SON DAKİKA

“28 ŞUBAT DARBESİ”

Bu haber 22 Şubat 2010 - 22:27 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

“28 ŞUBAT DARBESİ” YAHUT “ÖCALAN’I TESLİM EDİP TÜRKİYE’Yİ TESLİM ALMAK”

“Düğün değil, bayram değil, ABD Öcalan’ı neden teslim etti?”

 

“ABD bizi niye öptü” sorusunu anlamak için biraz gerilere gidelim isterseniz. Çok değil, 2 yıl kadar geriye. 28 Şubat 2007’ye.

 

Refah-yol hükümeti (54. Hükümet) görevdedir.

 

Her ne kadar “Erbakancılarda, başbakan çıkartmanın sarhoşluğu” varsa da, akil adamlarının sayesinde, özellikle “denk bütçe, tek havuz” uygulaması sayesinde ekonomi iyiye doğru gitmekte, bölücü terörün azgınlaşması önlenmekte idi. “Kanlı mı kansız mı olacak” gevezelikleri olmasa, pekâlâ 54. Hükümet memleket hayrına pek çok işler yapabilirdi.

 

İçeride, bir yanda ilk defa hükümet olmanın sarhoşluğunu üzerinden atamayanlar, diğer yanda “bunların hükümet olmasını” içine sindiremeyenler birbirini taşa tutarken, ABD çoktan BOP projesinin son rötuşlarını yapmaktaydı. ABD Türkiye’yi öpmeden Ortadoğu’yu öpemeyeceğini biliyordu. Öyleyse, Türkiye’yi rahatça öpebileceği bir hükümet olmalıydı.

 

Refah Partisi yetkililerinin ve belediye başkanlarının lüzumsuz ve cahilce demeçleri “ABD’nin bizi öpmesi” için zemin hazırlayanların işini kolaylaştırdı.

 

Çok ilginçtir, Erbakan’ın şeyhleri Başbakanlıkta misafir etmesini “memleket meselesi” yapanlar, Tayyip Erdoğan’ın PKK’lıları başbakanlıkta ağırlamasını neredeyse alkışladılar.

 

Neyse konuyu dağıtmayalım şimdi.

 

28 Şubat 2007’de “bizim çocuklar” işbaşı yaptı ve 54. Hükümet bitirildi.

 

Hükümetin bitirilmesi yetmiyordu. Yerine, “öpülmeye gönüllü” aranmaya başlandı.

 

Burada soluklanalım.

 

Kafası çalışan ABD’li stratejisiler planın ikinci aşamasını devreye aldılar.

 

BOP’un selameti için önce Türkiye’yi teslim almaları gerektiğini biliyorlardı. Fakat Türkiye’yi teslim almak için önce “herkesin memnun olacağı bir şey” vermeleri gerekiyordu.

Hızlı bir beyin fırtınası ile aranan “hediye” bulundu.

 

“Kullanım tarihi” çoktan eskimiş Öcalan’ı son bir defa daha kullanmanın kimseye bir zararı yoktu nasılsa.

 

16 Şubat 1999’da, Ecevit’in azınlık hükümetine Bebek Katili paketlenip teslim edildi.

 

1974’de “Kıbrıs Fatihi” unvanıyla Türk Milleti’nin desteğiyle bir kez birinci olan Ecevit, bu sefer ABD’nin hediye paketi sayesinde birinci parti olmuştu. F tipi cemaatin toptan DSP’ye oy vermesi ve MHP’ye de “Neden sol ile hükümet oldun” diye sorgulaması o döneme rastlar.

Ecevit’e ikinci baharını yaşatan ABD, Irak’ın işgali için vize alacağını hesaplıyordu.

 

Olmadı tabi. Olamazdı da. Kasım 1999’da kurulacak hükümetin bir ortağı da MHP idi ve Ecevit kabul etse dahi MHP kabul etmezdi. Nitekim Irak’ın işgaline 57. hükümet şiddetle karşı çıktı.

 

İşte ne olduysa ondan sonra oldu. 2 Büyük depremin yarasını henüz saramayan Türkiye’de, süni olarak oluşturulan iki büyük ekonomik kriz çıkartıldı. Gerisi malum.

“Bebek katili, kılına zarar gelmemesi şartıyla” teslim edilmişti.

AKP gökkuşağı koalisyonunda yer alıp “idamın kaldırılmasına evet” diyerek “müttefiklere samimiyet testinden başarıyla geçti.”

 

İdam edilmesi yönünde oy kullanan tek parti MHP ile ilgili de “MHP’yi atın, DSP-ANAP hükümetini şartsız şurtsuz destekleriz” diye demeçler veren Tayyip Erdoğan, yazılı imtihandan sonra sözlüden de tam not almış oldu.

Yahudilere hizmet edenlere verilen “Hizmet Tacı” ödülünün tüm Yahudi lobilerinin oybirliği ile Tayyip Erdoğan’a verilmesi de tesadüfen tam bu döneme rastlar.

Bu arada yasaklı Erbakan cephesinde ilginç şeyler olmuştu. Abdullah Gül, Erbakan’a bayrak açmış, partide “yenilikçiler-gelenekçiler” çekişmesi yapılıyordu.

 

Çok ilginçtir ki, Necmettin Erbakan’a hayatı zindan edenlerle, suç ortağı(!) Abdullah Gül’ü zirveye çıkartanlar aynı idi.

1995’de “ABD, İslam ülkelerini işgal ediyor, kan döküyor,… AB bir Hıristiyanlar kulübüdür..” diye TBMM’de ateşli konuşmalar yapan Abdullah Gül, bu sefer “Barış için en çok ABD askeri şehit oldu,… AB bir medeniyet projesidir” nutukları atıyordu.

 

***

 

“Öpülmeye gönüllü bizim çocuklar” bulunmuştur.

“BOP eşbaşkanıyız biz, bu görevi yapıyoruz biz” itirafını büyük bir samimiyetle yapması işte bu döneme rastlar “bizim çocukların”.

 

Irak’ın işgali ve bir milyondan fazla Müslüman’ın katledilmesi, BOP’un ilk adımıdır ve bu arkadaşların “görev tanımı” içerisindedir. Tabi bu arkadaşların imanı öyle sağlamdır ki, bir Müslüman ülkenin kâfirler tarafından işgal edilmesine yardım etmek ve bir milyon Müslüman’ın katledilmesine sebep olmak, imanlarına zeval vermez. Hatta “Ayasofya Cami olacak” diye yola çıkıp Akdamar’a Kilise inşa ederek hizmet etmeleri de imanlarına zeval vermez “mütedeyyin” arkadaşların.

 

***

 

Sahi, üzerinde üniforma olan herkesin “darbe planlayıcısı” zannıyla içeri atıldığı, sabahlara kadar sorgulandığı bir dönemde, 28 Şubat darbesini gerçekleştirenlerle ilgili hiçbir şey yapılmaması, size göre de ilginç değil mi?

 

“Zina yasasını” ve “Azınlık Vakıf Yasasını” bütün Türk Milleti karşı çıkmasına rağmen ısrarla kanunlaştıran AKP’nin, bütün Türk Milleti’nin istemesine rağmen “Başörtüsü ve OSS katsayı” meselesini sürekli askıda bırakmasının anlamı sizce nedir?

Hep söylenip duruyor, kimse de yalanlamıyor. Bir de ben sorayım bakalım, yalanlayacaklar mı?

 

28 şubat’ın mimarlarından Çevik Bir, AKP daha iktidara gelmeden Egemen Bağış ve Cüney Zapsu ile birlikte Avrupa-Amerika turuna çıkıp “AKP tam sizin aradığınız partidir, AKP’ye güvenin” diyerek lobileri ikna etmeye uğraştı mı?

 

Bu turlara, henüz daha milletvekili bile değilken, henüz daha yasaklı iken, Recep Tayyip Erdoğan da katılıp Çevik Bir ile birlikte irili ufaklı bütün lobileri gezdiği ve onlara güvence verdiği doğru mudur?

 

Siyaset yasaklı Tayyip Erdoğan’ın, henüz yasağının kaldırılıp kaldırılmayacağı bile belli değilken ABD ve Avrupa ülkelerini “bir Başbakan gibi” turluyor olması, Deniz Baykal’ın CHP’sinden “yasağın kalkması” için garanti almış olmasıyla bir ilgisi var mıdır? ( Bu aralar AKP’nin CHP ile arasının açık olmasına bakmayın. Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılmasını CHP’nin demokrasi aşkına bağlıyorsanız, siz ya çok safsınız veya aklınızı peynir ekmekle yediniz. CHP bölücülük ve Kürtçülük konusunda rolünü AKP’ye kaptırdığı için AKP’ye bu kadar muhalif davranıyor. Yazın bir kenara, şayet AKP bundan sonra sayıları yeterse BDP (PKK) ile, yetmezse CHP ile koalisyon kuracaktır. Çünkü AKP’nin bugün uygulamaya çalıştığı tüm bölücü açılımlar, CHP’nin parti programında yazılıdır.)

Konu yine dağılacak, ben en iyisi konuya dönüp kafamızı kurcalayan sorulara devam edeyim.

 

28 Şubat’ın mimarlarından Çevik Bir, Başbakan Abdullah Gül’e ve/veya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Başbakan başdanışmanı” sıfatıyla hizmet etti mi?

 

28 Şubat, gerçekte “Öcalan’ı teslim edip Türkiye’yi teslim almak” projesinin ilk adımı mıydı?”

***

 

Türk Milletinin istediklerini “Bedel ödeyemem” diye reddeden Tayyip Erdoğan’ın “PKK’nın istediklerini” “Bedeli ne olursa olsun yapacağım” demesi kimseyi uyandırmıyorsa, “AKP 28 Şubatçılarla mücadele ediyor” yalanının size ninni gibi gelmesi de gayet normal.

Ölüler de sanır ki, diriler hep helva yer.” Eh, bizim “ehli mümin kardeşlerimiz de sanıyor ki AKP 28 Şubatçılarla mücadele ediyor.” Yahu “varlık sebebi” ile mücadele edene nankör denir. AKP’yi nankör mü sanıyorsunuz siz?

***

 

Bir yazımda, “sürekli İsrail ile kavga görüntüsü veriyorlar, fakat bunlar İsrail ile kanka” diye yazmıştım. “Bir AKP’li kardeşimin” kanına dokunmuş. Bana “Ayıp ediyorsun, günaha giriyorsun” diye sitem etti. Ben de “Hangi İsrail Başbakanı, kimin iktidarında TBMM’nde konuşabildi, sen dayılandığın adamı meclisinde konuşturur musun” diye sordum. İftira ediyorsun dedi ve küstü.

Demek ki milletimizin bilmediği çok şey var. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu, bilseler müminler, bırakın oy vermeyi, aynı camide namaz bile kılmazlar, hem vallahi hem billahi.

 

Yukarıda yazdıklarımın hepsini boş verin. Aslında sadece şu cümleyi yazmak için bunca uzattım lafı.

 

“28 Şubat müttefik ve ürünleri bayramınız mübarek olsun!”

 

 

 

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.