SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

7 Eylül 1961’De Hindistan’dan Gelen Mektup

Bu haber 20 Eylül 2013 - 9:14 'de eklendi ve 29 kez görüntülendi.

Fadime Nuran Boztoprak

“Orgeneralim,

Size asla yazmak niyetinde değil idim. Fakat bugün memleketin yüksek menfaatleri bakımından bazı hususların dikkatinize sunulması zaruri oldu. Şöyle ki:

Yüksek Adalet Divanı birkaç güne kadar eski iktidar mensupları hakkında hükmünü verecektir. Adaletin hükmüne müdahale etmemek ve daima hürmetkâr bulunmak şarttır. Ancak, hükümlerin infazı yurtta mevcut durumun nezaketi göz önüne getirilince ayrıca incelenmeye değer görülmüştür.

Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği cezalar içinde idam hükümleri mevcut bulunduğu takdirde bunların tadil edilerek hafifletilmek cihetine gidilmesi çok faydalı olacaktır. Çünkü:

a) İdam cezalarını infazı 13 Kasım’dan beri atılan çok hatalı adımlar dolayısı ile memlekette meydana gelmiş olan huzursuzluğu daha çok artıracaktır.

b) Ölüm cezalarının infazı, yurt dışında Milletimiz ve Devletimiz aleyhinde tepkilere yol açacaktır.

c) Ölüm cezalarının infazı halinde; Milletimizi bölen kin ve garaz duyguları şiddetlenecek ve 27 Mayıs’ın amacı olan Milli Birlik ruhunun geliştirilmesi güçleşecektir.

ç) Yukarıda sıralanan mahzurlarına karşılık, cezaların infazı ile memlekete sağlanacak hiçbir fayda yoktur.

Esasen siyasi suçlardan dolayı, ölüm cezaları verilmesi, bugünün insanlık duygularına uymamaktadır.

Buraya kadar sıralanan mütalaalara ilaveten, hukuk bakımından da şu hususların incelenmesi lüzumludur.

1) Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği idam kararlarının nihai incelemesi, bununla ilgili kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tek meşru yasama organı bulunan 27 Mayıs Milli Birlik Komitesi’ ne ait idi.

2) Bugün ise, yasama organı yalnız başına 13 Kasım komitesi değil, Temsilciler Meclisi ile birlikte komiteden meydana gelen Kurucu Meclis’tir.

3) Türk Anayasasına göre, idam hükümlerinin nihai incelenmesi, yasama organlarına aittir. Şu halde, bugün Yüksek Divanın vereceği idam kararlarının yalnız 13 Kasım Komitesi’nce incelenmesi hukuki ve meşru olamaz.

Aksi halde, millet ve tarih önünde sorumlu olacağınızı hatırlatırım.

Saygılarımla.

Alparslan TÜRKEŞ – Yeni Delhi /HİNDİSTAN – 7 Eylül 1961”

Şimdi soracaksınız bana: “Nereden çıktı bu mektup?” diye. Bildiğiniz gibi bizim milletimiz dizilere çok meraklı. Hayatı dizilerden öğrendiğimiz gibi tarihimizi de dizilerden öğrenmeye çalışan bir milletiz.

Bu sezon salı günleri Atv ekranlarında bir dizi başladı: Ben Onu Çok Sevdim

Merhum Adnan Menderes’i anlatan bir dizi. Malumunuz üzere Adnan Menderes maalesef ki idam edilen değerli isimlerimizden biri. İdamı yönünde birçok tartışmalar o gün yapıldığı gibi bugün de tekrar bu diziyle filizlenmiş oldu. Ve yalan yanlış sözler sarf edilmeye başladı.

Bu yüzden yeni nesilimize bir şeyleri doğru anlatabilmek için bu yazıyı kaleme aldım. Evet; ben de o günleri gören, yaşayan biri değilim; ama okumam, yazmam var çok şükür. O günlerde yaşamak gerçekten çok zormuş. Fakat asıl zor olan sevdiğiniz birine iftiralar atılmasıdır. Bu da insanı çok yaralar. Benim de yaralandığım nokta Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e yönelik iftiralardır. Adı üstünde iftira; lakin bunu tek tek anlatmadıkça hiç kimse hiç bir şeye inanmıyor. Bu yüzden yukarıdaki mektubu sizlerle paylaşmak istedim. Yukarıdaki mektup Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in Cemal Gürsel’e yazdığı mektuptur. Adnan Menderes bildiğiniz üzere 17 Eylül 1961’de İmralı-Bursa’da idam edildi. Bu mektup ise 7 Eylül 1961’de Yeni Delhi-Hindistan’dan gönderildi. Başbuğumuz Bu mektubuyla aslında birçok şeyi anlatıyor. İdam kararının yanlış olduğunu bizzat söylüyor. Fakat bunu görmezden gelen gafiller Başbuğumuza sürekli iftira atıp duruyorlar. “Menderes’in idamında Türkeş’in de parmağı var.” deyip duruyorlar.

Yukarıdaki mektup bu idamın olmaması için buna mani olmak için Başbuğumuzun elinden geleni yaptığının bir göstergesidir, aslında. Fakat kendisi de sürgünde olduğu için yapacak hiçbir şeyi yoktur. Bu mektubu bilenler suçunu bastırmaya çalışmıştır gibi ifadeler kullanarak 27 Mayıs Darbesinin Başbuğumuzda bıraktığı iz olarak görmekteler.

Alparslan Türkeş hepimizin bildiği üzere 27 Mayıs’ın sözcüsüydü. O dönemde kendisi Genelkurmay’da bir Kurmay Albaydı. Milli Birlik Komitesi’nin amaçlarına ve ileriye yönelik hedeflerine inanıyordu. 38 kişilik bir komiteydi bu. Lakin 27 Mayıs’ın ardından iç planlar ortaya çıkmış, 13 Kasım 1960’da Başbuğ Türkeş’in de aralarında olduğu 14 isim komiteden çıkartılarak sürgün edilmişlerdi. Bu da 27 Mayıs’ın Türkeş için ihtilal olmadığının göstergesidir. Zaten kendisi de hiçbir zaman 27 Mayıs’ı ihtilal olarak nitelendirmemiştir, darbe olarak görmemiştir. 27 Mayıs onun için, ülkesi için büyük bir adımdır. Hatta bunun için birçok projeleri de vardı. Ama hain planlar 27 Mayıs’ın ardından gelmiş ve bir an önce saf dışı bırakmak için sürgün edilmiştir.

Uzunca anlatmak isterdim fakat biliyorum ki bu tür köşe yazıları sonuna kadar okunmuyor maalesef. O yüzden meselenin özünü vermek istedim. Bu diziyle beraber Başbuğ Alparaslan Türkeş’e yönelik iftiralar tekrar başladığı için bunları dile getirmek istedim.

Diğer bir yönden diziye yönelik benim de bazı eleştirilerim olacak elbette. Zaten Adnan Menderes’in hayatını okuduğum zaman da bazı yönlerini çok eleştirmiştim. Bu diziyle beraber tekrar o duygularıma geri döndüm. Adnan Menderes de sonuç da insan, diyerek bazı zafiyetlerini görmezden gelemeyiz. Bugün tıpkı magazin haberlerine kızdığımız gibi millete mal olmuş insanların örnek tavırlar sergilemesi gerektiğine inanıyorum. Millete mal olmasa da aile kavramına saygıdan ötürü bunun yapılması gerektiğine candan inanıyorum. Evli bir erkeğin başka bir bayanla gizli aşk yaşaması gerçekten çok acı. Bir bayan olarak bunu ne sebeple olursa olsun hiçbir şekilde normal göremem. Bu dizide de Adnan Menderes’in tamamen bu yönü üzerine gidiliyor. Dizinin daha çok başlarında olmasına rağmen bu yönüyle Adnan Menderes’in anlatılmasını pek hoş bulduğumu söyleyemem açıkçası. Umarım diğer bölümlerde siyasi tarihimiz açısından değerli bilgiler de edinecek bir senaryoyla karşımıza çıkar ve Adnan Menderes’in bu yasak aşkını unutabiliriz.

Saygılar…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.