SON DAKİKA

Geri dönüş yok

KÖŞE YAZILARI

Ülkücü Hiç Olamazlar!

Gündem Yazıları

YANAN BEYİNLER…

KÖŞE YAZILARI

29 Ekim ve bayrak polemiği…

Bu haber 05 Kasım 2012 - 20:24 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Söze nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Hani “Sevinmesini bilmiyoruz” diyerek magandalıklardan şikâyet ederiz ya, adeta o magandalara taş çıkartırcasına bir bayram kutlamasını geride bıraktık. Hangi akla hizmet ettiği anlaşılmaz bir şekilde daha günler öncesinden bir gerilim oluşturuldu. Bir takım sivil toplum kuruluşlarının alternatif bayram kutlama taleplerine, Ankara Valiliğince sözüm ona bir provokasyon yapılacağı istihbaratına dayandırılarak yasak getirilmesi, daha bayrama günler varken gerilimin artmasına sebep oldu. Neticede 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında yaşananlar, on yıllık AKP iktidarında sergilenen basiretsizlikler dolayısıyla zirve yapan toplumsal ayrışmanın tipik bir örneği olarak hafızalarımıza kazındı.
Bana göre yasaklamaya dayanak olarak öne sürülen provokasyon ihbarı, ya valiliğe bu bilgiyi veren istihbarat birimlerinin işgüzarlığıydı ya da alternatif bayram iddiasıyla ortaya çıkanların, bu yasaklamayla oluşacak gerginliği reklam vasıtası görerek kendi kendilerini ihbarıydı. Ancak hangi sebeple olursa olsun böyle bir gerekçeyle, böyle bir yasaklamaya gidilmesi daha büyük bir provokasyon olmuştur. Yaklaşık on gündür süren bir “Bayram ve Bayrak polemiği” yaşıyoruz. Polemikten öte bir rezalet ortalıkta konuşulanlar ve yaşananlar.
Gerçekten de anlamakta güçlük çekiyorum. Bu ülkenin Başbakanı partisinin meclis gurup toplantısında kürsüye çıkıp, diyor ki; Ulus’ta bayrak sallamak kolay, sen git Hakkâri’de salla da göreyim. Bu sözler nasıl düzeltilir, hangi tevil kalıbına uydurulur bilemem ama birilerinin, bu ülkeyi yönetme makamında bulunanlara Hakkâri’nin de bu ülkenin sınırları içerisinde olduğunu hatırlatmaları gerek diye düşünüyorum. Ve eğer bu ülkenin vatandaşları, ülkenin herhangi bir köşesinde güvenlik zafiyeti sebebiyle Ay- Yıldızlı bayrağı eline alıp dolaşamıyorsa, evinin balkonuna asamıyorsa bu durumdan, herkesten önce Sayın Başbakan ve onun başkanlığındaki hükümet sorumludur. Bundan utanması ve sıkılması gerekenler, bu zafiyete sebep olanlardır, fırsat verenlerdir. Sayın Başbakan’ın bu ifadeleri kullandığı gurup konuşmasını televizyonda izlerken kahroldum, midem bulandı. Midemi bulandıran şey, Başbakan’ın benzerlerini daha önceleri de kullandığı o sözlerinden ziyade, salonda bulunan milletvekillerinin, Başbakan’ın bu sözlerini adeta ayakta alkışlamalarıydı. Bu nasıl bir gaflettir, bu nasıl bir aymazlıktır anlamak mümkün değil.
Ulusta yaşananların ardından sergilenen bir başka evlere şenlik gelişme de “Barikat kaldırtma” polemiğiydi. Bir yanda barikatların Cumhurbaşkanının talimatıyla kaldırıldığına dair iddialar, diğer yandan Sayın Başbakan’ın bu iddiaları yalanlayan “Devlette çift başlılık olmaz. Yok öyle bir şey.” şeklindeki beyanları. Cumhurbaşkanı da kendisine ısrarla yöneltilen sorulara net bir cevap vermemiştir. “Barikatı kaldırın” talimatını ben verdim demediği gibi, vermedim de dememektedir. Millet olarak, bir haftadan bu yana “Barikatı Kaldırın!” komutunu vererek, halkını polis copundan ve biber gazından kurtaran kahramanın kim olduğunu merak ederek yaşıyoruz. Gülmek mi lâzım yoksa ağlamak mı bilemiyorum. Allah hakkımızda hayırlısını nasip etsin inşallah.

Zihni acbazihni@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.