SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

BARAJ…

Gündem Yazıları

’12 Yıldır Hakları Gasp Ediliyor’

Bu haber 22 Temmuz 2014 - 16:00 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan TANRIKULU’nun “4-C’li ve taşeron işçilerin sorunları, emeklilikte yaşa takılanların mağduriyeti ve 12 yıldır ahbap-çavuş ekonomisi” hakkında yapmış olduğu basın açıklaması.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu TBMM Genel Kurulu’nda, kamuoyunda Torba Tasarı olarak bilinen kanun tasarısı hakkında 4 ayrı konuşma birden yaparak vatandaşlarımıza vaad edilen sözlerin yerine getirilmediğini dile getirmiştir.

Tanrıkulu; “Kamuoyunda Torba Tasarı olarak bilinen ve içinde birbiriyle alâkalı olmayan konuların düzenlendiği tasarının bizlere göstermiş olduğu gerçek; iktidarın konu başlıklarını ayrı ayrı düzenleme kabiliyetini sergileyemediği için parça parça günü kurtaracak olan düzenlemeleri bir araya getirmesidir. Maliye Bakanı “Affa karşıyım.” derken, iktidar grubu afları dizi dizi bu torbaya doldurup, TBMM gündemine getirmiştir.

Ancak bu tip torba düzenlemeler, ülke ekonomimizde kalıcı katkı sunmayan, günü kurtaran geçici ve geleceğe birtakım zararlar ile ağır yükler bırakan uygulamalar olmuştur.

12 yıllık süre içerisinde 8’incisi görüşülmekte olan vergi ve prim affı düzenlemelerinin geçmiş uygulamaları hüsranla sonuçlanmıştır. Önceki af uygulamalarına bakıldığında beklenen gelirin yaklaşık % 40’ına ancak ulaşılabildiği görülmektedir.

Kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel politikası 12 yıldır uygulanmamaktadır. Bu bakımdan iktidarın personel ve ücret rejimi de bu süre zarfında sınıfta kalmıştır. Kamu çalışanları arasında 12 yıldır hakları en fazla gasp edilen ‘4/C’ olarak adlandırılan çalışanlarımızdır. 4/C’li personel aynı işi ve aynı görevi yaptıkları kadrolu personelden ekonomik ve sosyal haklar yönünden mahrum bırakılmışlardır.

Kamuda çalışan geçici ve mevsimlik işçilerin de çalışma süreleri, kadro sorunları ve emeklilik ile ilgili sıkıntıları halen devam etmektedir.

İktidar çeşitli vaatlerle, taşeron işçilerimizi devamlı ‘ha bugün, ha yarın’ çıkacak şeklinde uzun zamandır oyalamış ve beklenti içine sokmuştur. Ancak taşeron çalışma sistemi ile ilgili getirilen düzenlemeler hem eksik, hem de beklentiyi karşılayacak düzeyde değildir. Kamuda taşeron olarak çalışanlara yetersiz haklar tanınırken, özel sektörde taşeron çalışanların görmezden gelindiği bu düzenlemeler şimdiden çalışma barışını tehlikeye sokacak ve çalışma hayatında huzursuzluklara yol açacaktır.

Diğer yandan prim günü ve yıl şartlarını tamamlamış ancak yaşı bekleyen yani kamuoyunda “emeklilikte yaşa takılanlar” olarak bilenen emekli adaylarına yönelik bu torba tasarıda herhangi bir çözüm sunulmamaktadır.

Ülkemizde “ahbap çavuş ekonomisi” diğer adıyla “ahbap çavuş kapitalizmi” 12 yıldır hız kazanmıştır. Ahbap çavuş ekonomisi veya kapitalizmi; siyasî iktidar sahiplerinin ya da bürokrasinin, bazı işleri yapmak için iş adamlarıyla çıkar iş birliğine girmeleri veya gelirlerini paylaşabileceği iş adamlarına ihaleleri vererek özel sektörü kendi özel sektörleri hâline getirmeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda yurt dışında yayınlanan bir kuruluşun (The Economist-15 Mart 2014) hazırladığı grafiğe göre Türkiye, ahbap-çavuş kapitalizmi veya ekonomisi sıralamasında orta bir yerde, yerini çok güzel (!) bir şekilde almış gözükmektedir.

İktidarın 12 yıldır işsizlikle mücadele konusunda ciddî bir iddia ortaya koyamadığı, bir stratejisi, bir planı ve istihdamın yapısal sorunlarını çözecek herhangi bir modeli ülkemize sunamadığı rakamlardan anlaşılmaktadır. Sanayimizin ihtiyacı olan ara eleman yetiştirilmesi konusunda herhangi bir tedbir geliştirilememiş ve bu noktada yeterli ve gerekli bir çalışma içerisinde bulunulmamıştır. Bugün işsiz sayısının yaklaşık beşte 1’i üniversite diplomasına sahip olan genç işsizlerdir. Bu kesimdeki işsizlik oranı şu anda % 20’yi bulmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalar göstermektedir ki; iş bulan üniversite mezunlarımızın % 31,8’i aldıkları akademik eğitimin dışında lise veya daha az düzeydeki işlerde çalışmaktadır. OECD ülkeleri genelinde işgücünde nitelik uyumsuzluğu % 25 iken, Türkiye’de bu oran % 40 gibi çok yüksek bir orandır. Bu bakımdan eğitim-istihdam sorunu alarm verme noktasına gelmiştir.

Türk ekonomisinin mikro ve makro çok ciddî sorunları devam etmekte ve bu sorunlar giderek derinleşmektedir. Artan dış borç sarmalı içerisinde ucuz döviz politikasıyla, dışarıdan teşviklerle kredi alan girişimcilerimiz, özellikle ihracatçı girişimcilerimiz, kur riski ve iktidarın neden olduğu ekonomik riskler nedeniyle çok ciddî mağduriyet yaşamaktadırlar.

Özel sektörün dış borcu Mayıs ayı sonu itibariyle 275 milyar dolara çıkmıştır. Mayıs sonu itibariyle özel sektörün vadesi bir yıl içinde dolacak yaklaşık 143 milyar dolar dış borcu bulunmaktadır. Yine Mayıs sonu itibariyle ülke olarak bir yıllık dönemde 143 milyar doları özel sektörün, toplam 169 milyar dolar dış borç ödenmek zorundayız. Doların sadece 10 kuruş artması özel sektörün 275 milyar doları bulan toplam dış borcunun TL karşılığında 27,5 milyar TL ek yük getirmektedir.

12 yıl boyunca adaletli vergi sistemi sağlanamamıştır. Oysa, ciddî ve yerinde uygulanacak olan maliye politikasında vergi oranlarını düşürüp, vatandaşın elinde daha fazla harcanabilir gelir yaratılsaydı bu gelir kayıt altında kalmaya devam edecek ve bu tutar harcamalara yönlendirilebilecekti.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak yüksek borç rakamlarıyla mücadele etmeye çalışan vatandaşlarımıza ekonomik bir kaygı duymadan siyasî tercihlerini gözden geçirmeye davet ediyoruz. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi iktidarında; ülkemizin ve vatandaşlarımızın bu borç sarmalından kurtulması için gerekli her türlü tedbir alınacak, mevcut gelir ve refah düzeylerini yükseltecek adımlar atılacaktır.” diyerek 12 yıldır aslında olmayan siyasî ve ekonomik istikrar masalının sonuna gelindiğini belirtmiştir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.