Asikurtlar©

28 ŞUBAT’IN ARDINDAN

28 ŞUBAT’IN ARDINDAN
28 Şubat 2016 - 12:58 'de eklendi ve 4452 kez görüntülendi.

Refah Partisi, 27 Mart 1994 tarihinde yapılan mahalli idareler seçim sonuçlarına göre; ciddi bir yükselişe geçmişken, DYP ile koalisyon hükümetinde olan CHP nin başına geçen Deniz Baykal . İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’in görevden alınmaması nı bahane ederek, “koalisyonunun hukuken değilse bile fiilen bittiğini” ve “mevcut tablo içinde yapılacak şeyin Türkiye’yi seçime götürmek olduğunu” ilan ederek Türkiye’yi 28 Şubat sürecine sokar.

24.12.1995 tarihinde yapılan 20. Dönem milletvekili genel seçim sonuçlarına göre; Refah Partisi % 21.38 oy alarak 158 milletvekiliyle birinci parti olarak çıkar. Ancak DYP’ni n ve ANAP genel başkanı Mesut Yılmaz’ın birtakım ince hesapları sonucu hükümeti kuramayan Erbakan görevi cumhurbaşkanına iade eder, cumhurbaşkanı da görevi, seçimlerden çok az farkla ikinci parti olarak çıkan DYP lideri Tansu Çiller’e verir. Ancak, sermaye çevreleri ve medyanın kuvvetli desteğine rağmen DYP ve ANAP’ın kuracağı ANAYOL koalisyonu da yine ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın aynı ince hesabına takılır ve gerçekleşmez.

Yılmaz’ın planı işlemektedir ve artık görev kendisine verilmiştir. Daha önce kaptığı Meclis Başkanlığından sonra şimdide ‘’her ne şart altında olursa olsun iktidar olma arzusundaki RP ile koalisyon kurarak başbakanlığı da kapmak üzeredir’’ ANAP ve RP arasında ANAREFAH Hükümeti için ön protokol hazırlanır bakanlıklar bile paylaşılır. Fakat bu noktada TSK yetkililerin de, daha önce sermaye ve medya çevresinin yaptığı gibi hükümet temennilerinin ANAP ve DYP arasında kurulacak bir ANAYOL Hükümetinden yana olduğu söylentileri ortalığa yayılınca, ANAP elinin daha da güçlendiği yanılgısına kapılarak Refah Partisi ile daha önce yaptığı pazarlığı sulandırarak koalisyon şartlarını RP aleyhine yeniden düzenlemek isteyince koalisyon görüşmeleri sonlanır.

Mesut Yılmaz’ın ANAREFAH Hükümet projesi gerçekleşmeyince, 6 Mart 1996 tarihinde ANAYOL hükümeti kurulur. Fakat bu Mesut Yılmaz’ın çok da arzu ettiği bir hükümet ortaklığı değildir. Bu nedenle Refah Partisinin ‘’Tansu Çiller’i yolsuzluk iddiaları üzerinden köşeye sıkıştırmak için’’ hazırladığı 12 adet yolsuzluk dosyasına destek verir. Tansu Çiller ise, Mesut Yılmaz’ın bu hamlesine Refah Partisinin ANAYOL hükümetini düşürmek için verdiği gensorunun Meclis gündemine alınmasını destekleyerek karşılık verir. Böylece 6 Martta kurulan ANAYOL Hükümeti 100. Gününü henüz doldurmuşken 28 Haziranda sona erer.

ANAYOL Hükümeti dördüncü ayında sona erince, Necmettin Erbakan başkanlığında REFAHYOL Hükümeti kuruldu.

Fakat kurduğu Hükümet 8 Temmuz 1996 tarihinde güven oyu aldıktan sonra ‘’Kendince, Türkiye’nin bozuk dengelerini düzeltme amaçlı’’ çıktığı ve 10 gün süren İran, Singapur, Pakistan, Malezya ve Endonezya’yı kapsayan gezisinden dönerken, beraberinde getirdiği bir çok tartışmayla birlikte başlayan sorunlar sinsilesi yaklaşık iki ay sonra Erbakan’ın Mısır, Libya ve Nijerya’yı kapsayan ikinci gezisi ile skandallar zincirine dönüşür.

Daha gezinin ilk durağı olan, Mısır’da yapılan karşılama töreninde Türk bayrağının göndere çekilmemesi, Mısırdan Libya’ya geçerken ‘ uygulanan hava ambargosu nedeniyle’ Tunus üzerinden karayolu ile geçmek zorunda kalan Erbakan’ın Tunus hükümetince ciddiye alınmaması ve Tunus’lu yetkililerce karşılanmaması . Üstüne birde, Libya Büyükelçisi’nin üç kez gönderdiği ‘Libya’ya, siyasi bir gezi yapmanın sakıncalı olduğunu belirten kriptoya rağmen’ Libya ziyaretinde ısrar edilmesi ve bu ziyarette Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının; ülkemizin şanına yakışır bir şekilde ağırlanmak yerine çölün ortasında kurulan kıl çadırda, adeta fırçalanması ve ülkemizin aşağılanarak hakarete maruz kalması, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan, Erbakan’ın da bu durum karşısında sessiz kalması, Türk Milletinin tahammül sınırlarını epey zorlamıştı.

Bütün bunların yanında birde Erbakan’ın ülkeyi yönetmek için ‘Çok hazırlıklı hazır olduğu imajını vermek için’ ortaya attığı; kaynak yaratma formülleri de, fiyasko çıkınca Refah Partisinin halkın gözündeki imajı sorgulanmaya başlamıştı.

Bütün bu süreçte, Taliban örgütünün yönetimi ele geçirmesiyle başta Afganistan ve İran olmak üzere yurt dışında gelişen kökten dinci akımların yurt içinde ciddi karşılık bulması; Sincan’da, Kayseri’de ve daha birçok yerde Refah Partili belediyelerin kah üstü kapalı kah açıktan Laik Cumhuriyete meydan okuması, bazı çevrelerin Atatürk ve Milli Değerlerimiz üzerinden TSK yetkilileriyle polemiğe girmesi ve Erbakan hükümetinin de bütün bu gelişmeler karşısında tepkisiz kalarak pasif destek vermesi, üstüne birde emniyet ve yargı içinde kadrolaşma çalışmalarının ayyuka çıkması ve daha burada yazamayacağım kadar bir çok şey, demokratik çerçevede ve yasal zeminde bir uyarıyı zorunlu hale getirmişti.

İşte Üzerinde Yıllardır Tartışılan 28 Şubat Sürecinin Özeti Bu.

Durumu daha anlaşılır kılmak için, bir benzetme ile özetlersek; Sizin bir otobüsünüz var ve bunun için bir kaptana ihtiyaç duyuyorsunuz. Bütün tecrübesi Tarlada traktör sürmekten ibaret olan biri geliyor ve usta bir sürücü olduğunu söyleyerek kaptanlığa talip oluyor. Sizde sözlerine itimat ediyorsunuz ve otobüsünüzü bu acemiye emanet ediyorsunuz. Fakat o da ne; kaptanın acemiliği yüzünden daha ilk seyrinde otobüs irili ufaklı defalarca kaza yaparak bir takım hasarlara neden oluyor.

Siz bu durumda ne yaparsınız?
Bir uyarı bile yapmaz mıydınız?
Şimdi Siz Söyleyin, 28 Şubat Bir Suç mudur?
28 Şubat bir suç ise; asıl suçlu ülkeyi ikaza muhtaç hale getiren Baykal ile başlayıp, Mesut Yılmaz ile gelişen ve Erbakan ile artık iyice açığa çıkan bu süreçte katkısı olanlar mıdır, yoksa Ülke ve demokrasi için gördükleri yakın tehditlerden kaygılanarak gerekli mercilere görevi gereği uyarı yapanlar mıdır?
Şahap Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER