SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

16 Nisan Fırsattır

Bu haber 06 Mart 2017 - 12:09 'de eklendi ve 34 kez görüntülendi.

MHP, Anayasa değişikliğini gündeme getirirken, ülkenin içinde bulunduğu büyük tehdit ve tehlikeye dikkat çekti ve bu şekilde yola devam edilemeyeceğini, mutlaka bir şeyler yapmak gerektiğini söyledi. Yönetim garabetini ortadan kaldırmanın iş püf noktası olduğunu gördü ve işe buradan başladı. Anayasa değişikliği, asla bir rejim değişikliği veya başkanlık sistemine geçiş değildir.Ülkenin bölünmez bütünlüğünü, milli devleti, üniter yapıyı, kuvvetler ayrılığı ilkesini daha da pekiştirmekte ve işler hale getirmektedir. Şahıslarla ilgisi ve alakası yoktur. Çatışmalara, tıkanmalara ve fiili durumlara sebep olan, çift başlılık meydana getiren hükümet sistemini düzeltmekle sınırlıdır. Nitekim, MHP sözcüleri ülkenin her yerinde yapılanı anlatıyorlar. Devlet, millet, Cumhuriyet ve Türklüğün bekası için “evet” denildiğini söylüyor, “Bu Ülke İçin Yeminimiz Var. Vazgeçilmez!” diyorlar.

DEVLETİ KAYBETMENİN KIYISINDAN DÖNDÜK

Neredeyse hergün, bu tespitlerin ve yapılan düzenlemenin ne kadar doğru ve yerinde olduğunu ispat eden, yeni bir gelişmeye şahitlik ediyoruz. İçeride 15 Temmuz gibi dünyada eşi-benzeri olmayan bir kalleşliği yaşadık. Açıklanan iddianameler insanı dehşete düşürüyor. Bir çete devleti ele geçirmek ve Cumhuriyeti yok etmek için milletin ordusunu, tankını, uçağını, helikopterini millete karşı kullandı. Devletimizi kaybetmenin kıyısından döndük. Diğer terör örgütleri fırsatı ganimet sayıp saldırıyorlar. Varlığımızı ve güvenliğimizi sağlamak içeride verdiğimiz mücadeleye dışarıda devam etmek zorunda kaldık. Ülke bütünlüğünü korumak için sınırlarımızın dışına çıktık ve 71 şehit vererek El Bab operasyonunu yaptık. Bu operasyonları Münbiç ve gerekirse Rakka’da da devam ettirmek ve kırmızıçizgilerimizi her ne pahasına olursa olsun korumak, bir tercih değil, mecburiyettir.

DEAŞ’I BAHANE EDİYORLAR

Bu kalleşliklerin nereden mayalandığı, kimler tarafından organize edildiğini ve üzerimize salındığı ayan beyan ortadadır. ABD, AB ülkeleri, Rusya ve hatta komşularımızın tamamına yakını Türkiye’nin bu zor ve sıkıntılı dönemden çıkmaması ve daha ağır bir tablo oluşması için açık bir düşmanlık sergiliyorlar. Önce IŞİD veya diğer adıyla DEAŞ’ı büyütüp meydana saldılar. Şimdi de DEAŞ’la mücadele maskesiyle gerçek emellerini hayata geçiriyorlar. Lafa gelince bütün dünya bir araya gelmiş DEAŞ’ı yok etmek için plan ve proje üretiyor zannedersiniz. Ama iş uygulamaya gelince Türkiye’den başka bu kanlı örgütle ciddi biçimde mücadele eden hiç kimseyi bulamıyorsunuz. Kaldı ki, bedeli de zaten en ağır şekliyle biz ödedik ve ödüyoruz. Bizim sınırlarımıza dayandı, bizim köylerimizi, kasabalarımızı top atışına tuttular. Bizim şehirlerimizde bombalar patlattılar, bizim vatandaşlarımızı katlettiler. Bu vahşi örgütten kaçan milyonlarca Suriyeli bizim topraklarımıza sığındı. Biz doyurduk, biz barındırdık, biz külfetine katlandık.

TERÖRİSTLERLE İŞBİRLİĞİ YAPIYORLAR

Bütün bunların asla tesadüf olmadığını, ABD’nin DEAŞ bahanesiyle bölgedeki bütün terör örgütlerini nasıl koruyup kolladığını, silahlandırıp işbirliği yaptığını ibretle izliyoruz. Bizim için tehdit ve tehlike olan her kim ve hangi örgüt varsa, tamamını koruyor ve kolluyorlar. Güya DEAŞ’ı yok etmek için müttefik, stratejik ortak ve NATO üyesi olduğumuz halde bizimle değil, bu terör örgütleriyle işbirliği planları yapıyorlar. Diğer taraftan Rusya masada yüzümüze gülüyor, ama uygulamada bizi zor duruma düşürecek ne varsa tamamını uygulamaya sokuyor. Biz “Esad’la olmaz” diyoruz, Rusya bu diktatörü bize muhatap ediyor. Menbiç’i bu diktatöre teslim edip sınırımızda bize yönelik yeni bir tehdidin kapısını aralıyor. Biz, “PYD bölücü ve eli kanlı bir terör örgütüdür” diyoruz, Rusya bunlara anayasa hazırlıyor, Moskova’da büro açıyor, yardım ve destek vermekte ABD ile yarışıyor.

AB ÜLKELERİNİN REZİLLİKLERİ

Başta Almanya olmak üzere AB üyesi ülkelerin de bu kirli oyunda nasıl yer aldıklarını sadece Suriye ve Irak’da görmüyoruz. Referandum sürecinde de açık ve aleni şekilde hasım oldular. Almanya’nın ülkedeki Türk vatandaşlarının bakanlarla bir araya gelmesine izin vermemesi, bunu Hollanda’nın takip etmesi hiçbir insani değerle izah edilemez. Nitekim, Avusturya Başbakanı Christian Kern’in Avrupa Birliği’ne Türkiye için yasak çağrısı yapması ve daha önce verilen sözlerin iptal edilmesini istemesi sözün bittiği yerdir. Türkiye’nin nasıl kuşatıldığını içimiz sızlayarak izliyoruz. Bu duruma gelinmesinde 15 yıllık AKP iktidarının yanlışlarının, yetersizliklerinin, teslimiyetlerinin payı elbette inkar edilemez. Ama her ne olursa olsun bu terbiyesizlikler, küstahlıklar ve kepazelikler Türk milletine karşı yapılmıştır. Karşı durmak, bu rezillikleri reddetmek ve birbirimize sarılmak bir mecburiyet halini almıştır. Bizim insanlığımız da, imanımız da, davamız da bunu gerektirir. Bu kalleşlikler karşısında yapılan açıklamalar doğru ve yerindedir, ancak yeterli değildir. Misliyle cevap vermek ve herkese haddini bildirmek milli bir görevdir.

ZAMAN KAYBEDEMEYİZ

Ne yazık ki, durum budur. Ve bu şartları kabullenmek ve rıza göstermek mümkün değildir. Her zaman “önce ülkem ve milletim” dedik. Bu sözün gereğini de yapıyoruz. MHP’nin bütün gayreti ülke ve millet için en doğru ve sağlıklı sistemi kurmaktır. Sistemi doğru kurar ve işletirsek, bu kuşatmayı daha kısa zamanda ve daha kolay yarabiliriz. İç çekişmelerle, siyasi hesaplarla, gerginlik ve krizlerle enerjimizi tüketmek yerine, daha güçlü, daha zengin, daha iddialı ve daha saygın bir ülke olmak için çalışırız. Bunu başaracak imkanımız var. 16 Nisan’da bunun kararını vereceğiz. Krizlerle, çatışmalarla, çift başlılıkla mı yola devam edeceğiz, bunları aşıp ülkenin yükselmesi ve yücelmesi için mi çabalayacağız?
MHP bu samimiyetle ve kararlılıkla yola çıkmışken, üstelik AKP yanaşması birilerinin fitne ve fesat üretmeye çabalaması, sureti haktan görünüp bölücü, yıkıcı emellerine MHP’yi alet etmeye uğraşması, beyhudedir. Sayın Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin bu zavallıların maskesini düşürmesinden kimlerin nasıl rahatsız olduklarına bakınca, ne kadar doğru ve haklı bir iş yaptığını bir defa daha anladık.

ORHAN KARATAŞ 

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.