Asikurtlar©

1 KASIM SEÇİMİ MHP İLE AKP MÜCADELESİNE SAHNE OLACAK!

1 KASIM SEÇİMİ MHP İLE AKP MÜCADELESİNE SAHNE OLACAK!
24 Eylül 2015 - 0:01 'de eklendi ve 4330 kez görüntülendi.

1 Kasım seçimlerinin asıl mücadelesi AKP ile MHP arasında geçeceği şimdiden anlaşılmaktadır. HADEPin 7 Haziranda almış olduğu oyların büyük oranda AKP sayesinde politize olmuş oylar olduğu kamuoyu araştırmalarından da anlaşılmaktadır. Politize olmuş oyların kısa sürede yön değiştiremeyeceğine ve sol oylarında gideceği yerin CHP olduğuna göre mücadele MHP ile AKP arasında geçecektir. İşin bir başka boyutu hem CHP hem de AKP, MHP tabanına göz dikmiş durumdadır. İllerde gösterdikleri adaylarda bunu göstermektedir. MHP’nin daha çok tabanına dönük strateji geliştirdiği görülmektedir.
Mücadele MHP ve AKP arasında geçeceğine göre her iki partinin benzer ve farklı yönlerini incelememiz gerekmektedir.
AKP’nin milliyetçi söylemlere başlaması ve milli ve yerli gibi kavramlarla bunu açıklamış olması da düşüncemizi doğrulamaktadır. AKP Milliyetçilik kavramını kullanamadığı için şimdilik yerli ve milli kavramlarıyla bu boşluğu doldurma çabasındadır. AKPnin yine yapılan araştırmalara göre adaylarını sol, alevi ya da kürt olarak isimlendirilenlerden değil milliyetçi -muhafazakâr insanlardan seçmiş olması bu arada Tuğrul TÜRKEŞİ aday göstermesi MHP tabanından oy devşirmeye çalışacağının somut göstergeleridir. Dolayısıyla her iki partinin lider, yönetim, taban, fikir ve Türkiyeye sundukları reçeteler bakımından objektif bir analizini yapmamızı gerektirmektedir.
Her iki partinin de seçmen profili açısından benzer yönleri bulunmaktadır. İki partide yönetim bakımından liderin kontrolündedir. Bütün kurulları lidere rağmen karar veremez. Demokrasiden çok monokrasi öne çıkmaktadır. Her iki partide son sözü lider söyler. Partiye mensubiyet bağıyla bağlılık her iki partide de kuvvetlidir. İnançları, eğilimleri, değerleri bakımından birbirine çok benzer bir seçmen kitlesi vardır. Ortak önemsenen semboller, kavramlar iki parti arasındaki geçişkenliği hızlandırabilmektedir. Vatan, bayrak gibi.
MHP ve AKP tabanlarında bazı kavramları ortak olmakla birlikte her iki tabanda bu kavramlara farklı anlamlar yüklenmiştir. MHP tabanının olaya Türk milleti merkezli bakışı ile AKP’nin milli görüşten gelen siyasal İslamcılığa dayalı ümmet bakışlı anlayışı kullandıkları kavramlarında farklı anlamlar kazanmasına neden olmuştur. Millet kavramı, MHP’de Türk milleti olarak anlaşılırken, AKP yönetimi ve yönlendirdiği seçmen kitlesi için aynı dine mensup insan topluluğu şeklinde algılanmaktadır.
MHP tabanı, Milliyetçilik kavramıyla Türk milletine olan sevgi, bağlılık ve Türk milletinin mutluluğu, refahı olarak algılanıp yurtta sulh cihanda sulh ile bütün milletlerin huzur ve barışını temennisine dayalı algılanırken AKP için milliyetçilik,İslamın yasakladığı ırkçılık olarak algılanmaktadır. Türk milleti kelimesi MHP tabanı için mensubiyet duygusuna dayalı egemen iradenin sosyolojik bir kavramı olarak tanımlanırken, AKP için etnisite site olarak algılanmaktadır. Arap, Kürt gibi.
Cumhuriyet rejimi ve Türk devlet, MHP tabanı için Türk milletinin milletleşme sürecinin taçlanması ve milli devletin kuruluşu olarak algılanmaktadır. Cumhuriyet ise milli devletin kişilik kazanmasıdır.
AKP tabanında ise cumhuriyet ve Türk devletinin kuruluşuna, Türk milletinin varlığına sürekli bir itiraz, başkaldırı vardır. Osmanlı devletinde derde deva olamayan İslamcılık akımını kurtuluş reçetesi olarak görmektedir. 1960‘lardan itibaren ortadoğuda vücut bulan Müslüman kardeşler teşkilatı ideologlarının etkisinde, özellikle İsrail yenilgisiyle Arap ülkelerinin tek başına İsraile karşı başarılı olmayacaklarını anlamaları sonucunda milli devletlerden çok İslam birliği dediğimiz Ümmetçilik ütopyasına sarıldılar. Bugün AKP kurmaylarının millet kavramına böylesi bir anlam yüklemeleri Arapların İsrail karşısında yenilgileriyle oluşan milli devletlere tepkinin ifadesidir. “90 yıllık reklam arası” söz bu zihniyetin ideolojisinden kaynaklanmaktadır.
MHP tabanı bir yönüyle AKP ile farklılaşmaktadır. Her ne kadar son yıllarda fikri yönü yok denilecek seviyeye gelmişse de MHP bir fikir ve aksiyon partisidir. AKP ise kurmay takımı ideolojik yapıyı koruyorsa da kitle genelde heterojendir. %40larda olan bu partide milli görüş oylarının % 20 civarında olduğu söylenmektedir. MHPnin etkileyeceği kitle, %20lik milli görüş geleneğine sahip olmayan bu kitledir.
Yine MHP tabanı AKPye göre lidere ve yönetime karşı kendince gördüğü aksaklıkları ya da yanlışları yüksek sesle dilendirebilirken AKPde liderin ağzından çıkan her söz tartışılmaz kabul görür. Tabanı kontrol noktasında her iki partide de yönetimlerin yargıları çok sert ve aykırı sesleri doğru ya da yanlışına bakılmaksızın mahkûm edici özelliktedir. Buda otokontrolü kolaylaştırmaktadır. AKP’nin muazzam medya ve devlet gücü de algı operasyonuyla hem toplumun tamamını hem de kitlelerini yönlendirebilmektedir.
MHP seçmeni bir yönüyle AKP seçmeninden ayrılmaktadır. MHP seçmeni, Liderinin, yönetiminin politikalarını benimsemese dahi ideolojisi gereği yine seçmen olarak oyunu MHP’ye verir.
İki partide de tabanlarına ve topluma etki konusunda asıl belirleyici olan liderlerdir. Kurmay ekipleri ve adayların, etkisi kadar üslup, alternatif politikalar ve bunları halka sunum şekilleri de belirleyici olacaktır.
AKP’nin iktidar olmasının artıları kadar başta çözüm süreci, adalet, kadrolaşma, yolsuzluk ve dış politika konularındaki bariz ve ölümcül hataları toplum nezdinde çok yıpranmasına ve güvenirliliğini kaybetmesine sebep olmuştur. MHP’nin topluma kendini anlatma ve iletişim dilinde şimdiye kadar istediği performansı gösterememesi de zaafı olarak karşımızda durmaktadır.
Her iki partide benzerliklerinden çok farklılıklarını öne çıkardıkları oranda ve liderlerin süreç içinde göstereceği performansları belirleyici olacaktır. MHP’nin AKP’ye göre geride olduğu konu kitle iletişim araçlarına sahip olamaması ve devlet gücünü kullanan AKP karşısında yetersiz araçlara sahip olmasıdır. MHP, bu eksiğini genç, dinamik ve teşkilatçı olan kitlesini harekette geçirebilirse ve kitlesini moral – motivasyon bakımından üst seviyede tutabilirse farkı kapatabilir. Önümüzdeki sürecin iktidar olmayı çok arzulayan, bunu imkân ve kabiliyetlerini kullanarak, tabanıyla bütünleşen partinin lehinde sonuçlanacağı görülmektedir.

Abdullah ALAGÖZ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER