S. abimiz.

… Düşünün bir kere, isnat edilen suçlar var ve o suçların işlendiği tarihlerde cezaevindesiniz. Bunu ispat etmeniz 5 yılda ancak mümkün olabiliyor ve gençliğinizden giden bu 5 yılın hiçbir şekilde telafisi mümkün değilse, ben 12 Eylülün nesini yazayım?

Bizzat yaşadıklarımızdan bir kesit anlatayım da 12 Eylülcülerin zeka seviyesini daha iyi anlayalım.

… İhtilal ağırlığını hemen hissettirmeye başlamıştı. Arkadaşlarımın ve ileri gelen solcuların neredeyse tamamını toplamışlar. Sıranın bana da geleceğini hissediyorum. Fakat içim rahat. Suçlayabilecekleri en fazla üç beş basit kavga ve kitap-dergi dağıtımı. Ondan da çabuk yırtarız nasıl olsa.

…Hastaneden çıkalı 1 hafta olmuş, evde naz yapıyoruz. Gelen giden arkadaşlarla da “şehit olmadıysak da gaziyiz artık” şeklinde mavra yapıyoruz. İhtilal filan umurumuzda değil. İçimiz rahat yani. “Devletin polisi jandarması görevini yapmadığı için vatan müdafaasını bir süreliğine Türk gençliği (Ülkücü Hareket) yaptı, nihayet devletin resmi görevlileri görevlerini hatırladılar” diye düşünüyoruz. Gerçi bildirilerde ihtilalın başının biz ülkücüler hakkında da “Terörist” diye söz etmesi bizi endişelendiriyor ama sonra “Yok ya, Türk ordusu içinde böyle hain biri olamaz, çok tepki olmaması için öyle konuşuyordur” filan deyip içimizi soğutuyoruz.

…İlk gün alınan bir ülkücü öğretmen sorgusunda, işkenceye tahammül gösterip sorulara hep “bilmiyorum” diye cevap vermiş. Bilse söyleyecek, fakat bir şey bilmiyorki. Hiç birimiz bilmiyoruz. Çünkü ilçemizde, bir ülküdaşımızın şehit edilmesi dışında vuku bulan en büyük olay, bir solcunun arabasının kundaklanması ve yumruk yumruğa rutin kavgalar. Bir de benim yaralanmam. Hepsi bu. Öğretmenden böyle sonuç alamayacaklarını anlayanlar, yaşlı babasını getirip gözünün önünde tokatlamışlar, öğretmen de her şeyi kabul etmiş. İsim ver diye zorladıklarında da “Ocak başkanı dayanıklıdır, hem de o tarihlerde içerdeydi, nasıl olsa yırtar diye düşünüp benim ismimi vermiş, her şeyi birlikte yaptık diyerek.”

…Benim 5 yıl sürecek maceram da böyle başladı işte.

… Askıya aldıklarında canım öyle acıdı ki. Yanan canım mıydı, yoksa yüreğim mi bilmiyorum. Uğruna her şeyimizi feda etmeye hazır olduğumuz devletimiz, işlemediğimiz suçları kabul ettirmek için askıya alıyor. O an, devlet mi aciz, yoksa bu biçare mi diye düşünmeden edemiyorsunuz tabi.

… Askının sanırım 2. Günü idi. Her tarafım uyuşuk olduğundan artık acı filan hissetmiyordum. Boyumun da epey uzadığını hissediyordum. Uyuyor muyum baygın mıyım farkında değilim. Askıdan indirilip düz bir yere yatırdılar. Ayaklarımdan başıma doğru kan akışını hissediyorum. Artık dik değil düz yatıyorum. Kan, vücuduma normal dağılmaya başlayınca uyuşukluk geçmeye başladı fakat bu sefer de ağrıları hissetmeye başladım. Eklem yerlerimi sanki doğruyorlar.

“Türkeş nerede?” diye bağırıyor ya birisi kulağımın dibinde, hala kendime gelemedim.

Birkaç kere aynı soru sorulunca kafamı zorla kaldırıp “Bana mı soruyorsun” dedim.

“Ulan senden benden başka kim var burada, sen biliyormuşsun, söyle Türkeş nerede?”

O anda Beni bir gülme krizi tuttu, hayatımda hiç böyle güldüğümü hatırlamıyorum. Tekme tokat, yumruk.. Hissetmiyorum bile. Sadece gülüyorum.

Koskoca devlet, Türk dünyasının başbuğunun nerede olduğunu, Anadolu’nun ücra bir kasabasındaki bu garibana soruyor.

İşte bu, 5’li çetenin Türk devletini düşürdüğü acizlik.

 

***

 

12 Eylül, Amerika’nın askerlerini yollamadan Türkiye’yi işgal etmesidir.

12 Eylül, Türk Milliyetçilerinin iktidarını engellemek için yapılmıştır. Herkesin sandığı gibi terörü önlemek için değil. Çünkü 12 Eylül’de mağdur olanların sayısı, terörde mağdur olanların sayısından çok fazladır.

12 Eylül’den sonra tek başına iktidar olanlar gerçekte ABD’nin eyalet valileridir.

***

İşte o yüzden Kenan Evren hastaneye her kaldırıldığında onun için dua ediyorum. Biliyorum öte yandakiler de sabırsızlıkla Kenan Evren’i bekliyorlar. Fakat bu tarafta da onun etinin liğme liğme dökülmesini, iliklerinin ve gözlerinin kurumasını, kulağına sinek kaçan firavun gibi kafasını duvara vura vura ölmesini isteyen o kadar çok ki.

Hep dua ediyorum “Allah’ım Kenan Evren’i bize bağışla, onu bu kadar kolay yollama öte yana” diye.

 

***

 

12 Eylülü ben yazsaydım bundan daha güzel anlatamazdım.

Kimileri 28 Şubatı “memlekete sahip çıkma harekâtı” zanneder. Hâlbuki 28 Şubat, 60 milyar doların el değiştirmesi içindi. 28 Şubatı yapanların, o gün alaşağı etmek istediklerinin yanında bugün danışman sıfatıyla yer almaları sizi uyandırmaya yetmiyorsa, 12 Eylül’de de koskoca bir memleketin el değiştirdiğinin farkına varmazsınız.

ABD 12 Eylül’de Türkiye’yi işgal etti. BOP’cular vasıtasıyla bu işgal devam etmektedir.

AKP, Obama’nın talimatlarını o yüzden harfiyen yerine getirmektedir. Tıpkı ANAP’ın Bush’un talimatlarını hiç sektirmediği gibi.

12 Eylülcüleri lanetle anarken başbuğumuzu da bir kez daha rahmetle analım.

Evet “En kötü hukuk sistemi bile, en iyi ihtilaldan daha iyidir.”

 

 

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.