Asikurtlar©

2017 Yılına girerken ekonomik görünüm

2017 Yılına girerken ekonomik görünüm
08 Ocak 2017 - 21:26 'de eklendi ve 4782 kez görüntülendi.

2008 yılında başlayan küresel krizin yarattığı türbülans Dünya ekonomisini ve özellikle de Gelişmekte Olan Ülkeleri sarsmaya devam etmektedir. Amerika başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin tümünde krizin artçı sarsıntıları devam ederken krizi önlemek maksadıyla alınan tedbirler hem yetersiz kalmakta hem de bizim gibi gelişmekte olan ülkelere olumsuz yansımaları görülmektedir.

Türkiye yaşanan süreç boyunca en çok kırılganlığa sahip olan 8 ülkeden biri olarak tespit edilmektedir. Kırılganlık göstergelerinden en önemlisi olarak görülen cari açık problemi bir diğer deyişle döviz açığı problemi ülkemiz açısından sürdürülebilir olmaktan çıkmış ve 2016 yılının son aylarında döviz kurlarındaki ani artış ile Türk Lirası yaklaşık yüzde 20 değer kaybetmiştir.

Üretimin geri plana atıldığı tüketim odaklı harcayarak büyüme modelinin tercih edilmesi, özellikle de borçlanma imkanlarının genişletilmesi sayesinde iç talebin artırılması belirli bir ekonomik gelişmeyi sağlamış olsa da durumun sürdürülebilirliği açısından riskleri artırmıştır. Gelinen noktada hanehalklarının ve firmaların borç yükünde ortaya çıkan artış ve bu borçların bankalar tarafından karşılanırken dış kaynak kullanılarak gerçekleştirilmiş olması özel sektör borçlarını dış borçlanmaya bağımlı hale getirmiştir.

2017 yılı ülkemiz ekonomisi için mevcut risklere ilave olarak politik istikrarsızlık ve güvenlik problemini de karşımıza çıkarmıştır. Tüm bunların bileşiminden kaynaklanan ekonomik durgunluk ile iç talepteki daralma üretici sektörlerde baskı yaratmakta ve ortaya çıkan kur artışlarının getirdiği maliyet baskısı da ekonomideki iyimser beklentileri perdelemektedir.

Türkiye ekonomisi bir çok kez buna benzer durumlarla karşılaştı bu defa da atlatabiliriz düşüncesi elbette gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. 15 Temmuz sonrası yaşanan gelişmeler nasıl ki geçmişte yaşadıklarımıza benzemiyorsa ekonomide karşılaştığımız bu daralma da daha öncekilere benzememektedir. Türkiye krizler karşısında deneyimli ve potansiyeli yüksek bir özel sektör dinamizmine sahiptir. Lakin potansiyelin var olması sorunun çözümünde yeter koşul değildir.

 

Hanehalkı güven endeksinin azaldığı bir ortamda iç talebin canlanmasını beklemek yerine vatandaşlarımızın gelecek ile ilgili kaygılarını ortadan kaldıracak tedbirlerin ivedilikle alınması gerekmektedir. Buna ek olarak tüm toplum kesimlerinin ekonomideki gelişmelere karşı duyarlılığının artırılması için çaba sarf edilmeli ve iyimser beklentilerin oluşabileceği iklimin sağlanması için tüm vatandaşların azami gayret göstermesi teşvik edilmelidir.

Türkiye top yekün fedakarlık yapılması gereken bir dengesizlik hali ile karşı karşıya kalmıştır. 2017 yılı milat olmalı ve siyaset üstü düşünme, toparlanma ve yeniden kalkınma yılı olarak tarihe geçmelidir.

Doç.Dr.Celal Taşdoğan
MHP MYK ÜYESİ

Kaynak:Haberyiva

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER