Asikurtlar©

5 Yılda 1 Köyden 5.000 Köye PKK!..

5 Yılda 1 Köyden 5.000 Köye PKK!..
27 Haziran 2016 - 15:02 'de eklendi ve 4167 kez görüntülendi.

 

 

 

1789 Fransız İhtilali itibariyle Avrupa’da mülkiyet ve miras hakkından yoksun nüfusun genel nüfusa oranı % 80’dir.
Türkiye’de ise Osmanlı miri arazi sistemi ve şeri hukuk böyle bir sınıflaşmaya izin vermemiştir.
Türkiye’de Marksizm gibi iktisat tabanlı ideolojileri taşıyacak hukuksal sınıflar teşekkül etmediği için “devrimci” solun 68 sonrasındaki “ayaklanma” hamlesi, Türkiye’deki etnik grupları hareketlendirmiştir.
Marksist Kürtçülüğün Ermenistan’la ve arkasındaki Rusya’yla buluşma noktası burasıdır.
Marksistler Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı Sırbistan, Yunanistan, Kıbrıs Rum yönetimi ve Bulgaristan ile de benzer ilişkiler kurmuşlardır.

Bugün de 1820’lerden, Robert Kolej hamlesinden beri Türkiye’nin Gregoryen Ermenilerinden Protestan bir “dost azınlık” yaratmak isteyen ABD, ideolojik Kürtleri PKK eliyle Ermenileştirmek üzere devrededir.
Solun ihanete doğru savrulduğu bu noktada dün bilhassa Ülkücülerin bugün de güvenlik güçlerinin bölücü kurşunlara hedef olması bir sürpriz değildir.
Burada garip olan durum, sosyal demokratların ve demokratik solcuların, Türk Milliyetçiliğine karşı yapılan “faşist” propagandasına aldanarak bu ihanete prim vermesidir.
Merkez sağın AB ve ABD ile iktidara gelip, gerçeklerle tanıştıkça “Liberal’den Otoritere” doğru kaymasının sebebi de budur.

Türkiye’de Milliyetçilikle meselesi olan Enternasyonal Sol ve Evrensel İslam, mensupları uyanıp da “yeter” diyene kadar, hep etnik çözülmeye hizmet etmiştir.
Düşünce kuruluşlarıyla ve yüz yıllık planlarla çalışan batı intelijensiyası karşısında cehalet kol gezmekte, hükumetlerin ideolojik ataleti yüzünden Marksist terör, her gün can almaktadır.
Marksist bir terör örgütü “ihtilal” teorisine göre kurulur.
İç İşleri Bakanlığında, Üniversitelerde, Harp Akademilerinde bu tür örgütlerin kuruluş ve çalışma yöntemlerini bilen uzmanlar, hocalar vardır.

Bu ülkede en az zayiatla en iyi güvenliğin sağlanması için maaş alan sorumlular vardır.
40 yıldır terörün kökünü kazıyamayan bu yetkililer de verilen her zayiattan en az AKP kadar sorumludur.
İhtilaller, dünyanın her yerinde üç aşamada gerçekleşirler. Birinci aşama örgütlenme ve propaganda aşamasıdır. Sonra eylem aşaması gelir, ondan sonra başarı sağlanırsa inkılap…

PKK terörü, Kürt ulusal devriminin propaganda aşamasıydı. Bizim İnkılap uzmanı güvenlikçiler PKK’yı iç siyasette nasıl kullanalım diye ince ince düşünürken işin bu kısmını atlamış olmalıdırlar.
Bir musibetin tanımını gönlünüze göre yaparak ondan kurtulamazsınız.
AKP’yle birlikte PKK isyan hareketinin askeri güç-siyasi güç ekipleri arasında rol değişimi yaşandı.
90’larda PKK’nın hedefi, taban tutmak, siyasallaşmaktı. Her ne kadar HEP, HADEP, gibi marjinal partiler var idiyse de bunlar PKK ile aralarında hiyerarşik bir bağ, açıktan işbirliği görüntüsü veremiyorlardı.
Açık kitlesel desteği yurt içinde bulması mümkün olmayan PKK, 1978’den 2002’ye kadar 24 yıl boyunca Türkiye’den devşirdiği insanlarla Kuzey Irak’ta sadece bir “mülteci” köyü kurma başarısını gösterebilmişken bugün çoğu Dohuk’ta olmak üzere 658 köye hükmetmektedir.

25 Kasım 2006’da 50 Köye hükmettiği istihbar edilen PKK’nın, “Çözüm süreci”nden sonra 16 Aralık 2015’te 515 Köye, 13 Nisan 2016’da ise 658 Köye hükmettiği Barzani yönetimince duyurulmuştur.
Bu rakamlar, Kuzey Suriye’deki kantonların her birinde yer alması muhtemel 1.000 köye nazaran küçük rakamlardır.
Aynı dönemde HDP’li Belediyelerin halkı PKK denetimine doğru taşıdığını düşünürsek, sınırlarımız içindeki binlerce köyün de PKK’nın gıyabi tehdit ve siyasi iradeye etki edecek derecede egemenlik alanı içinde kaldığını rahatça söyleyebiliriz.

2010’a kadar Türkiye’den taşıdığı insanlarla kurduğu “Bir” çakma köyde “BM’yi çağırırım ha!..” diyerek taban tutmuş devrimci rolü oynayan PKK’nın, AKP’nin “5 barış” yılında hakimiyet alanını, “Binlerce” köye kadar genişletmiş olması AKP hükümetlerinin en büyük utancıdır.

AKP, hatalı terörle mücadele politikası sonucunda, bölge halkının yurt çapında % 60’ının PKK-HDP bütünleşmesini kabullenmesine fırsat vermiştir.

Bugün artık PKK’nın hedefi, HDP ile elde edilen siyasi umudu, siyasi sonuca çevirmektir.
Bu umut tükenmedikçe terör bitmeyecektir.
Ayrıca bu süreçte HDP’de siyaset yapan herkes, cezalandırılma tehdidi altına girerek umudunu PKK’nın “kan dökerek bezginlik yaratma” kabiliyetine bağlamıştır.

Bu sarmaldan bir demokrasi veya barış çıkmayacağı ortadadır.
Ortada vazgeçmenin kaybetmek anlamına geldiği “sol elitist bir etnik ayaklanma” vardır.
Demirtaş ve avenesinin körü körüne meydan okuması bundandır.
HDP artık dönüşü olmayan yoldadır.
Şimdi bütün muhtarlara uygun bir eğitim verilerek “rütbe takılmalı”dır!..
Köy köy rehabilitasyon yapılarak halk yeniden kazanılmalıdır.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER