Asikurtlar©

ABD’den yansıyanlar

ABD’den yansıyanlar
01 Nisan 2016 - 9:36 'de eklendi ve 4075 kez görüntülendi.

 

 

İktidar sahiplerinin zihniyetine göre, AKP öncesinde bu ülkede doğru olan, iyi olan hiçbir şey yoktu. Devleti yönetenlerin tamamı kötü ve yanlış insanlardı. Bütün icraatlar hatalıydı. Milli eğitimden yargıya, Üniversitelerden Ordu’ya kadar ülkenin temeli olan bütün kurumlar ve devlet işleyişi yanlıştı. Üniter yapı, milli devlet, laik düzen uydurmadır ve mutlaka yıkılmalıydı. Kimsenin aklına da, “bunlar yanlışsa 93 yıldır bu ülke nasıl ayakta kaldı? Bu millet nasıl birbirini kucakladı? Bunları tartışmaya açmanızdan sonra ayrışmanın hızlanması, ülkenin bir bölünme eşiğine gelmesi, bütün söylediklerinizin yanlış ve kasıtlı olduğunun belgesi değil midir? Bunları yıkıp yerine ne koyacaksınız? Eğer her şey hatalıysa sizler nereden, hangi okullardan yetiştiniz? Bu devletin imkanlarıyla işgal ettiğiniz yerlere gelmediniz de, gökten zembille mi indiniz?” diye sormak gelmedi. Tam tersine yanaşma ve beslemeler, sırf bulundukları konumları korumak ve elde ettikleri menfaati devam ettirmek için gözgöre göre bu yanlışlara ortak oldular. Hatta savunur gibi görünüp, yıkıma destek verdiler.

5 BİN YILLIK GEÇMİŞ

İktidarın her şeyi kendi dönemleriyle başlatma güdüklüğü, bugün artık çok trajikomik sonuçlarla büyük kayıplar vermemize sebep oluyor. Türkiye Cumhuriyeti 93 yıllık bir devlet. Bu devlet, 5 yıllık geçmişin, bu topraklar üzerinde bin yıllık medeniyetin özü ve özetidir. Gelenekleri, öncelikleri, kabulleri, kırmızıçizgileri vardır. Ağırlığı, ciddiyeti, saygınlığı ve etkinliği tartışılmazdır. Bu özellikler, duruma göre vaziyet almayı, nabza göre şerbet vermeyi, dönüşmenin zirvelerinde dolaşmayı siyaset ve ülke yönetmek zannedenler için bir anlam ifade etmeyebilir, ancak bugün hala gittikleri yerde azda olsa bir itibar görüyorlarsa, zerre kadar da olsa ciddiye alınıyorlarsa bu sayededir.

GÜÇLÜ ORDUNUN ÖNEMİ
Unutmayalım ki, bunlar ülkenin varlığının ve birliğinin teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetlerini neredeyse topyekün terörist ilan edip, yok etmek için kurulan kumpasların içinde yer aldılar. Açılan kumpas davalarının savcısı oldular.Eğer bir ülke ayakta kalacaksa, eğer bir ülkenin itibarı, saygınlığı ve ciddiyeti olacaksa, bunun ancak güçlü bir orduyla mümkün olabileceğini ya bilmiyorlardı veya unuttular.Nitekim, kahraman komutanların hapishanelere doldurulması ile Türkiye’nin tarihindeki en zor, en karanlık, en itibarsız dönemini yaşamasının ve kendi itiraflarıyla etrafımızın bir ateş çemberine alınmasının aynı döneme rast gelmesi asla bir tesadüf değildir. Terörün zirve yapması ve azgınlaşmasını ve ülkenin bir bölgesinden gelen iç savaş görüntüleri de yine aynı dönemin ağır sonucudur.

DİPLOMASİNİN İÇİ BOŞALTILDI
Aynı durumu, aynı güdük zihniyetin acı yansımalarını diplomaside de görüyoruz. Diplomasi, özelliği ve önceliği olan bir ilim ve hayati bir kurum olduğu kadar, dünya siyasetinin temelidir. Bu kurum binlerce yılın birikimiyle şekilleniyor. Diplomatlık dünyanın en saygın mesleği, diplomasi en ciddi işidir. Ancak, gelin görün ki AKP’nin güdük zihniyeti, bu kurumun da içini boşalttı. Tecrübeli, eğitimli, bilinen ve tanınan diplomatlar, “monşer” denilerek aşağılanıp itibarsızlaştırılırken, yerlerini nereden geldiği, neyi hedeflediği belli olmayan, çapsız, ön yargılı, yeteneksiz, eğitimsiz danışmanlar aldı. Böyle güdük zihniyetin etkin olduğu bir kurumdan, hayırlı ve doğru bir sonucun çıkması eşyanın tabiatına aykırıdır. Zaten sonuç ortada. Tıpkı içeride olduğu gibi dışarıda da tarihin en zor dönemini yaşıyoruz. Ne acıdır ki, ülkemiz üçüncü sınıf Ortadoğu ülkeleri kadar bile itibar ve saygınlık göremiyor.

VAHAMET
AKP’nin güdük zihniyetinin, ön yargılarının, ülkenin temeli olan kurumlarla hesaplaşma çabalarının ve her şeyi kendileriyle başlatma vahametinin nelere mal olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devam etmekte olan ABD ziyareti sırasında bir defa daha içimiz sızlayarak gördük. Uçağın Wasihgton’a inişiyle birlikte, içimizi yakan gelişmelere şahit olduk. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanını bu şekilde mi karşılanır; böyle muamelelere mi muhatap olur? Ne karşılama tiyatrosu, ne protesto girişimi ve bastırma şekli hiçbir ölçüye uymamaktadır.

ZİYARETİN AYRINTILARI
Ziyaretin ayrıntılarında da durum farklı değildir. Ankara’da söylenen herşeyin Washington’da tersine döndüğünü hayretle ve büyük bir tedirginlikle izliyoruz. Röportaj verilen televizyon kanallarını ve spikerleri, konuşma yapılan düşünce kuruluşlarını bir kenara bırakıyoruz. ABD Dışişleri Bakanının yapılan kısa görüşmeye, yanına kısa süre önce PYD ile resmi temaslar yaptığı ve PKK’lı-yeni PYD’li bir teröristten plaket aldığı için Türkiye’den çok sert tepki alan BrettMcGurk alarak gelmesini neyle ve hangi ölçüyle izah edeceğiz? Siz bir gün öncesinde bütün söylediklerinizi bir anda tersine çevirir ve “PYD için ABD ile küsecek değiliz” derseniz, zaten daha en başka kaybetmişsinizdir.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER