SON DAKİKA

ŞAHİT OL ANKARA!

KÖŞE YAZILARI

Hayal Kurmak Bedava…

Gündem Yazıları

10. Büyük Kurultay ve Devlet Bahçeli Liderliği

Bu haber 06 Kasım 2012 - 19:47 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

MHP 10. Kurultayı, bir genel başkan değişikliği getirmemiştir. Ancak hemen yanı başımda duran ve Başbuğ mirası, şehitler emaneti, Ülküdaş mülkiyetliodamın duvarını süsleyen 9. Kurultay posterine bakarak şunu söylemeliyim ki; 10. Kurultay, hem öncesi hem idrak edilişi hem teknik estetiği hem de sonuçları bakımından öncekilerden farklı bir siyasi eşik olmuştur.

Kurultay’ın dosta düşmana karşı, her yönüyle Ülkücü Harekete yakışan bir güç tablosuna dönüşmesini sağlayan başta Genel Başkanımız Devlet Bahçeli olmak üzere gece yarısından itibaren Ülküdaşlara sorunsuz bir misafirlik yaşatabilmek için salonu “Ülkü denen nazlı gelin” gibitefriş edenMHP yöneticilerine ve çalışanlarına bize yaşattıkları gururdan ötürü kalben teşekkür ediyorum.

Son aylarda Kurultay’daki heyecanı yükselten gelişmeleri hep birlikte yaşadık. Amacını aşan ve gönül kıran sataşmalarla karşı karşıya kaldık. Ülkücü sorumluluklarımız, görevlerimiz vardı. Sahaya çıktık ve mücadelemizi yaptık. Sahada olan sahada kalır;önemli olan bundan sonra yapacaklarımızdır.

Kör dövüşü ve çocuksu bir kindarlık bize yakışmaz. Siyasette bir getirisi de yoktur; ancak gönül adamı olmanın, Ülkücü olmanın bir de duygusal tarafı vardır. Biz, bu duygusallığı belki görev ve sorumluluk gereği içimizde bastırabiliriz; ancak terk edecek kadar “çağdaş ve kaşar” bir siyaset adamı olmadığımızı biliyoruz.

Türk Milleti bizden acilen hizmet beklediğine ve dava her şeyin önünde olduğuna göre mazide yaşananları, davaya bir getirisi olmayan hatıraları, gönlümüzü tımar ederek Arena’da kurultaydan geriye kalan çöplerle birlikte toprağa gömme zamanı gelmiştir.

Bazı gönül kırıcı anılar organiktir, mutfak çöpü gibidir; unutursunuz, çürür gider. Ancak bazı radyoaktif atıklar vardır ki; kalıcıdır ve çöplüğe atılması özel bir muamele gerektirir. Bizim Kurultay sürecinde yaşananlarla ilgili kaygımız, kendimizle ilgili değildi.Bizi kaygılandıran, seviyesiz saldırıların, Ülkücü estetikten yoksunluğu bir yana, gençlere kötü örnek olması ve Ülkücü Ahlak anlayışına darbe vurmasıydı.

Çok şükür salondaki bütün heyecana ve yoğunlaştırılmış farklı sonuç beklentilerine rağmen, birkaç densizlik dışında bir tatsızlık yaşanmadı. Ülkücünün organik kimyasıyla barışık olmayan bu radyoaktif atıklar konusunda gerekli tedbirlerin alınacağından eminiz.

12 Haziran 2011 Seçimleri, her şeye rağmen nasıl bir milli refleksle barajoyunlarını bozan bir zafere dönüştürüldüyse 10. MHP Kurultayı da böylesine bir Ülkücü refleksle kazanılmıştır. Delegede tezahür eden bu refleksin sinir uçlarının sağlamlığı, Ülkücü Hareketin geleceği ve Ülkücü iradenin hürriyeti konusundaki en büyük güvencemizdir. Ülkücü takvimine göre 10. Büyük Kurultay bir milattır. Sayın Genel Başkan ve delege, göz göze gelerek sorumluluğunu yerine getirmiş, Ülkücüler için “daha çok çalışma zamanı” başlamıştır.

10. Kurultay’da, nöbetteki MHP delegesinin temsil ettiği Ülkücü hareket, bir kez daha ekonomik güce dayanan profesyonel operasyonları ve dışardan müdahaleyi reddetmiştir. MHP’nin başka partilere, Ülkücülerin sıradan seçmenlere benzemediği bir kez daha kanıtlanmış, PİAR’ların, toplum mühendisliklerinin “Ülkücü damara giremediği” dosta düşmana gösterilmiştir.

Aslında Devlet Bey’in konuşması tamamlandığında sonuç ve 750 rakamı, akl-ı selim tabelasında belirmişti. Bu konuşma, sadece siyaset penceresinden bakılsa bile 43 yıllık bir birikimin, 15 yıllık bir deneyimin ve davasıyla bütünleşmiş bir liderin milletine vefa manifestosu gibiydi.

“Türk Milleti Sensiz Asla” temasını bir kongre sloganı olmaktan çıkaran, bu tarihi konuşmada yer verilen milli değerlerdi. Devlet Bey, genç ve dinamik manifestosunun omurgasını milletin insani değerleriyle donatmıştı. İzmir İktisat Kongresinden değil Hasan Tahsin’den, Afşin Elbistan Termik santralinden değil Sütçü İmam’dan, Erzurum Şeker fabrikasından değil Nene Hatun’dan, Kayseri Organize Sanayiden değil Alparslan Türkeş’ten bahsediyor ve milli bir “vefa dersi” veriyordu. İşte “ahde vefa samimiyeti” buydu.

Türk olarak bir ve bağımsız yaşayamadan, inşan unsurumuz olmadan kalkınmanın, “Türk Milleti olmadan iktidar olmanındeğersizliği,” konuşmanın ana temasıydı. Bazılarının anlamakta güçlük çektiği bir cümleyi, son paragrafa kadar taşıyarak bir saatlik bir konuşmanın içine yayabilmek ve bu vizyona sadık kalabilmek… İşte “liderlik” buydu…

490aleyhte oya rağmen hiç kimse delegenin iradesine baskı yapılmasından, teşkilattan “askerlik”ten filan bahsetmesin; sebep belli…

Devlet Bey’i 10. Kurultay’dan bir kez daha genel başkan olarak çıkaran etken işte bu”ahde vefa” samimiyeti ve onun dosta düşmana kabul ettirdiği”liderliği”dir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.